• 11 Ağustos 2020, Salı 23:58
MustafaKÜPÇÜ

Mustafa KÜPÇÜ

 SUSUZ YAZ…

Çok güzel bir doğal çevreye sahibiz.

Ülkemizin üç tarafı denizlerle çevrili.

Tarihin en etkileyici uygarlıklarının üzerinde yaşıyoruz.

Öte yandan;

Petrolümüz “yok” denecek kadar kıt.

Bilimsel-teknik araştırma ve gelişme, “marka yaratma” alanında hayli gerilerdeyiz.

Uluslar arası ticaretten çok az pay alabiliyoruz.

Bu nedenle, TURİZM en büyük gelir kaynağımız olabilir.

Yıllardır, Ege ve Akdeniz kıyılarında kısa süreli de olsa tatil olanağı buldum. Karadeniz’den Akdeniz’e kadar kıyılarımızın çok yerini gördüm. Pek çok yabancı turistle tanıştım, sohbetler ettim.

1980 öncesi, Marmaris’in Turunç köyünde unutulmaz anılar yaşadım.

Sahilde, köylülerin mütevazı pansiyonları ve lokantaları vardı. Köyün büyük kısmı mandalina, portakal, limon bahçeleriydi.

Hollandalı bir çiftle tanışmıştık. İkisi de profesördü. Her yıl bir ay süreyle bu köyde tatil yapıyorlardı. Aradıkları, doğası ve insanıyla temiz bir çevreydi. Maddi olanakları olduğu halde lük otelleri değil bu doğal güzellikleriyle bilinen köyü tercih ediyorlardı.

Sonra, bu güzelliği yok eden “RANT VURGUNCULARI” bu güzelim köyü beton yığınına dönüştürdüler! Köye adını veren “turunç-mandalina-portakal bahçeleri” yok oldu.

Emeklilik dönemimde, kalan yaşamımı daha temiz bir çevrede ve daha sakin bir yaşam sürdürebilmek umuduyla, Milas’ın tarihi ve doğal bir sahil köyünde İzmitliler ağırlıklı bir sitede mütevazı bir mekan edindim. Gürültüsü yok, havası-denizi temiz, toprağı bereketli bu köyde, küçük bahçemde ektiğim sebzeleri, meyveleri topluyorum.

Zamanla bu güzel çevre de sitelerle doldu, taşıyor! Hala yeni siteler yapılıyor. Köyün doğal havası değişti! Kalabalıklaştı. Ard arda, tanınmış büyük alışveriş firmaları açıldı. Birileri çok güzel paralar kazanıyorlar!

Öte yandan, 10 yıl kadar önce balık çiftlikleri oluştu. Çiftliklerden yayılan yem ve çöp atıkları o güzelim denizimizi kirletmeye başladı.

Ama hepsinden önemlisi, SU SIKINTISI yaşıyoruz!

Türkiye’nin her yerinde olduğu gibi burada da su ve elektrik dağıtım işi özel sektörün elinde.

Altyapıya yeterli yatırım yapmadıkları için sık sık elektriklerimiz ve sularımız kesiliyor. Bahçeler sulanamıyor. Meyve ağaçlarımız, çiçeklerimiz, sebzelerimiz zarar görüyor!

Duş alırken bile suyu az tüketmeye çalışıyoruz. Ama kullandığımız su ve elektriğe de yüksek bedeller ödüyoruz!

Su sorunu yalnızca şirketlerin günahı değil.

Bu ülkede, özellikle son yıllarda ormanlara ve su kaynaklarına yönelik büyük bir hoyratlık yaşanıyor!

Ege ve Akdeniz’in en güzel tarih ve turizm alanlarında enerji santralleri kuruluyor, dağlar siyanürle altın çıkarma uğruna delik deşik ediliyor. Yanan ya da yakılan ormanlık alanlarda lüks oteller yapılıyor!

Tatlı su göllerinin çevreleri yapılaşmaya açılıyor!

Göllerde, nehirlerde ve denizlerde kirlilik artıyor, balık nesli tükeniyor!

Doğa’ya ihanet ederseniz, “TEMİZ SU” da tükeniyor!

Şu acı gerçeği görelim;

Artık SU FAKİRİ bir ülkeyiz…

Bunun nedeni, kişisel maddi çıkarlar uğruna “DOĞAYA İHANET.”

Bu cennet ülkeyi cehenneme çeviren, gelecek nesillerin de güzel bir doğal çevrede yaşama hakkına tecavüz eden yanlış siyasal kararlar, artık yaşamsal tehditler oluşturuyor!

Ege’de su fakiri olmanın asıl nedeni budur.

İnsan, “İNSANCA YAŞAMA HAKKINA” sahip çıkabiliyorsa gerçek anlamıyla “UYGAR BİR İNSANDIR.”

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık