• 25 Eylül 2018, Salı 19:53
MetinSALMAN...

Metin SALMAN...

VARLIK FONU ?! …

 


İnsanlar ve kurumlar kendi ihtiyaçlarından fazla olan varlıklarını şu veya  bu şekilde değerlendirebilmek için çeşitli yollara başvurabilirler. Tabii bu yola başvurabilmek için kişi veya kuruluşun elinde kullanmadığı, ihtiyacından fazla bir varlığının olması gerekir. Ülkeler de kullanmadıkları, atıl duran herhangi bir varlığı varsa, onu değerlendirebilmek için FON oluşturabilirler. Tabii yukarıda belirtildiği gibi FONU oluşturabilmek için öngördüğü harcamasından fazla gelirinin olması gerekir ki kurulacak FONA kaynak aktarılabilsin.
Uluslararası uygulamaya bakıldığında, bu tür VARLIK FONU oluşturmuş ülkelerin hepsinin harcamayı düşündükleri bütçe rakamlarından daha fazla gelirleri olduğunu görmekteyiz. Yani bütçeleri açık değil, fazlalık vermektedir. Ondan dolayıdır ki ortaya çıkan bu fazlalığı değerlendirerek vatandaşlarının refah seviyesini yükseltmek istemelerinden normal bir şey olamaz.
Türkiye Cumhuriyeti, nereden bakarsanız bakın, sebebi ne olursa olsun bütünüyle borca batmış durumdadır. Artık normal şartlarda  yurt dışından para bulunması nerede ise imkansız hale gelmiş bulunmaktadır. Bu durumda dışarıdan kaynak sağlayacak bir yol bulunması lazımdır. Bu ülkeyi 2002 kasımından bu tarafa yöneten ve eline geçirdiği kaynakları hovarda bir mirasyedi gibi tüketen kadro, sonuçta DIŞ KAYNAK TEMİNİ için bula bula TÜRKİYE VARLIK FONU’nu oluşturmak yolunu buldular. Bu uygulama, nasıl olsa bazı ülkeler tarafından yapılıp, başarılı da olmuştu. Yalnız arada küçük (!), ihmal edilebilecek minnacık (!) bir fark vardı, onlarda bütçeler FAZLA veriyordu, bizde ise her kalemde AÇIK vardı. Amma olsundu. O KADAR KUSUR KADI KIZINDA BİLE OLURDU. Sanıyorum dünyada sağlam kaynak bulunmadan ESKİ BAKİYE ile oluşturulan VARLIK FONU, TÜRKİYE VARLIK FONU’DUR.
Bu fona kaynak oluşturabilmek için, Türkiye’nin en değerli Kamu Bankaları, üç otuz paraya hempalarına peşkeş çekemedikleri ÇAYUR gibi kuruluşları, Muğla’nın koyları da dahil olmak üzere ne kadar bakir ve cennet koy varsa onları teminat gösterdiler. Bu FON’nun kurulduğundan beri göze batan giç bir faaliyeti görülmedi. Fakat bu FON’un yönetiminde bulunanlara ne ücret ödendiği bilinmiyor. Yan gel yat Osman, paraları torbaya at Osman! . durumu yani. Padişahımız Efendimiz (!) bu FONDAKİ yöneticilerin çalışmalarından memnun kalmamış ki, Fonun başındakini, bazı yönetim kurulu üyelerini değiştirmek lüzumunu hissetti ve değiştirdi. FON’un başına kendisini, yokluğunda kendisine vekâlet etmek üzere de sevgili DAMADINI atadı. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ekonomik, siyasi ve askeri alanda çok büyük sorunlarla boğuştuğu şu sıralarda birde TÜRKİYE VARLIK FONU gibi DEVASA (!) bir kuruluşun yönetimini de üstlenmek çok çok büyük bir fedakarlık olsa gerek! Bu olay dahi TEK ADAMIN HER ŞEYİ YÖNETMESİNE BİR ÖRNEKTİR.
TÜRKİYE VARLIK FONU ile varılmak istenlien sonuç, yurt dışından borçlanabilme imkanları azalmış ülkemize, Türkiye’nin çok kıymetli varlıklarını teminat gösterip, yeniden borç alabilmesini sağlayabilmektir. Çünkü Türkiye GIRTLAĞINA KADAR BORCA BATMIŞTIR. Oysa ki İKTİDARA GELDİKLERİNDEN BU TARAFA ELLERİNE VERİLEN KAYNAKLARI YERİNDE ve ÜRETİME YÖNELİK YATIRIMLARA YÖNELTİP TÜRKİYE’Yİ BU GÜNKÜ ZOR DURUMA DÜŞÜRMEYEBİLİRLERDİ.
Yalnız şunu da unutmamak gerekir ki, Osmanlı da dışarıdan borç alıp saraylar yaptırıp, vadesi gelince borcunu ödeyemeyince, alacaklılar, alacaklarını tahsil için DÜYUN-U UMUMİYE diye bir teşkilat kurup Osmanlı’nın bütün gelirlerine yeni bir DÜYUN-U UMUMİYE olmasın.

Ayrı bir not: Padişahımız Efendimiz, Türkiye ne zaman zor bir sorunla karşı karşıya kalsa bu sorunun kaynağı kendileri ise (İktidarda onlar olduğuna gore tabii ki onlar olacak) o sorunu unutturmak için hemen ortaya başka bir konu atıyor ve esas mesele kaynayıp gidiyor.
Bu defa da, enflasyon almış başını gitmiş, faiz uçmuş, döviz ipini koparmış deli at gibi nerelere varacağı belli olmadan çılgınca koşturuyor, ekonomik kriz bütün vatandaşları perişan etmiş, Beyefendi – 24 Hazirandan once seçilirse her şeyden kendisinin sorumlu olacağını o söylemişti- kalkmış İş Bankası’nda CHP tarafından temsil edilen ATATÜRK hisselerinin Hazine’ye devredilmesi gerektiğini ileri sürerek yine Millet’i BACA VERGİSİ ile uğraştırıyor. Soruyor: “ İş Bankası Yönetim Kurulu’na CHP kontenjanından giren yönetim kurulu üyeleri ne iş yapar? mış.
Görev aldıkları kurumun sorunlarını çözsünler diye Kendisi tarafından seçilip atanan ve fakat şirketin hiçbir derdiyle ilgilenmeyip, şirket varlıklarının üç otuz paraya ona buna peşkeş çekilmesine mani olamayan/olmayan Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. nin yönetim kurulu üyeleri gibi kurumlarını ona buna pazarlamıyor herhalde !

Acaba bu çıkış, Türkiye İş Bankası’nı da Hazine’ye bağlamayıp, Türkiye Varlık Fonu’na katmak için yapılıyor olmasın ?
 Olamaz mı yani ???...
 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık