• 15 Mart 2019, Cuma 10:56
FerhanYedilioğlu

Ferhan Yedilioğlu

UMUT

Bir sabah uyandım ve dışarıdan insanların koşuşturmasını seyrettim. Tüm günlerle bağlantı kurmak istedim. Her gün kalkıyoruz koşturuyoruz akşam oluyor uyuyoruz ve sabah tekrar hayata devam ediyoruz. Çoğumuz günü tekrar ediyoruz. Biz yaşar iken güzelleştirmek için değil, yaşamış olmak için yaşıyoruz bence…

         Zaman çok hızlı geçiyor diyoruz çoğu kez hepimiz. Ama burada fark edemediğimiz bir şey var; geçen zaman değil ömrümüz, hayatımız. Geçenlerde bir yerde okumuştum; ’’Hayat biz planlar yaparken başımızdan geçenlerdir’’. Evet, çok da anlamlı bence… Başımızdan geçenleri güzelleştirmeyi umut etmeyi düşünmeliyiz bence…

Hayvanlar âlemine baktığımızda, bir canlı hayatta kalabilmek için başka bir canlıyı yiyerek yaşamına devam ediyor. Doğanın kanunu bu… Bu döngü böyle devam edip gidiyor. Yaşamak için öldürmek…

Günümüzde insanlar âleminde de farklılık yok, ne yazık ki… İnsanların hizmetine her şey sunulmasına karşılık insanoğlu doyumsuz, hırslarının kurbanı, kendi doğasından çıkıp hayvanlaşma yolunda ilerliyor… Hayvanlar kendi doğası gereğini yerine getirirken, ya biz insanlar öyle mi?

Bizler güzelleşmeyi unuttuk.  Bu dünyada kalıcı olmadığımızı unuttuk. Şükretmeyi unuttuk. İyiliği unuttuk. Yardımlaşmayı unuttuk. Kalplerimiz taşlaştı, ruhumuz bencilleşti.

Bence benim gibi düşünen insanlar da var bu hayatta. Umut bittiğinde hayat biter. Umut ediyorum ki; bu kötü günler geçecek. İnsanlık bu uykudan uyanacak. Sevgi ile birbirine sarılacak. İnsanlık kazanacak…

       Umut ettiklerimizin gerçekleşmesi için çabalamamız gerektiğini de unutmayalım. Kelebekleri tanımak istiyorsak, tırtılken geçirdiği süreci  göze almalıyız . Çünkü hiçbir şey kolay kazanılmıyor.

Bizler umut etmeyi bırak, hayal etmeyi bile kendimize bazen yakıştırmayız.

-Nerdeeeee… Deriz. Bazen...

Önce işte bu düşünceden kurtulmalıyız. Bence herkesin istediği daha yaşanır bir dünya… Daha yaşanır bir dünya için umutlarımızı öldürmemeliyiz. Umut bitmez; umudu bitiren, öldüren bizleriz. Umut ettiğiniz sürece her şeyin telafisi mümkündür. Bununla ilgili bir yerde okuduğum kısa bir hikâyeyi sizinle paylaşmak istiyorum:

      Dört mum yavaşça yanıyormuş. Mumlar kendi aralarında konuşmaya başlamışlar. İlki;

- ‘’Ben barışım! Artık kimse benim yanık kalmamı sağlamıyor, sanıyorum bu gidişle söneceğim’’ demiş. İkincisi;

- ‘’Ben inancım! Neredeyse artık herkes benim gerekli olmadığımı düşünüyor. Onun için de daha fazla yanık kalmama hiç gerek yok’’ demiş. Ve konuşmasını bitirip sönmüş. Üçüncüsü;

- ‘’Ben sevgiyim! Yanık kalmak için artık gücüm kalmadı. İnsanlar beni bir kenara attı. Önemimi anlamadı. Kendilerine en yakın olanları bile sevmeyi unuttular’’ demiş. Ardından o da sönmüş.

      Birden… Odaya bir çocuk girmiş ve üç mumun da yanmadığını görmüş ve ağlamaya başlamış. Dördüncü mum, çocuğa seslenerek;

- ‘’Korkma! Ben hala yanıyorum. Benimle diğer mumları yakabilirsin. Ben Umudum!’’ demiş…

    Umudunuzu yaşamınızdan hiç çıkarmayın. Daha yaşanır bir dünya için hep birlikte umut edelim ve çabalayalım. Umut ve sevgi ile kalın…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık