Birliğim Gıda Sol Sabit
Sağ Sabit SARI KONAK
  • 08 Temmuz 2019, Pazartesi 22:30
KonukYazar...

Konuk Yazar...

KABİLELEŞMEK

Prof.Dr. İzzettin ÖNDER / evrensel.net

 

Kabile devleti önceleyen, devlet oluşumundan önce var olmuş bir toplumsal yönetim biçimidir. Kabile reisleri her konuda tek yetkili idi; idari ya da cezai tüm kararları kabile reisleri verirdi, kabilede en zengin kişi kabile reisi idi. Kabileler arası zenginlik ve güç göstergesi kabilelerin tüm varlığı ile değil, kabile reislerinin varlığı, gücü ve tüm bunları temsil ettiği düşünülen kulübesinin haşmetiyle ölçülürdü. Kabile reisi tüm kabilenin varlığına sahip olup, köleler reisin arzusuna göre ve israftan geri kalanla yetinmek durumunda idi. Kabile reisinin silahlı adamları vardı, bu adamlar kabile üyelerini değil, reisi korurdu, kimse kabile reisine karşı gelemez, reise karşı gelmenin cezasını bizzat reis savcı gibi davranarak belirler ve uygulardı. Kısacası günümüzde devletsel erk olarak bildiğimiz tüm güç odakları kabile reisinindi. Her işlem reisin iki dudağı arasında gerçekleştirilirdi.

Devlet sistemine geçiş kademelerle, sırasıyla, feodal yapılanmalara ve sonrasında ortaya çıkan aristokrasi ve devlet denen aygıta geçmesi ile ortaya çıkmıştır. Burjuva devlet sisteminin ortaya çıkışı, ilk iş olarak kabile reisinin ya da feodal beyin, hatta Osmanlı gibi imparatorluklarda olduğu üzere padişahın yetkilerinin kısıt altına alınmasını gündeme getirmiştir. Bu konuda atılan iki ciddi adından biri anayasa ile siyasi erkin yetkilerinin belirlenmesi ve denetim altına alınması; diğeri ise yetkili kılınan siyasilerin parasal güçlerinin sınırlanması ve denetime tabi tutulmasıdır. Bundan dolayıdır ki, anayasayı kurulu meclis yapamaz; bundan dolayıdır ki, bütçe hakkı olarak bilinen uygulamanın tek yetkilisi halkın temsilcisi durumundaki parlamentodur. Böylece hazineye sahip ve kendisini devletin yerine koyan despotlar döneminden, burjuvazinin başat olduğu burjuva demokrasisine, yani çağdaş sınıflı toplum sisteminin yönetim biçimi olarak devlet yapısına geçilmiş oldu.

Geçen günlerde cumhurbaşkanlığına bağlı kurul üyelerinin maaşlarının Türkiye standartlarının çok üzerinde yükseltilmiş olmasına tepkilere karşı saygısızca yanıt verilmiş. İlgili kişi ve tüm siyasiler şunu çok kesin bilmek durumundadır ki, siyaset yapma dönemlerindeki zenginleşmeler ticari sır ya da devlet sırrı değil, halkın eleştirisine açıktır. Çünkü para halkındır. Çok özenilen ABD Başkanı eğer bizimkinin yanında yavru gibi kalan saraydaki şahsi harcamalarını kendi maaşıyla karşılamak durumunda ise, bu konuda gidilecek daha çok yolumuz var demektir. Siyasilerin Batı dillerindeki sıfatı “hizmetkardır”. Batı dillerinde siyasilere “devlet büyüğü” değil “kamu hizmetlisi” adı verilir. Bir anlamda halk, belirlenmiş yasalar çerçevesinde kendilerini yönetmek üzere bazı insanlara geçici süre için izin ve yetki vermiştir. O insanların maaşları ve hizmetleri halk nezdinde alenidir ve denetim altındadır. Kişilik hakareti oluşmamak kaydıyla, siyasilerin siyaset yaptıkları dönemde elde etmiş oldukları gelirlerinin ve varlıklarının sorgulanması her an yapılabilir. Hatta siyasi rantların yüksek olduğu ülkelerde siyasilerin gelir ve servetlerinin her yıl gibi belirli aralıklarla açıklanması gerekli olmalıdır.

Bu süreç dahi tam anlamı ile denetimi sağlayamaz. Siyasilerin belirli uzaklığa kadar akrabalarının da mal varlığı önemlidir. Siyasiler ve belirli uzaklığa kadar akrabalarının yurt içi ve yurt dışı para hareketleri de denetim altına alınmalıdır. Bir siyasinin devletle iş yapan kişi ya da firmadan ayni ya da nakdi çıkar sağlaması, “Hazineden almıyor ki, ülkeye zarar versin” gibi akla mantığa sığmayan safsatalarla geçiştirilemez. Zira bizzat devletle iş yapan kişi ya da firmanın siyasetçiye avantaj sağlayabilmesi, bu miktarın işin maliyetine yedirilerek hazineden alınması koşuluna bağlıdır. Kısacası siyasinin her kuruşunun halk temsilcilerinin denetiminde olması devleti kabileden ayıran temel özelliklerden biridir. Siyasilerin hoşuna gitmese de halk bu işin takipçisi olur. Belirli iş karşılığı halkın cebinden çıkan her kuruş, yetkisi ne olursa olsun bir kişi ya da dar bir kurum tarafından değil, ancak ve ancak halkın temsilcisi parlamento tarafından karara bağlanabilir. Aksi durum kabile yönetimidir.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık