Birliğim Gıda Sol Sabit
Sağ Sabit SARI KONAK

Grup Başkan Vekili Özelden bakanlara ve Saylak’a ağır sözler!..

CHP Grup Başkan Vekili Özgür Özel, bir günlük ziyaret programı kapsamında ilçemize gelerek Arasta Park’ta Milaslılara seslendi. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli ve attığı tweet nedeniyle mahkemelik olduğu AKP Milas Belediye Başkan Adayı Barış Saylak’ı çok ağır sözlerle eleştiren Özel; “Beka sorununu ortaya atanlara sesleniyorum; bu ülkede beka sorunu falan yok. Sorun; sizlerin yandaşı olan bir grup hırsız müteahhitlerde, koltuk sevdanızda ve düne kadar size küfreden, tükürdükleri yüzü bugün öpenlerdedir” dedi.

Grup Başkan Vekili Özelden bakanlara ve Saylak’a ağır sözler!..

Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili-Manisa Milletvekili Özgür Özel, yaklaşan yerel seçimler öncesinde Muğla’ya yaptığı bir günlük ziyaret programı kapsamında ilçemize geldi. Milas Belediye Başkanı Muhammet Tokat’ı makamında ziyaret eden ve bir süre görüşen Özel’e; CHP Muğla İl Başkanı Adem Zeybekoğlu, Muğla Milletvekilleri Mürsel Alban, Av. Burak Erbay, Suat Özcan, eski dönem milletvekilleri; Fevzi Topuz, Av. Zeki Çakıroğlu, Tolga Çandar, Prof. Dr. Nurettin Demir, CHP Milas İlçe Başkanı İlgin Göktepe, ilçe yöneticileri, mevcut belediye meclis üyeleri, 31 Mart’ta yapılacak seçimlerde Millet İttifakı listesinden meclis üyeliğine aday olan isimler eşlik ederken, Özel ve beraberindekileri, Arasta Park’ta çok kalabalık bir partili grup karşıladı.

Bir süre Muharip Gaziler Derneği’ni ziyaret eden ve gazilerle sohbet eden CHP Grup Başkan Vekili Özgür Özel; “Bir süre önce sizlere ödenen ‘Şeref Aylığı’nın artmasıyla ilgili soru önergesi vermiştik, önümüzdeki günlerde konuyu bir kez daha meclis gündemine taşıyacağız” dedi.

Gaziler Derneği Başkanı Mehmet Sarban ve gaziler tarafından sevgi gösterilerinde bulunulan Özel, Gaziler Derneği’nin ardından bu kez Milas Cumhuriyet Kadınları Derneği’ne kısa süreli bir ziyaret gerçekleştirdi. Şube Başkanı Çöllüoğlu ve arkadaşlarıyla görüşen Özel, ardından Arasta Park’ta kendini bekleyen kalabalığa seslendi.

CHP Milas İlçe Başkanı İlgin Göktepe’nin ‘hoş geldiniz’ diyerek çiçek takdim etmesinin ardından alandaki CHP ve İYİ partililere seslenen Özel, öncelikle Türkiye’nin genel siyasetine değindi, ardından da sözü yerel seçimlere getirdi.

Özel konuşmasında şunları söyledi:

“Anlının terini ovaya, toprağa damlatan, tezgâha damlatan, denize damlatan, alnının terinden bereket fışkırtan ve o bereketle çoluğunun çocuğunun rızkını kovalayan, alnı açık, başı dik, yüreğinde; vatan, millet, memleket sevgisi, aklında Atatürk devrim ve ilkeleri olan, haramdan ve yalandan korkan güzel Milas’ın mert insanları…

Önce bir yerden başlamak gerekirse, (Muğla bizimdir bizim kalacak sloganına karşılık) elbette slogan iyi ancak Muğla, Muğlalılarındır. Milas da Milaslıların… Muğla’yı, Milas’ı kim en çok seviyorsa, en iyi yönetiyorsa, kim ona layıksa onlar yönetecek, kararı her zamanki gibi Milaslılar ve Muğlalılar verecek.

Bugün başka bir yerde gibi değilim. Kardeşlerimin, ağabeylerimin, arkadaşlarımın memleketindeyim. Öncelikle geçmiş dönemlerde ve bu dönem parlamentoya yolladığınız ve grubuma güç katan 4 milletvekili arkadaşlarım için Milaslılara ve tüm Muğlalılara teşekkür ediyorum.

Bir yerel seçim için geldik. Uzun yıllardır yakından tanıdığımız bir ilçemiz Milas, Muhammet Başkanın çabasını, emeğini, gayretini, insana dokunan, elini tutan-gözüne bakan, gönül gönüle olan siyasetini, buranın bir evladı olarak, buranın evlatlarına duyduğu yakın ilgiyi, partizanlık yapmayışını, insan ayırmayışını yıllardır hep yakından takip ettik.

Hem Muhammet Başkan, hem de Büyükşehir Belediye Başkanımız Osman Gürün’ün ağzında sadece icraatlarına yönelik sözler, vaatler yani sevginin dili, umut siyaseti varken, öbür taraftan baktığınızda televizyonları açtığınızda karşı tarafta umut siyaseti yok. Umudu tüketmiş olanların korku siyaseti var. Gerçi ne yapacaklardı ki? Daha geçen yıl 24 Haziran’da emeklilikte yaşa takılanlara söz verip onları yüz üstü bıraktıklarını mı söyleyecekler. 3600 ek gösterge sözü verdikleri polis, öğretmeni, din görevlisini, uzman çavuşu unuttuklarını mı söyleyecekler. Emekliye, ‘ben seni enflasyona ezdirmem deyip, yüzde 45’lik enflasyonu pinpon topunu hesaplayarak yüzde 20 gösterip, yüzde 10,4 zam verip emeklinin anasını ağlatanlar gelip de şimdi ne anlatacaklar?

Dünyanın en güzel pamuğunu üreten, ‘Beyaz altın’ denilen, ovasından bereket fışkıran Milas’ta, üretmek, kazanmak, kazandırmak yerine yurt dışından yandaşlarına pamuk ithal ettirip Milaslı çiftinin anasını ağlatanlar buraya geldiklerinde gözlerinizin içine bakarak ne söyleyecekler?

Verecek umutları, söyleyecek sözleri kalmayanlar bir beka sorunundan bahsediyor. Beka meselesi Türkiye’de, hiçbir liderin seçimlere alet etmediği bir şeydir. Atatürk’ten, İnönü’ye, Turgut Özal’dan Süleyman Demirel’e kadar hiçbir lider, içinde bulunduğu güçlük karşısında, ‘ben olmazsam yok olursunuz’ demedi. Her gün akşam dinliyorsunuz. Çıkıyorlar televizyonlara ve ‘benim adaylarım kazanmazsa Türkiye beka sorunu yaşar’ diyorlar.

Bu ülkenin ilk cumhurbaşkanı ‘Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacak ama Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacak’ diyor. Yani bir tarafta ömrü at sırtında savaş alanlarında geçmiş, tren vagonlarında ülkenin dört bir tarafını dolaşan bir lider diyor ki ben bir gün öleceğim ama Türkiye Cumhuriyeti sonsuza kadar yaşayacak diyor. Öbür tarafta kerameti kendinden menkul, toplumun yarısını dışlayan, önemli bir kısmını şeytanlaştıran, dün tükürdüğü yüzü bugün öpen, dün sövdüğüne bugün iltifat düzenler bugün gelmişler ‘Biz olmazsak bizden sonrası perişanlık’ diyor. Birincisinin söylediğiyle, sonucunun söylediği sözün arasındaki fark işte bu!..

Milaslılar bilir ki Türkiye beka sorununu, 19 Mayıs 1919’da Samsun’dan yola çıkıp, Amasya, Erzurum ve Sivas’ta yaptığı kongrelerle hem Milli Mücadele’nin, hem kurulacak ilk meclisin temellerini atıp, 23 Nisan 1920’de bir ‘tek adam’ yetkilerini halka-millete vererek parlamentoyu kuran, oradan Kurtuluş Savaşı’nı yöneten ve 29 Ekim 1923’te Cumhuriyetle taçlandıran; Kürdü, Türk’ü, Çerkez’i ve Lazı, Alevi’si Sünni’si ile herkesin sevdalısı Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal ile halletmiştir.

 Hal böyle olunca korku siyasetine sarılanların aslında beka diye tarif ettikleri, kendilerinin siyasi sonları olduğunu hepimiz biliyoruz. İstanbul’un rantı olmadan ayakta kalamam diyenler, orada peşkeş çektikleri arsa imarları üzerinden rant elde eden, Katarlılara yani dünyanın en zenginlerine sundukları doğal güzelliklerimiz üzerinden siyasi rant devşirenlerin beka korkusu, olsa olsa bir grupta vardır. Nerede biliyor musunuz? 31 Mart’tan sonra başta İstanbul, Ankara ve onlardan alacağımız bütün büyükşehirlerdeki hırsız müteahhitlerde… Kan emicilerde… İhale yolsuzlarında… Yetimin hakkını vampir gibi emen yandaşlarında beka korkusu vardır ve korkmakta da haklıdırlar. Çünkü 31 Mart’tan sonra onların beka sorunu olacak.

Bugün İçişleri Bakanı olan Süleyman Soylu çıkmış diyor ki, ‘Yetkimi biliyor musunuz? Yetki bende”. Bir sürü ipe-sapa gelmez yalanı dizmiş, CHP-İYİ Parti-Saadet Partisi adaylarını 50 yıl geriye doğru araştırmış, filan toplantıya katıldı, şu düğüne katıldı, bu mitinge katıldı diye terör örgütü ile bağdaştırıyor. 50 yıl önce insanları bu şekilde fişlemek bir ayıp, 50 yıldır saklanması da başka bir ayıp. İçişleri Bakanı Solu’nun bunu siyasi malzeme yapması ise tam anlamıyla rezilliktir.

Oysa tüm adaylar adli sicil kaydını yani temiz kâğıdını almış, seçim kurullarına teslim etmiştir. Seçim kurulları da bir engel olmadığına karar vermiştir. Ankara Adayı Mansur Yavaş ve ona oy verecek olan Ankaralılara diyor ki, ‘seçilseler de görevden alırız.’

Hani sizin için Milli irade her şeyin üzerindeydi? Hani seçimle gelen seçimle gidiyordu? Hani senin 4 bakanın hırsızlıktan yakalandıktan sonra bir yerel seçimle milletimiz onları akladı diyordunuz!

Buradan sesleniyorum; Bak Süleyman Soylu Efendi, yüreğin yetiyorsa bu adaylara bir dokun! Asla bu insanları sizlere ezdirmeyeceğiz. Hadsiz Süleyman! Karşında ezeceğin karınca yok. Karşında, karıncanın kardeşi Cumhuriyet Halk Partisi var…

Dün küfrettiğine bugün emireri olan Süleyman; dün sövdüğünün bugün yanında postası olan Süleyman, çantasını taşıyan Süleyman sana söylüyorum: Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşları Anayasal haklarını kullanıp gidip özgürce oylarını senden de, senin saraydaki reisinden de, onun bekçisi Bahçeli’den de korkmadan kullanacaklar. Hadi bakalım! Elinden geleni ardına koyma… Hodri meydan.

Öbür taraftan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli dün Amasya’da halka seslenerek, size, bize, İYİ Partililere, Saadet Partililere yani kendilerinden olmayan herkese ‘Efendim bu adilere Pazar günü haddini bildirin’ demiş.  

Öyle bir bakanlar kurulu kurdu ki Recep Tayyip Erdoğan, tam anlamıyla ‘esirler kurulu.’ Herkesi bir taraftan esir almış. Mesela bu tarım bakanı ile sanayi bakanı arasında ‘kan’ var. 15 Temmuz sonrası adamın üçüncü kuşaktan akrabası Bank Asya’nın önünden geçti diye adamı memuriyetten atıyorlar ya, Sanayi Bakanı Mustafa Varank’ın ağabeyi 15 Temmuz gecesi şehit oldu, bu tarım bakanının ağabeyisi ise 16 Temmuz’da FETÖ üyesi olduğu için tutuklandı. Manisa Üniversitesi’nin rektörü ve Fetöcülerin de başıydı. Dedim ya Erdoğan bunları esir almış. Bu da sahibinin yanında karşı tarafa saldırıyor.

Öncelikle sen haddini bileceksin. Sen seçilmiş değil atanmış birisin. Sarayın kulu-kölesi, teknisyenisin. Seçilmişlere ve seçeceklere laf söylemek senin haddin değildir. Ne Amasyalılar, ne de Türkiye’deki hiçbir seçmen adi değildir. Bir adilik varsa onun kendisidir.

Bunlar halkın parasıyla trene biniyorlar, bir yerden geçerken vatandaşa korna çalıyorlar. Doğal olarak vatandaş da dönüp bakıyor. Sonra diyorlar ki, ‘Bize, öküzün trene baktığı gibi bakıyorlar.’ Yanındakiler de sözde bu espriye gülüyor ve alkışlıyor. Bu utanmazlar bir de insan içine çıkıp oy istiyorlar. Hadi bize adi, çukur, çöp diyorsunuz da, kendi seçmeni olduğunu iddia ettiğiniz insanlara nasıl öküz dersiniz? İşte bu tür şeyler de bizim içimizi sızlatıyor. Ne AKP’nin içinde, ne MHP’nin içinde, ne de başka bir partinin içinde bir tane öküz yok. Bir öküz varsa o da, o kornayı çalan ve vatandaşa öküz diyen sensin!..

 

“Sözlerimin arkasındayım. Bu adam güvenilmez biridir”

 

Genel siyasetin ardından yerel seçimlere ve özellikle kendisi hakkında suç duyurusunda bulunan AKP Milas Belediye Başkan Adayı Barış Saylak ile ilgili konuşan CHP Grup Başkan Vekili Özgür Özel; “Bugüne kadar şahsen ben Muhammet Başkanın rakipleriyle ilgili tek bir söz söylediğini duymadım, şahit olmadım. Dolayısıyla tüm rakipleri değerlidir ama bir tanesi hariç!” diyerek başladı ve şöyle devam etti:

“Bunların içinde bir tanesi var ki, yıllardır bizim kapımızda yatar. Diyelim ki ben Muğla’ya geleceğim. Beni şehrin 30 km ötesinde yani girişinde karşılar ve der ki “Özgür abi ben de senin yanına oturayım. Beni seninle birlikte görsünler. Ben de Milas’ın Özgür Özel’i olmak istiyorum” der. Ne duracağı yeri bilir, ne nerede nasıl konuşacağını bilir. Ne de parti içi hiyerarşiyi bilir…

Saça sakız gibi yapışır. Parti terbiyesi bilmez. Bugüne kadar hep ağabeyleri sabır gösterdi. Bize her geldiğinde Muhammet Başkanın dedikodusunu yaptı. ‘Beni aday gösterin Milas’ı uçurayım’ dedi.

Bugüne kadar ben şahsen Muhammet Başkanın ağzından ne AKP’lilere, ne de MHP’lilere bir küfür duymadım ama bu hadsizin her fırsatta AKP’lilere, MHP’lilere ve Recep Tayyip Erdoğan’a etmediği küfür kalmadı. Şimdi çıkmış, koltuk sevdasına bunların adamı olmuş.. Hazmedene de hayırlı olsun, hazmettirene de…

Üç gün öncesine kadar, ‘Özgür abi beni belediye başkan adayı yapın, oyları patlatayım’ diyerek AKP’lilere dünyanın lafını söyleyen bu adam görev verilirse rozet yakaya, verilmezse rozeti çatıya fırlatan biridir. Sen Atatürk’ün 6 oklu rozetini çatıya atacaksın ve sonra da yakana sarayın ampulünü asacaksın! Dolayısıyla bu arkadaş; özü-sözü bir olmayan, üç gün önce küfrettiğine bugün methiye düzen, üç gün önce tükürdüğü yüzü bugün öpen biridir ve dayanamadım sadece ‘yazıklar olsun’ diye bir mesaj attım.

Sonra da Milas’a geleceğim ve herkese senin söylediklerini anlatacağım dedim. Bu benim mesajımdaki bazı bölümleri karartmış, bu şekilde televizyonlara göndermiş ve ardından da suç duyurusunda bulunmuş. Mesajımın hiç birinde küfür ya da hakaret yok. Bir de savcılığa giderek, Özgür Özel benim yakın arkadaşımdır ama beni tehdit ediyor diye şikâyette bulunuyor. Bizim yakın arkadaş olduğumuzu ve sana attığım mesajı ikimizden başka kim biliyor? Ben onun layık olduğu her lafı söyledim ve söylediklerimin de arkasındayım. Küfür etmedim, hakaret etmedim. Sadece ağır eleştiridir. Hakaret varsa da cezamı çekerim ama bu yalancıya da papuç bırakmam, eminim ki Milaslılar da bırakmaz.

Buradan AKP ve MHP’lilere sesleniyorum; düne kadar size söven, hakaret eden, Tayyip Erdoğan’a en ağır hakaretleri söyleyen bu adam bugün yanınızda ama yarın menfaati bulsun sizi de satar. Bu adama belediye emanet edilmez. O koltuğa oturursa ne oy aldığını tanır, ne aday yapanı tanır, ne de babasını tanır. Menfaatçidir, tehlikelidir. Evlerinizden uzak tutun.”

Editör: Adem KANKAYNAR
Beğendim 1 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

yukarı çık