Birliğim Gıda Sol Sabit
Sağ Sabit SARI KONAK
  • 20 Şubat 2017, Pazartesi 9:54
RaşitCENGİZ

Raşit CENGİZ

MAĞDURİYET

Raşit CENGİZ

Güncel yaşamda mağduriyet, sahip olduklarını kaybetmek ile birilerinin yaptıkları yüzünden sahip olabileceklerine ulaşamamak olarak tarif edilebilir ve gruplanabilir.

Denilirki, “cumhurbaşkanımız bir şiir okuduğu için hapse atılarak sahip olduğu özgürlüklerini ve seçilme haklarını kaybetti”

Yine denilirki, “başörtülü bacılarımız kamuya alınmadıkları için sahip olabilecekleri, devlette yer ve statülerini elde edemediler”.

Bunlar çok tartışıldı. Yine de tartışılabilir ama, demek ki, toplum vicdanı bu söylemlerle ikna olduğu için, sayın cumhurbaşkanı sıra ile milletvekili, genel başkan, başbakan ve cumhurbaşkanı oldu.

Başörtülü bacılarımız son on beş yılda, bulundukları her yerde “baş” oldular.

Böylece mağdurlar yaşadıkları mağduriyet nedeni ile toplumdan ödüllerini, mağdur edenlerden de rövanşı fazlası ile aldılar.

Yine denilir ki, ilahi adalet yerini buldu.

Eğer öyle ise, başka mağdurlar ve mağduriyetler için de ilahi adalet elini taşın altına koymalı.

Kimdir o mağdur onlar? Bir kaçını sayalım.

Muhalif olma hakkına sahip olduklarını sandıkları içi KHK larla  üniversiteden atılan bilim adamları.

Ergenekon ve türevi kumpaslarda işini, aşını, umudunu, hayatını kaybedenler ve aklı ile alay edilen Türk halkı.

Sınav soruları çalındığı için yıllarca  askeri okullara giremeyen, hayalleri çalınan aday öğrenciler.

Kazara girdikleri halde başarıları burunlarından getirilen geçmişin subay adayları.

Yıllarca KPSS soruları çalındığı için memur olamayan  işsizler ordusunun güzide evlatları.

Devlet hastanelerinde vesikalık fotoğraf çektirir gibi muayene olan (olamayan) hastalar.

Hiç görmediği üçüncü köprü için “geçmeme cezası” ödeyen Anadolu halkı.

Denizde teknesi olmadığı için kırk yaşındaki traktörüne üç kat pahalı mazot alan çiftçiler.

Beton mikseri ile uzaya çıkacağını sanan ekonomi yüzünden yüzde on ikiyi geçen işsiz irade.

Daha dün yoluna gül, hasretine gözyaşı dökülürken, bugün yerin dibine sokulan fetöcüler.

“Anallar ağlamasın” yüzünden, gözünde akıtacak yaş kalmayan analar.

Daha sayalım mı? Hayır! Bence yeter.

Fırat’ın kenarında kaybolan tek koyundan sorumlu olan Ankara’daki çoban, on beş yılda telef edilen bu  koca  sürüden sorumlu olmaz mı?

Olur….. Olmalı.

Eeee… bunca, hatta  nice mağdurun hakkını kim arayacak, kim alacak?

İlahi adalet mi? O sonra gelir,

Tabii ki sürüden geriye sağ kalanlar.

Nasıl?

Mağdur, mağduriyetinin kader olmadığının farkında olarak,

“Hayır”  demeye bu günden başlayarak.    16.02.2017


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık