• 16 Temmuz 2019, Salı 22:37
KonukYazar...

Konuk Yazar...

İÇİNDE “MİLAS” GEÇEN KİTAPLAR (2)

UĞUR KÖKDEN

Anı Kentler

 

Hazırlayan: Vedia MARAL

 

 

İSPANYA’DAN MİLAS’A PORTAKAL AĞACI

 

I-

Uğur Kökden, 30’dan fazla kitap sahibi, üretken bir yazar. Sayı çokluğu nitelikçe zayıf kitaplar yazdığı düşüncesine yol açabilir. Oysa nitelikten vazgeçmeden, nitelikçe verimli verimli olunabileceğinin örneği Uğur Kökden.

Erdal Öz’ün, ‘Edebiyatımızda Uğur Kökden’in değişik, özgün bir yeri olmalı. O kenti türünün öncüsü bence’ dediği Uğur Kökden, ne yazık ki fazla bilinmiyor.

 

II-

‘Anı Kentler’ kitabı ile ilk karşılaştığımda, ismi sebebiyle duraksadım. Sonrasında tarihi kentler oluyorsa, ‘Anı Kentler neden olmasın?’ diye düşündüm. Edebiyata ve kitabın içeriğine uygun. Tarih, disipliner anlayışken, ‘anı’lar duyguları barındıran, insan sıcaklığını hissettiren, açık uçlu edebi bir tür. Anı, yapıtta, söz konusu insani işlevini sürdürüyor.

Uğur Kökden ülke, kent, ‘dere tepe düz gittiği’, gezdiği yerlere ilişkin gördüklerini, duyduklarını, hissettiklerini eklediği engine bilgisinin –kesinlikle abartı değil- izleri resimden müziğe, edebiyattan coğrafyaya, tarihmeden, yemeden-içmeğe, insandan, topluma.. daha nelerden nerelere at koşturuyor. Kalem kıvraklığı, okuyucunun başını döndürecek hızda. ‘Anı Kentler’ klasik ‘gezi’ kitabından daha fazlası.

 

III-

En çok konu edilen şairler listesinin üst sıralarında, İspanya’da doğmuş, İspanyolca iyi yazan dünya şairi Federica Garcia Lorca’nın ismine mutlaka raslanılacaktır. Uğur Kökden’in ‘Anı Kentler’ kitabındaki ‘çan, şal ve kan’ başlıklı dokunaklı yazısıyla, yine, yeniden Lorca çığlık gibi karşımıza çıkar.

İspanya İç Savaşı’nda Lorca, bir zeytin ağacının altında kurşunlanır. ‘Çan, şal ve kan’ isimli yazıda, o zeytin ağacının köklerine karışan şairin kanının, öz suya dönüşerek her bahar ağacın gövdesine tekrar tekrar yükselişinden, öldürüldüğü ağustos ayında ağacın altına bırakılan vefa dolu kırmızı güllerden, Lorca’nın mezarsız oluşundan, Avrupa’da en çok okunan şair oluşundan vs. bahsedilir.

“Adı lazım değil’ faşist diktatörün ölümünden sonra ancak, şairin yapıtları İspanya’da yasaklı olmaktan kurtulabilir.

Aradan geçen uzun yıllara ragmen, bugün cinayetin – bir şey yapamayan- o dilsiz tanığı yaşlı zeytin ağacı olup bitenin utancını, çevresi ile taşımakta. Ami şair Federico Garcia Lorca’nın kanı, o ağaçta öz suya dönüşerek, şiirleri gibi hayat bulmakta.

‘Çan, şal ve kan’dan son bölümü aktarmak için, aradan çıkalım..

“Şu anda, elli yıl sonra, ola ki, güney yıldızlarının aydınlattığı tozlu ağustos gecelerinde, zaman zaman yaşlı zeytinin gölgesine rüzgarın hırçın hışırtısı karışsın! Yankısız bir ses gibi, birdenbire boşalan bir soluğun sesi. Görünmeyen, yitik bir varlığın gücü, yılların ötesinden kendini duyursun.

Üstüne kat kat suçluluğun yükü binen, kızıl gölgeli, esmer Endülüs yamaçları. Hepsi bugün suskun, sevinçsiz bekleşiyor. Dağlar ve ırmaklar, hep önlerine bakmakta. Gerçi, baskının simgesi Bernardo Alba artık yok. Yalnız kemikleri değil, kokulu ve madalyalı resmi giysileri bile çoktan çürüdü. Ama, Lorca’nın baba ocağının bahçesindeki portakal ağacı meyvelerini vermeyi sürdürüyor. Haziran ortasında, ağustosa çeyrek kala.

Öyle ki, insanın birdenbire karşısına çıkan bir Giresun sokağının ucunda beliren ya da yarı saklanmış yeşil Milas avlularının ortasından yükseliveren beklenmedik portak ağaçları gibi.”

 

Kitap: Anı Kentler

Yazan: Uğur Kökden

Sayfa: 143

Basım Tariha: İlk Basın, 1992

Yayınevi: Cem Yayınları


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık