- Makaleyi Paylaş
- Facebook'ta Paylaş
- Twitter'da Paylaş
- 04 December 2017, Monday 18:33
- 5236 kez okundu
Gülten ÜNAL - Uzman Klinik Psikolog www.terapiadanismanlik.com
“Oyun çocuğun dili, oyuncaklar ise kelimeleridir.”
Garry Landreth
Landreth’in bu ifadesi, çocuğun ruhsal dünyasında oyunun önemine dair çarpıcı ancak bir o kadar da yerinde bir tespit. Çocuklar, içinde bulundukları gelişim dönemlerine göre sahip oldukları kısıtlı kelime dağarcıkları nedeniyle yaşadıklarını anlamlandırmada ve duygularını ifade etmede zorluk yaşarlar. Bu nedenle çocukların kendilerini en doğal ifade etme yolu oyundur. Oyun kısaca çocuğun hiç kimseden öğrenemeyeceği konuları, kendi deneyimleriyle öğrenmesi yöntemi olarak tanımlanabilir. İlgili çalışmalar oyunun insanlarda olduğu kadar hayvanlarda da gözlenen bir olgu olduğunu göstermektedir. Buradan hareketle oyunun yeme-içme, uyuma gibi doğal, içgüdüsel bir davranış olduğu kanısına varılabilir.
Pedagojik bakış açısından bakıldığında özellikle erken çocukluk dönemi için oyunun çocukların en ciddi işi olduğu söylenebilir. Montaigne bu durumu ‘Oyun, çocukların en gerçek uğraşıdır ve bizim işe gitmemiz gibi onlar da oyuna gider’ sözüyle vurgulamıştır. Çocukları oyun yolu ile analiz eden çocuk psikanaliz kuramcıları Anna Freud ve Melanie Klein, oyunu çocukların bilinçaltına açılan bir pencere olarak tanımlamışlardır. Buradan anlaşılacağı üzerine oyunu yalnızca çocukların zaman geçirmesini sağlayan bir eğlence aracı olarak değerlendirmek oyunun işlevlerini son derece basite indirgeyici bir yaklaşım olacaktır, oysa oyun çocuğun içsel dünyası için oldukça ciddi bir meşgaledir.
Oyunun dört temel alanda çok değerli ve işlevsel olduğu bilinmektedir.
1.Oyunun Gelişimsel Değeri: Oyun, çocuğun tüm gelişim alanlarını olumlu yönde etkileyen en doğal öğrenme aracıdır. Desteklediği başlıca gelişim alanları bilişsel gelişim alanı, dil gelişim alanı, sosyal ve duygusal gelişim alanı ve psiko-motor gelişim alanlarıdır. Çocuğun gelişim alanlarında gecikmeler söz konusu olduğunda gelişim destek çalışmaları yine oyun yolu ile yapılandırılmaktadır. Örneğin, çocuğun kaba motor becerilerinin geliştirilmesi gerekiyorsa, destek programında bahçe oyunlarına yer vermek oldukça yararlı olacaktır. Böylece çocuğun kas sistemi çalışacak aynı zamanda biriken enerjisi olumlu bir yolla boşaltılmış olacaktır.
2.Oyunun Eğitsel Değeri: Özellikle 3 yaşından sonra belirginleşmeye başlayan dramatik oyunlar ve daha sonraki dönemlerde oynanmaya başlanan kurallı oyunlar, toplumsal becerilerin kazanılmasında önemli aracılardır. Çocuklar dramatik oyunlar ile anne, baba, öğretmen, polis, arkadaş ne olmak istiyorlarsa onu olurlar, çocuk hem toplumsal cinsiyet rollerini öğrenir hem de ileride sahip olacağı diğer rollere dair alıştırmalar yapar. Dramatik oyunların bir diğer kazanımı ise diğerinin rolüne bürünen çocukta empati gelişimine olanak sağlamasıdır. Çocuk, oyun içinde kendisi için gerekli olan bilgi, beceri ve alışkanlıkları yaparak, yaşayarak öğrenir. Oyun içerisinde mızıkçılık yapan, kuralları ihlal eden bir çocuk arkadaşları tarafından tenkit edildiğinde ve oyundan dışlandığında yaptığının doğru bir davranış olmadığını anlar, arkadaşları arasında sevilen bir çocuk olmak için dürüst olması ve kurallara uyması gerektiğini öğrenir. Oyun içinde bunu öğrenerek içselleştiren çocuk bu değeri kişiliğinin bir parçası haline getirir ve yaşamının genelinde bunu uygular.
3.Oyunun Tanısal Değeri: Oyun, çocuğun iç dünyasını anlamada yardımcı bir kaynaktır. Çocuk oyun sırasında gözlemlendiğinde kişilik yapısı, çatışmaları, olumlu-olumsuz yaşantıları hakkında kendisini gözlemleyene önemli pek çok ipuçları verir. Örneğin, kardeş kıskançlığı yaşayan bir çocuğun oyun sırasında kardeşi yerine koyduğu oyuncak bebeğine vurması ya da onu uzak yerlere seyahate göndermesi çocuğun kardeşi ile ilgili duygusal bir çatışma yaşadığının önemli bir göstergesidir.
4.Oyunun Terapötik (tedavi edici, iyileştirici) Değeri: Oyunun çocuk için başlı başına iyileştirici bir unsur olduğunu özellikle vurgulamak gerekir. Çocuk, kurduğu hayali oyunlar ile yaşadıklarını, davranışlarını etkileyen kızgınlıklarını, korkularını, üzüntülerini ve hayal kırıklıklarını yeniden deneyimler. Günlük yaşamında kontrol edemediği, stres yaratan ve hatta travmatik etkiye sahip olabilen durumlar, oyun sırasında tekrar tekrar canlandırılır; çocuk, oyunlarında bu durumları farklı farklı yollardan işler ve sonuçlarını değiştirir. Böylece çocuk oyun içerisinde kendini güçlendirmiş ve normal şartlarda baş edemediği durumlar üzerinde kontrol sahibi olmuş olur. Çocuğun problem çözme becerilerine ve olumlu benlik algısı gelişimine katkıda bulunan bu süreçle iyileşme başlamış olur. Tüm bunların yanında oyun, yetişkinlere çocukla aralarında bir köprü kurma, ortak bir dil geliştirme olanağı sağlar.
Oyunun iyileştirici gücüne yaşamlarınızda yer açmanız dileklerimle, iyi haftalar dilerim.
(www.terapiadanismanlik.com)
-
25.06.2018 Öğrenme Güçlüğü
-
04.06.2018 Enürezis (İdrar Kaçırma)
-
28.05.2018 Şizofreni nasıl bir bozukluktur?
-
21.05.2018 FOBİLER
-
14.05.2018 Alkol Bağımlılığı
-
07.05.2018 Uyku ve uyku ile ilişkili bozukluklar
-
05.05.2018 Uyku ve uyku ile ilişkili bozukluklar
-
16.04.2018 Ne zaman Otizmden şüphelenmeliyiz?
-
09.04.2018 Dizilerin çocuklar üzerindeki etkisi
-
02.04.2018 Sınav Kaygısı
-
26.03.2018 Panik Atak belirtileri ne anlama gelir?
-
19.03.2018 Oyun Terapisi
-
12.03.2018 Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB)
-
05.03.2018 Okul Öncesi Dönemde Gelişim Takibi
-
19.02.2018 ‘Geleneksel Zekâ’ anlayışından ‘Çoklu Zekâ’ anlayışına …
-
12.02.2018 Zeka nedir?
-
05.02.2018 Bilgisayar Oyunu Bağımlılığı
-
29.01.2018 “Çocuğum tuvalet eğitimine hazır mı?”
-
22.01.2018 ‘Tuvalet Eğitimi’ sürecinin kişilik gelişimine etkisi
-
15.01.2018 Anoreksiya Nervoza
-
08.01.2018 Yetişkinlerde Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu
-
02.01.2018 Yeni yıl, Yeni başlangıçlar …
-
25.12.2017 Yaşamın acı gerçeği Ölüm ve Yas
-
18.12.2017 Çocuklarda akran ilişkilerinin önemi
-
11.12.2017 Kaygılarımız ve Korkularımız
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.