• 18 Kasım 2021, Perşembe 11:23
Prof. Dr. KemalKocabaş

Prof. Dr. Kemal Kocabaş

İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ VE TARIM LİSESİ

            Geçen haftalarda sosyal medyada İzmir Büyükşehir Belediyesinin Urla-Bademler köyünde Tarım Lisesi kuracağına ilişkin haberler yaygın bir şekilde yer aldı. Kuruluş sürecinden haberdar olduğumuz, Köy Enstitülü Prof. Dr. Yakup Kepenek Hoca ile beraber  Yeni Kuşak Köy Enstitüler Derneği (YKKED) olarak düşünsel katkı yaptığımız  bu sürecin hayata geçmesinden mutluluk duyuyoruz.  YKKED olarak Sayın Tunç Soyer’in  Seferihisar Belediye Başkanı olduğu dönemde Seferihisar’da  çok değerli aydınların katılımıyla değişik dönemlerde  “Hasan-Ali Yücel Çalıştayı”  ve “Laik-Demokratik-Bilimsel Eğitim” panelini gerçekleştirmiştik. Sayın Soyer’in Seferihisar’daki “yerel tohum ve tohum takas” çalışmalarını da ilgiyle izlemiş, ortaklaşmıştık. Mart-2021’de YKKED Genel Merkezine İzmir Büyükşehir Belediyesinden gelen çok değerli bir bürokrat arkadaşımız “Tarım Lisesi”  projesini bize açarak, bu projeyi Köy Enstitüleri kazanımları üzerinden    hayata geçirme dileklerini ifade ederek dernek görüşlerini talep etmişti. Bir hafta içerisinde hazırladığımız raporu büyükşehirdeki arkadaşlarımıza ilettik. 10 Ağustos 2021 günü de Sayın Tunç Soyer ve çalışma arkadaşlarına “Tarım Lisesi ve Köy Enstitüleri Müzesi” ile ilgili önerilerimizi bir sunum yaparak ilettik. Sosyal medyadaki haberlerden projenin ete kemiğe bürünmesinden YKKED ailesi olarak sevinç duyduğumuzun altını önemle çizmek istiyorum. Çünkü bu projeyle enstitü gerçekliğinin güncele taşınması anlamında önemli bir adım atılıyordu.

            YKKED olarak İzmir Büyükşehir Belediyesine ilettiğimiz raporda son nüfus sayımına göre (2020) kırsal kesimde (köy-belde)  yaşayan ülke nüfusunun yüzde 7 olduğunu,   ülkedeki neo-liberal politikalar, serbest piyasa ekonomisi,  tarımsal girdilerin artması ve desteklerin azalması nedeniyle  köylerden kentlere iç göçün  arttığını   ve sonuçta   kırsal kesimde geniş tarım alanlarının  atıl duruma düştüğünü ifade etmiştik. Tüm bu süreçler sonunda  Türkiye’nin  tarımsal üretimle ihracat yapan bir ülke konumundan hızla ithalat yapan bir ülkeye dönüştüğünü ifade ederek   bunun    ülkenin geleceği adına sürdürülebilir bir durum olmadığını yazmıştık. Raporda, ülkedeki  siyasal otoritenin yarattığı iklim,  tüm eğitim basamaklarındaki nitelik kaybı ve kamu kadrolarında liyakatın dışlanması, demokratik tartışma ortamının olmaması  nedeniyle ülkenin  bu tıkanmışlığı aşamadığını ve   çözüm üretemediğini belirterek üniversitelerimizin ve  ziraat fakültelerinin ülke gereksinmelerine uygun işlevsel bir eğitim yapamadığı,  bu konuda nitelikli, donanımlı  mühendisler yetiştiremediği saptamasını yapmıştık.  Bu nedenle ülkenin özgün kazanımlarından yararlanarak yeni bir “kırsal bölge geliştirme eğitim  projesini” yerel yönetimler aracılığıyla   hayata geçirmenin  zorunluluk haline geldiğini işaret ederek İzmir ölçeğinde yapılacak bir özgün çalışmanın diğer bölgelerde de yerel yönetimleri  harekete geçireceği, örnek olunacağını  belirtmiştik.

            Raporda, “Tarım  Lisesi” arayışının tıpkı 1940’lı yıllarda  Köy Enstitülerinde olduğu gibi köyün kendi çocuklarıyla kırsal kesimdeki “tarımsal üretim” sorununu özgün bir okul deneyimiyle aşmayı amaçlamasını özellikle belirttik.  Tarım Lisesine  köylerden  alınacak öğrencilerin bütünsel gelişimini (duyuşsal, bilişsel) hedeflemesinin, uygulamalı eğitimin temel alınmasının ve demokratik sanat eğitimi aracılığıyla da öğrencilerin insanlaşma, toplumsallaşma süreçlerini gerçekleştirmelerinin amaçlanmasının önemini özellikle altını çizdik. Tarım Lisesinde öğrencilerin öğrenme becerilerini hayatın gerçek problemleri üzerinden gerçekleştirerek  üretim  bilinci kazanmaları gerektiğini işaret ettik. Tıpkı  Köy Enstitülerindeki gibi bütünsel olarak yetişmiş, üretim bilinci gelişmiş mezunlar aracılığıyla kırsal bölgelerde modern tarım ve hayvancılık uygulamalarıyla yeni bir “üretim, doğa, çevre” duyarlılığının oluşturulabileceğine  raporda yer verdik. Bu kazanımlarla donatılmış genç insanlarla, terk edilen, ekilen-ekilmeyen köy arazilerinde  yerel yönetimin de katkılarıyla yeni bir üretim heyecanı ve dinamizminin  yaratılabileceğini işaret ettik.

            Tarım Lisesi, uygulama alanı olarak yerleşkesindeki tarım alanlarını kullanabildiği gibi çevredeki yakın köylerde yerel yönetimin kuracağı  örnek çiftlikleri de uygulama alanı olarak kullanabileceğini, öğrencilerin belli aralıklarla saptanan köylerdeki  çiftliklere uygulama için gittiklerinde köye sunabilecekleri diğer toplumsal katkıları da köye verme olanağı bulabilecekleri gerçeğini işaret ettik. YKKED önerilerinde, Tarım Lisesi  öğrencilerinin ikinci dördü taşımalı eğitimle okuyan köy çocuklarından alabileceğini,   daha sonraki dönemlerde Tarım Lisesi üzerine iki yıllık Meslek Yüksek Okulu açılmasının da  tartışabileceğini ve eğitimin kesinlikle  ücretsiz olması gerektiğini önerdik.  Büyükşehir Belediyesi ilk üç dönem mezun ettiği öğrencileri kiraladığı tarım alanlarında kurduğu üretim kooperatiflerinde-çiftliklerde veya Büyükşehir Belediyesinin gereksinim duyduğu alanlarda  istihdam edebileceği önerisini yaptık.

            Tarım Lisesinde evrensel  “laik, demokratik, bilimsel, karma eğitim”  temel alınarak Köy Enstitülerinde olduğu  gibi” iş içinde, yaparak, yaşayarak öğrenme” yani  uygulamalı eğitimin temel hedef olmasını önerdik. Tarım Lisesinde günlük yaşam ve süreçlerde demokratik katılımın esas alınarak  eğitimde öğrencilerin “temel özne” kabulüyle  okulun günlük yaşam işlerinin yapılmasında imece-dayanışmanın esas alınmasının hedeflenmesi gerektiğini belirtik.   Bu yeni okul deneyiminde  her tür bilişim alt yapısı, müzik, resim, heykel vb. çalışması için olanakların bulundurulmasını,   ayrıca  öğrencilere teknik beceriler sağlayacak işlikler de bulunması gerektiğini işaret ettik.  Okula alınacak öğretmen seçiminin  çok dikkatlice yapılmasını, işliklerdeki eğitim için nitelikli ve deneyimli  meslek lisesi öğretmenlerinden, uygulamalı tarım eğitimi için yetkin ziraat mühendislerinden yararlanılmasını, okul yönetiminin Köy Enstitüleri deneyimini iyi bilen, öğrenme ve gelişmeye yatkın kadrolardan oluşması gerektiğini belirttik.  

            Öğrencilere Milli Eğitim Bakanlığının öngördüğü temel beceriler dışında Tarım Lisesindeki öğrencilerin  “doğa ve Çevre duyarlılığı, kooperatifçilik bilinci, tohum takas,  insan hakları, hayvan hakları, yerli tohum,  demokratik katılım, toplumsal cinsiyet, toplumsal yarar, teknoloji kullanma, fen okur yazarlığı  vb.” kazanımları içselleştirmelerinin hedef alınması gerektiğini özellikle belirttik.  Öğrencilerin her alanda yeterli donanıma sahip olmaları sağlanırken seracılık, çiçekçilik, tavukçuluk, hayvancılık vb. gibi alanlarda da yoğunlaşmalarını,  bazı dönemlerde öğrencilerin öğretmenleriyle  köylere yönelik uygulama amaçlı  geziler düzenleyerek örnek uygulamaların  hayata geçirilmesini,  öğrencilerden tarımsal üretimin geliştirilmesine yönelik proje önerileri alınmasını ve “Tarım Lisesi Dergisi”  çıkarılarak öğrencilerin kendilerini ifade etmeleri  sağlanmalıdır önerisini yaptık.

            1940’lı yıllarda Köy Enstitüleri yerleşkeleri mimari yarışmalar sonucu inşa edilmiştir. Bademler köyünde saptanan arazide yapılacak yerleşkede  bölgenin coğrafi koşullarını önceleyen doğa ve çevre duyarlılığını öne çıkaran tek katlı yapılar derslikler, kütüphane,  işlikler, laboratuvarlar, resim, müzik, güzel sanatlar atölyesi,  400-500 kişilik küçük bir amfi tiyatronun yapılması gerektiğini vurguladık. Tarım Lisesinde  derslerin yüzde 50’sinin kültür dersleri, yüzde 25’inin işliklerde teknik dersler, yüzde 25’inin uygulamalı tarım-hayvancılık derslerine ayrılmasını,  kültür derslerinin verilmesinde farklı eğitim araçları, görseller ve  öğrencinin araştırmalarını öne çıkaran  “öğrenci merkezli eğitimin” uygulanmasını  önerdik.

            Basına yansıyan bilgilerden İzmir Büyükşehir Belediyesinin  Urla Bademler’de yaklaşık 40 dönümlük arazide  Tarım Lisesi kurmak için çalışmalara başladığını,  yatılı olması düşünülen okulda çiftçi ailelerinin çocuklarının ücretsiz okuyacağını,  okulun belediye şirketi olan BAYSAN A.Ş tarafından yapılacağı bilgileri kamuoyuna duyuruldu. Belediyenin hazırlanan projesinde  toplam inşaat alanının 21 bin 133 metrekare olacağı, araziye derslik ve yönetim binalarının yanı sıra, müzik, resim, görsel sanatlar, ahşap işleri, metal ve ahşap işleri, bilim ve teknoloji, pişirme teknikleri, endüstri bitkileri, sebzecilik, meyvecilik, tahıllar, kesme çiçek ve düzenleme, bitki koruma, peyzaj, tarım alet ve makineleri, büyük-küçükbaş, kanatlı hayvan, hayvan yetiştiriciliği ve sağlığı, süt, et ve hububat işleme atölyeleri kurulacağı bilgileri  yer aldı.

            YKKED olarak önerilerimizin çoğunun basına açıklanan  duyuruda yer almasından ve  yeni okul arayışlarına katkı sunmaktan onur duyuyoruz. Önümüzdeki süreçlerde İzmir Büyükşehir Belediyemizin eğitim ile ilgili, özellikle Köy Enstitüleri çalışmaları yapan  demokratik kitle örgütleriyle, ziraatçı dostlarımızın örgütleriyle  kuracağı yakın iletişim ve dayanışmayla  bu özgün deneyim düşünsel anlamda daha da zenginleşecektir. Sayın Tunç Soyer ve çalışma arkadaşlarına teşekkürlerimizle…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık