• 15 March 2019, Friday 12:15
MetinSALMAN...

Metin SALMAN...

Zıvanasından çıkmış siyaset dili!..

31.03.2019 tarihinde yapılacak yerel yönetim seçimleri için bütün partiler kendi adaylarına oy vermeleri için çeşitli yollarla seçmenleri ikna etme çalışmalarını yürütüyorlar.

Ancak bu seçim, 27 Mayıs 1960’tan bu tarafa yapılan seçimlerden çok farklı. Bu seçim çalışmaları çok kırıcı, tehditkâr, ayrıştırıcı, bölücü ve parçalayıcı bir şekilde yürütülüyor.

Bu seçimde bazı partiler Cumhur İttifakı(AKP-MHP-BBP), diğer bazı partiler de Millet İttifakı(CHP-İYİ Parti-DP) diye ittifak oluşturmuş olup, bazıları da bunların dışında kendi başlarına seçim çalışması yürütüyorlar. (SP-Vatan Partisi-HDP). Bu ittifaklardan Cumhur İttifakı’nı oluşturan iki partinin (AKP-MHP) seçim çalışmalarında kullandıkları dil, zıvanasından çıkmış gibi. Kırıcı, dökücü, ayrıştırıcı...

Seçimlerde genel olarak adaylar projelerini seçmene anlatırlar ve bu projeler karşılığında seçmenden oy istenir. Ancak bu seçim öyle olmuyor. Bir tarafta Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bütün maddi ve manevi gücünü kullanan Cumhurbaşkanı titrini kullanan bir kişi (oysaki burada seçimlere AKP’nin başkanı olarak giriyor), diğer tarafta kendilerine konuşacak televizyon kanalı bulamayan Millet İttifakı partileri ve diğer partiler. Bu bir ADİL SEÇİM DEĞİL…

Bu ittifaklar sonucunda seçmenler karpuz gibi ikiye bölünmüş durumda. Cumhur İttifakı mensupları Millet İttifakı’na katılan ve katılmamış partiler hakkında en hafifinden en ağırına kadar her türlü hakareti yapıyorlar. Diğer taraf kendilerine en ufak bir söz söylediğinde; “Vay Cumhurbaşkanına hakaret ettin” denilerek, dava açılıyor. Oysaki bir ülkenin Cumhurbaşkanı birleştirici, bütünleştirici, kollayıcı ve bütün vatandaşları kucaklayıcı olmalıdır. Cumhurbaşkanı sıfatını taşıyan kişi kendisine oy vermeyen yüzde 50’ye olmadık hakaretler ediyorsa, vatandaşları ayrıştırıyorsa, bölücülük yapıyorsa, ortada büyük bir sorun var demektir ve o kişinin Cumhurbaşkanlığı tartışmalıdır.

Ne yazık ki Devlet Bahçeli’nin akıl almaz desteği ile getirilen ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ denilen, dünyada başka bir örneği olmayan bu ‘UCUBE’ yönetim sisteminde Cumhurbaşkanının aynı zamanda bir partinin başkanı da olabilmesine imkân verildiğinden, bu sıfatı taşıyan kişi PARTİ BAŞKANI olarak seçim propagandası yapıyor ve önüne gelene en olmadık hakaretleri etmekte sakınca görmüyor.

Birlikte hareketlerini ‘Millet İttifakı’ olarak adlandıran ittifaka, her ikisi de (R.T.Erdoğan-D. Bahçeli) ‘Zillet İttifakı-İllet İttifakı’ demekte bir sakınca görmüyor, kendileri ile ittifak yapmamış partililerin PKK ve FETÖ ile işbirliği yaptıklarını ve oralardan talimat aldıklarını, hiçbir belgeye dayanmadan rahatlıkla söyleyebiliyorlar.

Ne demek ZİLLET? Zillet; aşağılık, alçaklık demek… İllet ise burada sanıyorum: “Kızdıran, sinirlendiren şey ya da kimse” anlamında kullanılıyor. Tabii “Müptezel”i de unutmayalım. Müptezel de: “Saygınlığını yitirmiş, değersiz” anlamına geliyor. Tabii bunlar sözlük anlamları… Günlük hayatta bu kelimeler en ağır hakaret anlamında kullanılıyor. Ayrıca TERÖRİST; teröre yardım ve yataklık etmek gibi ithamları da unutmayalım. Bütün bu söylemler, ayrıştırıcı ve toplumu parçalayıcı ifadeler. Bu tür ifadeler toplum arasındaki düşmanlığı ve bölünmeyi körüklemekte.

1957-1960 yılları arası DEMOKRAT PARTİ, muhalefetin GÜÇ BİRLİĞİ’ne karşı ‘VATAN CEPHESİ’ diye bir cephe oluşturmuş ve cepheye gönüllü (!) katılanları her gün o yılların tek duyurma organı olan radyo vasıtasıyla ilan etmiştir. Ancak o cepheleşmenin sonunda millet köylerde, kasabalarda, kısacası yerleşim yerlerinde kahvelerini, camilerini ayırmış; komşu, komşu ile; evlat, baba ile kardeş, kardeş ile birbirine düşman olmuştu.

Cumhurbaşkanı sıfatını taşıyan ve fakat ettiği TARAFSIZLIK yeminine sadık kalmayan R.T. Erdoğan ve onun destekçisi D. Bahçeli tarafından kullanılan bu hakaretamiz, ayrıştırıcı ve zehirli dil sonucu, 1957-1960 yılları arasında yaşananlar korkarım ki tekrar yaşanmasın. Sonuçta bu bir mahalli seçim… Millet yerel yöneticilerini seçecek. Seçimden sonra herkes yüz yüze bakacak. Konuşmalar kırıcı olmamalı… Birleştirici, bütünleştirici olmalı… Politik konuşmaları ZIVANASINDAN ÇIKARMAMAK lazım…

Size oy versin, vermesin. Sizi sevsin, sevmesin hiçbir makam ve mevki kişiye, başkalarına hakaret edebilme hak ve yetkisini vermez. İnsanları hor ve küçük görmemek gerekir. Yunus Emre’nin dediği gibi; “Yaratılanı sevmek gerekir, yaratandan ötürü.”

Baktığınızda sizi büyük gösteren aynanın DIŞ BÜKEY AYNA olup olmadığına dikkat edin.

Aynalar sizi yanıltmasın.

Dünya Sultan Süleyman’a da kalmadı.

Tevazu… Tevazu… Tevazu…

 

      

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Site en altı
yukarı çık