• 23 Nisan 2019, Salı 9:22
MetinSALMAN...

Metin SALMAN...

DEMOKRASİ?!..

İnsanlar tarih sahnesinde görüldüklerinden beri kendilerini yönetecek çeşitli yollar denemişlerdir. Başlangıçta çok küçük topluluklar halinde yaşarlarken o topluluklar ıyönetmek daha kolaydı. O zaman daha güçlü, iyi avcı olan, toplumunu tehlikelerden koruyabilenler yönetici oluyordu. Zaman ilerleyip insanlar çoğalıp ihtiyaçla rartıp, toplumları yönetmek zorlaşınca, yeni yönetim şekilleri ortaya çıktı. Bunlar bazen derebeylik, bazen krallık- imparatorluk v ebenzeri şekillerde ‘TEK ADAM’ tarafından yönetilen sistemler olarak sayılabilir.

Kimi toplumlarda, toplumun bazı kesimlerinin doğrudan yönetime katıldığı yönetenlerin seçimle belirlediği sistemler görülmüş ise de tarihin akışıiçinde bunla rçok fazla öne çıkamadı. Ancak ‘TEK ADAM’ yönetimlerinin baskı ve hukuk tanımayan keyfi uygulamaları sonucu, toplumlarda bu sistemlere karşı direnç oluşmaya başladı ve 1215 yılında İngiliz kralı, kendi yetrkilerini sınırlayan ‘BÜYÜK FERMAN’ ı’ ( Magna Carta) ilan etmek zorunda kaldı. Bu fermandan sonra toplumları yöneten ‘TEK ADAMLARIN’ yetkileri uzun, zorlu ve çeşitli mücadelelerle kısılarak bugünkü ‘DEMOKRASİ’ yönetim şekline ulaşabildi.

DEMOKRASİ: ‘Egemenliğin halktan kaynaklandığını yönetim biçimi, siyasal sistem.’ olarak tanımlanabilir. Burada önemli olan ülkeyi yönetenlerin halk tarafından seçilmesidir. Bir seçim yapabilmek için ortada seçilebilecek en az iki objenin olması gerekir. Ki birisini seçelim.Gerçi adı SEÇİM olan birçok uygulama ta Osmanlı İmparatorluğu’ndan bu tarafa 150 yıldır yapılmıştır. Fakat onlar ne kadar gerçek anlamda seçimdir, tartışılır. Türkiye’ de gerçek anlamda çok partili seçim 1946 yılında yapılmıştır. Bu tarihten sonra 1946-1950 yılları arasında  DEMOKRASİYE GEÇİŞİ HIZLANDIRMAK İÇİN gereken yasal düzenlemeler yapılmıştır. İki dereceli seçimde tek dereceli seçime, gizlioy, açık sayım sistemine geçildi. 27 Mayıs 1960’tan sonra hazırlanan Anayasa ve kanunlarla da seçimlerin hakim gözetiminde yapılmasını güçlendiren yeni kurallar getirildi. Yani Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının ülke yönetimine doğrudan katılımını kolaylaştırılacak tedbirler alındı. Bu tedbirler, 2002 Kasımı’ nda yapılan seçimlere kadar olabildiğince eksiksiz uygulandı. Türkiye’de ‘DEMOKRASİ’ vardı.Amma yeterliydi, amma yetersizdi! Belki istenilen seviyede değildi. Amma vardı. Ne olduysa 3 Kasım 2002’de yapılan seçimlerden sonra oldu. O seçimde aldığı 4 oyla, mecliste f temsil oranı elde eden  AKP, birden bireTürkiye’ deki DEMOKRASİNİN GERİ olduğunu keşfetti(!) ve İLERİ DEMOKRASİYE (!) GEÇME ÇALIŞMALARINI BAŞLATTI. Türkiye Cumhuriyeti o zamana kadar YASAMA, YÜRÜTME ve YARGI  kuvvetlerinin birbirinden bağımsız veya etkileri çerçevesind ebirbirlierini denetleyerek yönetilen bir ülkeydi. AKP TBMM’ den çıkarmakta hiçbir sıkıntı ile karşılaşmadı. Buna rağmen; ‘‘Mecliste işlerin yavaş ilerlediği; sistemin yürütmenin işlerini zorlaştırdığı; bundan dolayı meydana gelen olaylara müdahalede gecikildiği, işlerin daha hızlı görülebilmesi için yönetim sisteminde değişikliğe gidilmesi gerektiğinden’’ hep şikayet etti. Ülkenin TEK ADAM tarafından yönetilmesi halinde  KARARLARIN DAHA HIZLI ALINABİLECEĞİ ve problemlere anında müdahale edilerek yangının hemen söndürülebileceği ileri sürüldü. TBMM’deki muhalefet partileri ve Türk Milleti’nin çoğunluğu bu fikre olumlu bakmadığı için bu İLERİ(!) DEMOKRASİ HAMLESİ belli bir tarihe kadar kabul görmedi. Bu ve bazı diğer konularda MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile AKP Genel Başkanı o tarihlerde Başbakan olan R.T. Erdoğan arasında büyük tartışmalar yaşandı.Ve birbirlerine ağza alınmayacak derecede ağır hakaretler ettiler. Daha sonra ne olduysa oldu(?), birbirlerine ağza alınmayacak hakaretlereden bu iki kişinin Devlet Bahçeli ile R. T. Erdoğan arasında birden bire barış anlaşması yapıldı ve Devlet Bahçeli, R. T. Erdoğan’ın yılmaz savunucusu oldu. Bu kankardeşliği sonucunda Devlet Bahçeli’nin inkar edilemez desteğiyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin CUMHURBAŞKANLIĞI seçim sistemi değiştirildi ve Cumhurbaşkanı’nın halk tarafından doğrudan seçilmesinin yolu açıldı. Yeni getirilen seçim sistemi ile halk tarafından Cumhurbaşkanı seçilen R. T. Erdoğan, Hükümetin işlerine çok daha fazla müdahale etmeye başladı.Oysaki iktidarda kendi partisi AKP vardı. R.T.Erdoğan’ın devlet yönetimine müdahahleleri ANAYASAYI ihlaleder hale getirdi. DEVLETİN KANUNLARINA UYMAYANLARI, o kanunlara uyar hale getirmek için gereken yasal işlemlerin yapılması gerekirken, bu yapılmadığı gibi R. T. Erdoğan’ı cansiperane bir şekilde savunan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli tarafıdan: ‘‘ANAYASANIN R. T. Erdoğan’ın DAVRANIŞLARINA UYGUN HALE GETİRİLMESİ.’’ teklifi ortaya atıldı. Bu teklif sonunda yapılan referendum yürürlükteki yasal kurallara göre GEÇERSİZ olması gereken MÜHÜRSÜZ ZARFLARA KONULMUŞ MÜHÜRSÜZ OY PUSULALARININ YÜKSEK SEÇİM KURULU (YSK)  tarafından geçerli sayılamsı sonucu (3 milyonoy) PARLEMENTER HÜKÜMET SİSTEMİ’ nden yüzde1’lik bir oy farkı ile ‘TEK ADAM’ (Krallık, padişahlık ne dersenizdeyin) yönetimine geçildi. Şuanda Türkiye Cumhuriyeti’nde  ne yazık  ki Cumhurbaşkanı yok! Bir partinin genel başkanı aynı zamanda CUMHURBAŞKANI  titrini taşıyor. Fakat bir türlü kendisinin TÜRKİYE’NİN CUMHURBAŞKANI olduğunun farkına varamamış durumda. Hala TÜRKİYE’NİN CUMHURBAŞKANI olamadığını 31.03.2019 tarihinde yapılan yerel seçimler için yaptığı  propaganda  çalışmaları sırasındaki konuşmaları ile açıkça ortaya koymuş bulunuyor. Getirilen ‘TEK ADAM’ sistemi (Her ne kadar CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİ deniliyorise de.) TBMM’yi etkisiz hale getirmiş, yeterli denetim mekanizmaları olmayan, vatandaşın dertlerine ilgisiz, sadece iktidarının devamını düşünen bir sistem gibi görünüyor.

Demokrasi bi rkurallar rejimidir. Bu sistemde her kurumun görevi, yetkisi ve sorumluluğu belirtilmiştir. Hiç kimse kafasının estiğine göre görev yapamaz. Demokraside esas olan ülkeyi yönetecek olanların parti, kişiler seçimle gelip seçimle gönderilmeleridir. Demokrasiyi kendikişiliğinde özümsememiş olanlar, ne kadar demokrat görünürse görünsünler DEMOKRAT OLAMAZLAR. Parti başkanları dahi partinin delegeleri tarafından başkanlık görevinden düşürülürler. Bu her zaman böyle mi olmaktadır? Ne yazık ki hayır. Başkanları o göreve seçen delgeler, görevden almaya kalktıklarında koltuğa sanki japonyapıştırıcısı ile yapışmışlar gibi o kişiler koltuğu bırakmamak için her türlü ayak oyununu yapmaktan ve hatta parti umdelerinden taviz vermekten geri kalmazlar. Türkiye’ye ‘TEK ADAM’ yönetimini getirenlerden MHP lideri Devlet Bahçeli o koltuğa parti delegeleri tarafından seçilmesine rağmen, aynı delegelerin kendisini görevden almalarını engellemek ve o koltukta kalabilmek için o zamana kadar kendisine etmediği hakaretler kalmayan R. T. Erdoğan’ın şemsiyesi altına sığınmış ve O’nun destekçisi olmuştur.

R. T. Erdoğan’a gelince, Türkiye Cumhuriyeti’nin yönetimi ‘TEK ADAM’ sistemine dönüştürebilmek için o güne kadar kendisine en büyük hakaretleri yapan ve kendisinin de O’na en büyük hakaretleri ettiği MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile gönül rahatlığı ile işbirliği yapabilmiştir.

R. T. Erdoğan zaten demokrasiyi: ‘‘İstenilen hedefe varmak için binelecek ve istenilen hedefe varıldığında o duraktainilecek’’ bir vasıta olarak tanımlamıştır. Kendilerinin DEMOKRASİDEN ÖDLERİNİN KOPTUĞU, demokrasiyi ÖZÜMSEDİKLERİ MHP Genel Başkan yardımcısı Yaşar Yıldırım’ın : ‘‘CHP’nin asıl hedefi İstanbul’u yönetmek değil, TEK ADAM REJİMİNİ DEVİRİP DEMOKRASİ GETİRMEK. Buna müsaade etmememiz gerekir.’’sözleriyle açıkça ifade edilmiştir.

Demokrasi anlayışları bu olan kişilerden kendi kazanamadıkları seçimlere saygı duymaları beklenebilir mi?

Demokrasi, size demokrasiyi ortadan kaldıracak hedeflerinize götürecek bir araç değildir. Olmamalıdır da! Demokrasi hür, refah ve kardeşlik içinde yaşayabilmek için bir amaçtır.

Demokrasi anlayışları yukarıda aktarılan bu iki kişi MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve TEK ADAM R. T.ErdoğanTürk Demokrasisinin temeline dinamit koyup patlatmışlardır. Bu patlama ile DEMOKRASİ O KADAR İLERİ (!) GİTMİŞTİR Kİ İLK ÇAĞLARDAKİ ÇIKIŞ NOKTASINA VARMAK ÜZEREDİR!..


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık