• 22 December 2018, Saturday 11:17
A.CoşkunEfendioğlu

A.Coşkun Efendioğlu

GÜNBATIMI SÖYLEŞİLERİ VE TERMİK SANTRALLAR..

Değerli yazarımız Hamdi Topçuoğlu, yaptığı pek çok kültür etkinliklerinden birini de, belli periyodlarla, “Günbatımı Söyleşileri” adı altında sürdürüyor. Bodrum Prenses Otel’in bir salonunda, bölgeden bir ya da birkaç müzisyen ve solistin, bir kaç parçalık müzik ziyafeti sonrasında, belirlenen konu ile ilgili davetliler, katılımcılara sunumlarını yapıyorlar. Katılımcılar, sunum sonrasında, konuyla ilgili sorularını da yöneltiyorlar ve aldıkları cevaplarla, konu, güzel bir şekilde işleniyor. Arada ve sonunda, yine kısa bir müzik ziyafetiyle de bitiriyorlar.

“Günbatımı Söyleşileri”nin hepsinin ayrı bir konusu var. Bundan önceki, onbeşinci söyleşide de bizim de konuşmacı olarak yeraldığımız, yerel basının sorunları konusu ele alınmıştı. Onaltıncı Günbatımı Söyleşileri’nin konusu ise termik santrallerin çevre ve sağlığa etkileri idi. Prof.Dr.Ali Osman Karababa ile Çevre Mühendisi hemşehrimiz Deniz Gümüşel konuşmacı olarak katıldılar.

Ben bu toplantıya katılamadım, ama Hamdi Topçuoğlu’nun, söyleşiden birkaç gün önce sosyal medya hesabınnda paylaştığı, konuyla ilgili yazısı, aslında konuyu bizim için özetliyordu.. Sayın Topçuoğlu’nun izniyle, bu yazıyı sizinle paylaşıyorum.

A.Coşkun Efendioğlu

“Merhaba GÜNBATIMI SÖYLEŞİLERİ dostları.

Annem de babam da  bağa bahçeye çok meraklıydılar. Babam o kıraç toprakları işleye işleye zeytinle, asmayla, türlü çeşit meyvelerde donatmıştı.

Tarlalarımızın başında bir kuyudan suladığımız birkaç dönüm bahçemiz vardı. Pazardan bir kök sebze almazdık. Annemin rengarenk çiçekleri ise bahçemizin olmazsa olmazlarıydı.

Bir gün her şey ters yüz oluverdi.

O güzelim tarlalar, zeytinlik, bağ, bahçe termik santral için elimizden alınmıştı. Annem de babam da çok acı çektiler. Ama yetiştirmekten, üretmekten asla vazgeçmediler.

Bu kez  köy evimizin harımını bahçeye çevirdiler. Annem sebzesini orada üretmeye, çiçeklerini orada yetiştirmeye başladı.

Termik santral birkaç yıl içinde çalışmaya başlayınca bu kez  ovaya termik santral kurulmaması için ileri sürdüğümüz tüm gerekçeleri, sorun olarak yaşamaya başladık.

Zeytinler çiçek döküyor; Elmalar, armutlar yılı meyvesiz geçiriyordu.

Uzun süren yaz yağmursuz geçmişti. O gece akşamdan başlayan yağmurla sevinmiştik. Öyle ya; dağların, ovaların suya ihtiyacı vardı.

Sabah annemi, ilk kez öylesine derin derin hıçkırarak ağlarken görünce çılgına dönmüştüm. Kimdi annemi ağlatan, neydi onu böylesine yaralayan?

Babam, o her zamanki derviş tavrıyla:

"Olan olmuş," dedi. "Yeniden dikeriz."

Annem dinlemedi onu. Sanki yaşanan bu felaketlerin sebebi oymuş gibi öfke, hırs ve çaresizlik dolu söylendi:

"Sus, sus, sus!"

"Nereye kadar?"

"Neden?"

"Kim bu devlet?"

"Neye yarar?"

Babam, böyle durumlarda yaptığını yaptı; dönüp gitti ardına bakmadan.

O an yağmurun annemin bahçesine bir felaket olarak yağabileceğini düşünebildim. Harıma koştum. Annemin bin bir emek yetiştirdiği marullar, göbeklenmeye başlamış lahanalar,  maydanozlar, soğanlar, sümüksü bir pelteye dönüşmüştü.

Bahçede ilaç için desek, tek sebze kalmamıştı.

Termik santral, sanki o gece hiçbir şey olmamış gibi  bir iki kilometre ötemde dumanını gökyüzüne savurmaya devam ediyordu.

Ben, devleti biliyordum elbette. Kimin için var olduğundan da kuşkum yoktu.

Şu an gibi anımsıyorum. Eğer o an ben, bir pilot olsaydım, kendimi kamikaze gibi o bacalardan içeri bırakırdım.

Annem  üretmekten yılmadı. Alzheimer'e yakalanana dek  toprakta eşindi. Ama asla eskisi gibi sağlıklı ve lezzetli sebze yetiştiremedi. Çiçekleri neredeyse açtıkları gün soldu.

Şundan eminim ki, bu bölgede binlerce kadın, annemin acısını yaşadı; yaşıyor; yaşayacak...

Yarından sonra 19 Aralık Çarşamba günü 16.30'da  bize katılın ve termik santrallerin bu yöre insanına, bitkilerine, börtü böceğine   tarihine, neler yaptığını uzmanlarından birlikte dinleyelim.”


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Site en altı
yukarı çık