Üreticinin tarımsal kuraklıkla imtihanı çok çetin geçiyor

Üreticilerin son yılların en çetin tarımsal kuraklık sezonunu yaşadığına dikkat çeken Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği Genel Başkan Vekili Ali İhsan Gezgin, en temel gıdalardan olan et ve süt üretimini riske atan, girdi maliyetlerini ciddi oranda arttıran tarımsal kuraklığa karşı sürdürülebilir tarım anlayışının geliştirilmesi, diğer girdi maliyetlerinin mutlaka düşürülmesi gerektiğini ifade etti.

Üreticinin tarımsal kuraklıkla imtihanı çok çetin geçiyor
 

Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği Merkez Birliği Genel Başkan Vekili ve Milas Süt Birliği Başkanı Ali İhsan Gezgin, kuraklığın hayvancılık pratiklerine, et ve süt üretimine olan olumsuz etkileri hakkında açıklamalarda bulundu. Başkan Gezgin, ülke genelinde kuraklığın arttığına yönelik ciddi gözlemlerin olduğunu ifade ederek, Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün Türkiye’de su/tarım yılı yağışları verilerine göre geçtiğimiz yıl son 20 yılın en kurak, son 41 yılın ise 2. en kurak senesi olarak kayıtlara geçtiğini hatırlattı.
KIŞIN SEL, HORTUM YAZIN İSE YANGINLAR
Sıcaklıkların mevsim normalleri dışında seyretmesiyle birlikte kış aylarında daha önce görüşmemiş şiddette sel, hortum gibi doğa olaylarının yaşandığını söyleyen Başkan Gezgin, yaz aylarında ise geçtiğimiz yıl ülke genelinde olduğu gibi günlerce süren orman yangınlarıyla karşı karşıya kalındığını belirtti.
Tüm bu olumsuzlukların tarım ve hayvancılığı direkt etkilediğini ifade eden Başkan Gezgin, “Bir yılda yağacak yağmur iki saatte yağdı. Yağmur sele dönüşüp, zarar verdi. Ekili alanlar sular altında kaldı. Yazın ise orman ve zirai alan yangınları üreticilerimizin belini büktü. Aşırı sıcaklık artışı ise yem üretimi için gerçekleştirilen tarım faaliyetlerini çok olumsuz etkiledi. Tüm bu olumsuzluklar temel tüketim gıdalarından olan süt ve et üretimini düşürdü.” diye konuştu.
Başkan Gezgin, 3 bin üyeyle günde 200 ton süt üretimi yapan Milas Süt Birliği üyelerinin, kurak tarım sezonunda yaşadıkları hakkında şunları kaydetti:
“Süt üretmek için en büyük girdi kalemini yem oluşturuyor. Bu anlamda üreticilerimiz, maliyetlerini düşürmek ve hayvancılıkta, süt üretiminde kalite ve verimi korumak için yeşil ot ve kaba yem üretiminin büyük bir bölümünü tarlalarında kendileri gerçekleştiriyor. Son yıllarda etkili olan kuraklık sebebiyle üreticilerimizin yem bitkisi üretimlerinde verim ve kalite düşüşleri yaşıyoruz. Mesela bölgemizde yem bitkisi olarak kullandığımız mısır üretim alanlarında yeterince sulama yapılamadı, üreticilerimiz kuraklık nedeniyle erken hasat yapmak zorunda kaldılar. Tarlalara ekilen yem bitkilerinde sulama imkanı olan yerlerde bile aşırı sıcaklıklar sebebiyle ürünlerde rekolte kayıplarıyla karşı karşıya kalındı. Birçok üreticimiz mazot, elektrik, tohum ve en önemlisi büyük emekler harcayarak yem bitkisi ekimi yaptıkları alanlardan, bekledikleri verimi alamadılar. Ürünlerimizdeki rekolte kayıplarının her yıl daha da arttığını gözlemliyoruz.”
KURAKLIK MALİYETLERİ DAHA DA ARTTIRDI
Yem bitkisi üretimindeki kuraklığa, sıcaklık artışlarına bağlı verim kaybının, üreticilerin üretim maliyetlerini ciddi oranda arttırdığına işaret eden Gezgin, “Hayvanları için yeterli yem bitkisini üretemeyen üreticilerimiz, daha fazla maliyetle yem almak zorunda kaldı. Üreticilerimiz, genel maliyetler de artınca, üretimin sürdürülebilir olmaması sebebiyle hayvancılıktan geçinemez hale geldi. Bu kuraklık, iklim değişikliği bu şekilde devam ederse süt ve et üretimi başta olmak üzere diğer tarımsal gıdalarda da ihtiyaç olan üretimin gerçekleştirilmesi oldukça zor gözüküyor.” diye konuştu.
KURAKLIĞA KARŞI TEDBİR ALINMALI
Gezgin, kuraklığa karşı yapılması gereken öneriler konusunda şunları kaydetti:
“Öncelikle insanlık olarak yaşam kaynağı olan suyun öneminin bilincine biran önce vararak, suyumuzu verimli bir şekilde kullanmayı öğrenmemiz gerekiyor. Toplum olarak su israfından, gıda israfından vazgeçmeliyiz. Bir litre süt, 1 kilogram et üretilirken ne tür kaynakların kullanıldığını, ne emekler verildiğini unutmamamız gerekiyor. Yeryüzüne düşen yağmuru, su hasadı yaparak kullanmalıyız, boşa akmasına izin vermemeliyiz. Gıda üretiminin sekteye uğramaması için planlanan ya da ihtiyaç duyulan ve uygun görülen yerlere yapılan baraj, gölet, dere yatağı bentleri, kapalı sulama kanalı çalışmalarının arttırılması sağlanmalı. Kuraklığa karşı üretim pratiklerimiz mecburi şekilde değişikliğe uğruyor. Tarım ve Orman Bakanlığımız, il ilçe müdürlüklerimiz bölgelere uygun, az su ile üretilebilen yem bitkilerinin kullanımının artırılması için çalışmalar yapılıyor. Bu çalışmaların içerisinde bir paydaş olarak yer alıyoruz. Yem maliyetlerinin düşürülmesi, üretimin doğaya en az zararla yapılabilmesi, hayvan refahının, verimin ve kalitenin yakalanabilmesi, doğal yaşamın korunabilmesi için sürdürülebilir tarımın olmazsa olmazı olan mera ve çayırların önemini gündemde tutmalıyız. Bu anlamda mera ve çayırların öncelikle korunması, ıslah edilmesi ve bu doğal üretim alanlarının uygun kiralama koşullarıyla üreticilerimizin daha yaygın bir şekilde kullanmaları sağlanmalıdır. Üreticiler olarak, Tarım ve Orman Bakanlığımızın ülke genelindeki mera ıslahı, mera tespit çalışmalarını ve mera, çayırlara yönelik projelerini çok önemli buluyor, bu çalışmaların daha da artırılmasını temenni ediyoruz.” diye konuştu.

 

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

Site en altı
yukarı çık