Birliğim Gıda Sol Sabit
Sağ Sabit SARI KONAK
  • 20 Mart 2020, Cuma 0:50
Prof. Dr. KemalKocabaş

Prof. Dr. Kemal Kocabaş

KORONA DERSLERİ VE ÜLKE GÜNDEMİ

“Çaresiz dertlere düştüm/Yok mu  bunun çaresi?/Var/Yaşamayı ölecek kadar sevmek”

Can YÜCEL

Türkiye ve Dünya’da gündem çok hızlı değişiyor. Son iki ayda yaşadığımız  depremler, Suriye’de ölen askerlerimiz, yoğun siyasi kutuplaşma derken Çin’de orta çıkan Korona virüsü ülke ve dünya gündemini alt üst etti.  Korona virüsü sınır tanımadan tüm dünyaya etkiliyor ve insan kayıplarını arttırıyor, hayat adeta durmuş durumda… Yaşanılan bu küresel kriz nedeniyle insanlık ve ülkemiz  zor bir süreç yaşıyor. 19 Mart 2020 tarihine göre virüse yönelik   ülkemizde  yapılan 8002 test sonucu 191 vaka ve 2 ölüm olayı var. Dünyada da 6 bini aşan ölüm olayı…

İnsanlık tarihi veba, kolera, çiçek ve son olarak domuz gribi gibi pek çok salgın yaşadı ve büyük kayıplar verdi.  Şimdi bu salgını büyük bir toplumsal duyarlılıkla akıl ve bilimin öncülüğünde aşacağız. Sağlık bakanlığı bünyesinde oluşan bilim kurulunun öngörüleriyle alınan önlemleri büyük bir duyarlılıkla uyacağız, salgını bir an önce en az kayıplarla aşmaya çalışacağız. Buradan sağlık kuruluşlarında hizmet üreten tüm sağlık çalışanlarına kolaylıklar dilemeyi emeğe saygı adına görev sayıyorum. Ayrıca sağlık bakanlığındaki bilim kuruluna sağlık örgütleri temsilcilerinin de yer almasını toplumsal dayanışma adına önemli görüyorum.

Bu süreçte gördüğümüz, yaşadığımız bazı gözlemleri de “Korona Dersleri”  başlığıyla paylaşacağız.  Eğitim gibi bir insan hakkı olan sağlık hakkının özelleştirilmesi, piyasalaştırılması korona ile mücadeleyi olumsuz etkilediği çok açık görülüyor... O nedenle kapitalizmin sağlık politikalarının  acilen sorgulanması gerektiğini düşünüyorum. İspanya özel sağlık kuruluşlarını virüs salgını nedeniyle kamulaştırdı. Türkiye de salgın sürecinde  bunu mutlaka gündemine almalıdır. Şehir hastaneleri virüs salgını sürecinde kullanılabilecek mi? Bilmiyoruz…

 Bu süreçte korona testi sayısının azlığı ve vaka saptanmasında Türkiye geri noktalarda kaldı. Başlangıçta sadece 6-7 merkezde test yapılabiliyordu.  Bugün itibari ile de test yapılan yurttaş sayısı ancak 8 bin. Bütün illerde  bu testler yapılabilir hale gelmelidir.  Acilen çok sayıda test yapıp saptanan vakaların izalasyonu virüsün yaygınlaşmasını önleyecektir. Güney Kore deneyimi bu anlamda önemli ve değerlidir. 

Koranalı günlerde İtalya en çok hazırlıksız yakalanan ve en çok insan kaybı veren bir ülke. Tüm bunlara rağmen İtalya’dan TV ekranlarına yansıyan görüntüler toplumsal dayanışma ve insanlık adına umut vericiydi.    Evinden çıkamayan ama evlerinin balkonlarında opera parçaları, şarkılar söyleyerek, dans eden, dayanışma görüntüleri  insanlığın umudunu yeşertmesi anlamında çok değerliydi. Şimdi bu fotoğrafları Türkiye’de sergileyebilmeliyiz. Ülkemizde de toplumsal dayanışmayı, “asl olan hayattır, yaşamaktır”  diyerek hayata acilen geçirmeliyiz...

Sağlık bakanı her akşam açıklamalar yaparak toplumu bilgilendiriyor olması önemli ve değerli. Bu sorun ancak şeffah bir yönetimle aşılabilir. Bir bilim kurulu üyesinin yaptığı açıklama önemli. Toplum önlem alırsa 5 bin vaka, önlem almazsa 30 bin vaka olabileceği öngörüsüne dikkatle okumalıyız ve buna göre davranmalıyız.  Umreye izin verilmesinin olumsuzluğuna rağmen  bu süreçte camilerde  cemaatle namazlara ara verilmesi, okullarda eğitime ara verilmesi , kahvehanelerin kapatılması  ve pek çok önlem çok önemli olmuştur.

Her gün TV ekranlarında söylenildiği gibi bu karantina döneminde “hijyen ve insanlarla iletişim” en çok dikkat edeceğimiz önlemler. Evlerde kurallara uyacağız, film izleyeceğiz, kitap okuyacağız, resim yapacağız, dostlarımızla-yakınlarımızla telefonla görüşeceğiz. Sonuçta evlerde kalıp önce kendi hayatlarımızı sonra komşularımızın hayatlarını  kurtaracağız.  Bağışıklık potansiyelimizi güçlü kılmak için kaygıdan uzak duracağız, uykusuz kalmayacağız ve açık havada kimseyle iletişime geçmeden yürüyüşler yapacağız. Yani yaşam biçimimizi yeniden düzenleyeceğiz.

Üniversiteler ve okullar salgın nedeniyle şimdilik eğitime üç hafta ara verdi.  60 yaş ve üzeri  öğretim üyelerini de izinli saydılar. Bu kararla emekliliğe yaklaştığımı  hissettim.  Yaklaşık bir haftadır Özdere’de yazlık evimizde karantina dönemini geçirmeye çalışıyorum. Kömürlü sobamla ısınıyorum, çayımı demliyorum. Her yer kapalı, sadece eczane, fırın ve marketler açık… Arada  deniz kenarında yürüyüş yapıyorum. Kitap okuyorum, çocuklarımla, arkadaşlarımla, dostlarımla sosyal medya aracılığıyla haberleşiyorum.  Her gün internet ortamında bir film izliyorum. Dün çok sevdiğim bir arkadaşımın önerisiyle “jojo rabbit” adlı  bir sinema filmini keyifle izledim.  Tüm arkadaşlarımı internet ortamında sinema filmi izlemeyi, sanal müzeleri dolaşmaya davet ediyorum. Korona ile ilgili mizah da çok yaygın. Halkımız bu konuda çok yaratıcı. Önümüzdeki günlerde,  salgın dönemlerine ait de edebiyatın doğacağına dair işaretler var. İnsanlık yaşadığı acıları anlatacak yolu mutlaka bulacak.

Tüm bu süreçler yaşanırken Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği (YKKED) olarak  hayata dair tüm etkinliklerimizi ertelemeyi başladık. 15 Mart 2020 tarihinde dostlarımızla  İvriz Köy Enstitüsü yerleşkesinde buluşup buralarının ranta açılmasına hayır diyecektik. Virüs salgını nedeniyle erteledik. 16 Mart günü Öğretmen Okullarının 172. Kuruluş yıldönümü nedeniyle YKKED şubelerinde düzenlediğimiz etkinlikler vardı. Ertelemek zorunda kaldık.

1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu  öğretmenliği “Öğretmenlik, Devletin eğitim, öğretim ve bununla ilgili yönetim görevlerini üzerine alan özel bir ihtisas mesleğidir”  şeklinde tanımlıyor.  Böyle bir tanımlamada sözleşmeli-ücretli öğretmenliğe yer yoktur.  Bu salgın nedeniyle yaklaşık 80 bin ücretli öğretmen çok zor duruma düştü. Korona salgınına rağmen sosyal medya aracılığıyla 16 Mart haftasında ücretli-sözleşmeli öğretmenlik statüsünün öğretmenlik meslek onurunu koruma adına kaldırılmasını talep ediyoruz.

16 Mart 1848, Öğretmen Okullarının kuruluş tarihidir ve öğretmen yetiştirme tarihimizin kilometre taşıdır. 1848’de başlayan bu 172 yıllık gelenek 2014 Haziran ayında Milli Eğitim Bakanlığınca 299 Anadolu Öğretmen Lisesinin kapatılışı ile yok edildi. Sınavla seçilmiş nitelikli öğrencilerle, parasız yatılı bir yerleşke ortamında öğretmen yetiştirme kültürü, geleneği terk edildi.  Öğretmen Okullarının 172. ve Köy Enstitülerinin 80. Kuruluş yıldönümünde nitelikli öğretmen yetiştirme adına Anadolu Öğretmen Liselerinin tekrar açılmasını ve eğitim fakültelerinin yeniden yapılandırılmasını talep ediyoruz. Unutulmamalıdır ki nitelikli öğretmen olmadan nitelikli eğitim yapılamaz.

Yaşadığımız süreç gösterdi ki yaşanan  salgın ancak bilimin öngörüleriyle aşılabilecek. O nedenle Türkiye bu süreçten ders alıp eğitimin dinselleştirilmesi, eğitim ve sağlığın özelleştirilmesi yaklaşımlarını mutlaka gözden geçirmelidir. Hep beraber bu ülkede sağlıkla yaşamanın yollarını mutlaka üreteceğiz ve   yaşamı savunmaya devam edeceğiz.   Son söz Nazım’da: Yaşamayı ciddiye alacaksın/yani o derecede, öylesine ki/mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda/yahut kocaman gözlüklerin/beyaz gömleğinle bir laboratuarda/insanlar için ölebileceksin/hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için/
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken/hem de en güzel en gerçek şeyin/yaşamak olduğunu bildiğin halde.”


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık