• 30 Kasım 2018, Cuma 8:57
M.Cafer Mete

M. Cafer Mete

Öğretmenlik Mesleği

Her aile, evinde huzur, rahatlık, bereket, bolluk, sağlıklı bir yaşam ister. Aile efradının iyi bir yaşam içinde yaşamasını ve istikbalini kazanmasını arzu eder. Vatanın, milletin huzuru, barış içinde yaşaması, ülkesinin bağımsız olması ve dünya konjonktüründe iyi bir rol alması bütün insanlığın tek arzusudur. Bu arzu ve isteği karşılamak, ulaşmak için herkesin bir hedefi olmalıdır. 

Anne baba olarak, bu konuda büyük görevlerimizin olduğu gibi çocuklarımızın, öğretmenlerimizin ve devletimizin de görevleri vardır. Devlet olarak öğrenciye, kaliteli bir eğitim ve öğretim için zemin hazırlanması gerekir. İyi bir eğitimi de iyi bir öğretmen verir. Medyada zaman zaman çıkan yazılardan öğreniyoruz, Türkiye’de kaç çeşit öğretmen var. İmam, öğretmen, doktor, mühendis, ziraatçı, veteriner gibi meslek sahibi arkadaşlar, bu arkadaşlara söyleyecek bir sözüm yok. Onları öğretmen olarak atayan insanlara sormak istiyorum? Bu arkadaşlar pedagoji, psikoloji, sosyoloji, çocuk gelişimi, öğretmenlik bilgisi olan genel ve özel öğretim metotlarını okumuş ve uygulamışlar mı? Yoksa kısa bir formasyon alarak öğretmenliğe mi geçtiler? Daha da önemlisi, halk, öğrenci ve veli ilişkisi konusunda bir eğitim aldılar mı? Öğrenci seviyesine inebilecekler mi? Bu konularda arkadaşlarımız eğitildi mi? 

Bakıyorum: Okulda öğrenci öğretmene karşı gelmiş, öğretmen dövmüş veya öğrenci öğretmeni dövmüş. Anne baba veya öğretmen birbirlerine dava açmışlar. Bir öğretmen eğer öğrencisi ile veya öğrenci öğretmeni ile davalı ise öğrenci öğretmenini sevmiyorsa o dersten başarı gösteremez. Öğrenci önce öğretmenini sevecek ki dersi sevsin. Sevgili halkım: Her meslekte olduğu gibi, öğretmenlik bir meslektir. Bu mesleği kulaktan dolma ifadeler ile değil uygulamalarla elde edersiniz. Zaman zaman yazılarımda sıkça bahsederim, “Uygulanmayan fikirler ve konular, görüşler insanın rüyada gördüğü tatlı bir hayaldir.” Öğretmen okullarında, genel kültür dersleri ile beraber 9 ve 10. Sınıflarda, ağırlıklı olarak eğitim ve öğretimi ilgilendiren meslek dersleri yer alır. Pedagoji, sosyoloji, pedagoji tarihi, psikoloji, çocuk gelişimi, çevre ve çevrenin özellikleri, insan topluluğu ve gençlik psikolojisi başta olmak üzere, bizzat uygulama okullarında her öğretmen adayı örnek dersler verir. Bu uygulama sonunda merkez okullarında ve köy okullarında tecrübeli öğretmenler nezaretinde stajyer olarak 15 günlük uygulama yapılır.  Köy Enstitüleri’nde okuyan ve öğretmenlik bilgisi derslerini alıp staj için köy ve merkez okullarında uygulayan ve daha sonra öğretmen olarak görev yerine giden hiçbir öğretmen öğrenci dövmez, ceza vermez, kasten sınıfta bırakmaz. Çünkü o öğretmen çocuk gelişimini, psikolojiyi, Jean Jacques Rousseau’yu, Pestollizi’yi okumuş ve çocukların hangi yaşta ne gibi konularda hassasiyet göstereceğini ve tepkisini gayet iyi bilir. Çocukla arkadaşlık kurarak, belirli bir mesafede kalarak, o çocuğu eğitmesini gayet iyi öğrenirdi. Biz ne yaptık, 1848 yılında kurulan öğretmen okullarını, 1940’da kurulan Köy Enstitülerini kapattık. Öğretmen ihtiyacımızı, imam hatip okullarından mezun olanlardan Diyanet İşleri Başkanlığı’nda işe alınan imamları, yatay geçişle okullara öğretmen olarak atadık. İşte size öğretmen öğrenci anlaşmazlığı, veli öğretmen anlaşmazlığı ortaya çıktı. Ne saygı ne de sevgi kaldı. Ayrıca öğretmen, öğrenci gözünde bir idoldür, öyle ise öğretmene biz o idollük görevinin icabı, gereken değeri verebiliyor muyuz? Öğretmene kitap, giyim, kuşam, çocuklarının okuması için diğer kurumlarda olduğu gibi kontenjan tanıyor muyuz? Yurtta, kredide gerekli önceliği tanıyabiliyor muyuz? Öğretmenin tatilde dinlenme yeri olarak kamplar kurabiliyor muyuz? Teknoloji değişiyor, öğretmeni bundan haberdar ediyor muyuz? Çeşitli seminerler, kurslar açabiliyor muyuz? Genel kültürün artması yönünde yurt içi, yurt dışı geziler yaptırıp, genel kültürünün gelişmesini sağlayabiliyor muyuz? Her ders yılı başında ve yıl sonunda yapılan hizmet içi seminerde, gelişen teknolojiyi tanıtıyor muyuz? Öğretmenin can güvenliğini sağlayabiliyor muyuz?  Yıllardan beri her hükümet değişikliğinde, yeni Milli Eğitim Bakan’ı kendine göre bir plan ve program yapıyor, bakanlığı ona göre yönlendiriyor. Her bakan değişikliğinde yeni plan programlar gerek öğretmen, gerekse öğrenci yönünden doğru değildir. Mesela 4+4+4 bir diretmedir. Andımız diretmedir, cumhuriyet, 23 Nisan, 19 Mayıs Bayramlarını kaldırdınız; bu da bir diretmedir.  24 Kasım günü kutlayacağımız Öğretmenler Günü’nde her halde yine Sayın Bakan bizlere kuru bir kutlama mesajı yayınlayacak, öğretmenlerin umudu kursaklarında kalacak.

Aziz Ata’mızın 24 Kasım günü, biz öğretmenlerin Başöğretmenliğini kabul ettiği gün olarak kutlayacağız. Biz öğretmenler açısından, Ata’mızın bizim Başöğretmenimiz olması demek öğretmenliğe verdiği değeri göstermektedir. Kıymetli öğretmen arkadaşlarımın ve aziz milletimizin 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü kutlar, en derin sevgi ve saygılarımı sunarım.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık