• 16 Mart 2021, Salı 10:44
Prof. Dr. KemalKocabaş

Prof. Dr. Kemal Kocabaş

ÖĞRETMEN OKULLARININ KURULUŞUNUN 173. YILDÖNÜMÜNDE PARASIZ YATILI GÜNLERİ HATIRLAMAK

“Her yoksul biraz/ parasız yatılılık taşır içinde/ küçük şeylerdir mutlulukları/
korkarlar büyük denizlerden”

            Hasanoğlan İlköğretmen Okulunda parasız yatılı okuyan şair Ahmet Telli’nin dizelerinde olduğu gibi parasız yatılılık, yoksulluk, sosyal devlet ve  hala güncel olan eğitim hakkının önünü açan bir eğitim kazanımı. Parasız yatılılığın edebiyatımızda, şiirde ve sinemada hep özel bir yeri olmuştur. Firuzan’ın 1971 yılında yazdığı ve bir yıl sonra “Sait Faik Öykü Ödülü” alan “Parasız Yatılı” öykü kitabı dönemin en önemli yapıtlarındandır. Bu öykü kitabında “Parasız yatılı imtihanlarının çocukları hep erken gelir. Hiç gecikmezler” saptamasıyla “yoksulluğun ve umudun” simgesi olan öyküler öne çıkar.

            16 Mart 2021 Salı günü saat 20.00’de Çiğli Belediyesinin sosyal medya hesaplarından izlenecek olan  programda arkadaşlarımızla birlikte Öğretmen Okullarının 173. kuruluş yıldönümünde Köy Enstitülerini, öğretmen okullarını, günümüzde öğretmen yetiştirmeyi, parasız yatılılığı  ve günümüzde öğretmenlerin  sorunlarını konuşacağız.  Bu yazıyı yazarken 1967-1972 yılları arasında parasız-yatılı öğrenci olduğum Ortaklar İlköğretmen Okulunda (Adabelen)  16 Mart kutlamalarını düşündüm. 16 Mart, Adabelen’de özel bir günün adıydı.  Okulun  hem yemekhane, hem de konferans salonu olarak kullanılan salonunda  heyecanla okunan şiirler, halk oyunları, konserler, öğretmenlikle ilgili  coşkulu konuşmalar ve  sevgili müzik öğretmenim Yüksel Oğuz’un flüt korosunda yer alarak bu etkinliklerdeki güzel günleri sevgiyle düşündüm. Öğretmen yetiştirmede parasız-yatılı okul kültürü, 1848’den beri nitelikli öğretmen yetiştirilmesinde önemli bir kazanımın adıdır. Kollektif bir yaşam ve tüm yaşam  süreçlerinde, etkinliklerde “öğretmen olmak ve eğitim” vurgusunun öne çıktığı bir sürecin  adıdır parasız yatılılık.

            Bu yazımla parasız yatılı okul yaşamını  anılarla ortaklaşmak istiyorum.  19 Mart 2011 Cumartesi günü Bodrum Mavi Otel’de Salihli Lisesini parasız-yatılı okuyan arkadaşların yıllık buluşmaları vardı. Buluşmayı Bodrumdan Dr. Kerim Cangır organize etmiş ve iki ay öncesi benden “Parasız Yatılılığın Tarihi ve Türkiye’de Eğitim” başlıklı bir konuşma istemişti. İlkokuldan sonraki tüm ortaöğretim süreçlerini parasız-yatılı okuyan birisi olarak bu daveti seve seve kabul etmiştim. Salihli Lisesinde parasız yatılı okumuş yaşı 40-60 arasında eşleri ile beraber yüze yakın  güzel insan vardı bu buluşmada. Herkesin yüzüne parasız-yatılı beraberliğin ürettiği insani güzellikler yansıyordu. Saat 16.00-18.00 arasında parasız yatılı eğitimi ve günümüz eğitim sorunlarını konuştuk, tartıştık. Akşam yemeğinde de birlikte şarkılar, türküler söylendi, zeybekler oynandı, anılar anlatıldı. Parasız yatılılık; Osmanlı’da Tanzimat sonrası açılan batı tipi okullarda ve özellikle Öğretmen Okullarında, Darüşşafaka’da karşımıza çıkıyor. Cumhuriyet döneminde özellikle 1926 yılında Mustafa Necati’nin döneminde parasız yatılı okullar çoğaltılıyor, yaygınlaştırılıyor. Köy Enstitüleri de 17.300 köy çocuğunun parasız-yatılı olarak eğitim hakkını hayata geçiren eğitim kurumları olarak eğitim tarihimize imza atmıştı. Köy Enstitülerinin kuramcısı, uygulayıcısı, İsmail Hakkı Tonguç’un 1914 yılında parasız yatılı okumak için İstanbul’dan Kastamonu Öğretmen Okulu’na yaya olarak yaptığı yolculuk bir köylü çocuğunun aydınlığı aramasının destanıdır. Parasız yatılılık, yoksul halk çocukları için eğitime, eğitim hakkına koşmanın  adıydı.

            Darüşşafaka’nın yatılı öğrencisi Aziz Nesin’in parasız yatılılık öyküsü: “Annem ölüm döşeğindeyken ben okuduğum yatılı okuldan çoktan kaçmıştım; ama bunu annem de babam da bilmiyordu. Ölümünden üç gün öncesinden beni annemin yanına sokmuyorlardı. Ölümünden bir gün önceydi. Annemi yattığı odanın kapısından içerde konuşulanları dinliyordum. Annemin şu sözlerini duydum; “Oğlum yatılı okulda ya artık gözlerim açık gitmeyeceğim” Oysa ben bir okul kaçağıydım. Parasız yatılı okuldan kaçmıştım. Annemin bu sözlerini duyunca ağlayarak evden çıktım. O zaman on bir yaşındaydım. Ertesi gün de annem öldü. Sesi hep kulağımdaydı. Oğlum yatılı okulda ya artık gözlerim açık gitmeyeceğim. Okumamın tek nedeni annemin bu sözleriydi. Bütün hayatımda annemin duyabildiğim bu sözleri kulağımdan hiç eksilmedi. Hep onun bu sözlerini düşündüm. Yalnız bunun için okudum okula gitmenin yollarını aradım. Onun sözleri beni kamçıladı. Yoksa okul kaçkını on bir yaşındaki ben, bir daha hiç okula gidecek değildim. Beni okula göndermeye zorlayacak kimse de yoktu, yoksulduk. Bugünkü kişiliğimi anneme özellikle annemin duyduğum son sözlerine borçluyum” şeklinde anlatarak o yıllardaki parasız-yatılılığın taşıdığı anlamı ve algılanmasını bize aktarıyordu. 25-26 Şubat 2011 tarihlerinde İzmir’de düzenlediğimiz Hasan-Ali Yücel Sempozyumunda Prof. Dr.Mümtaz Soysal yaptığı konuşmada Cumhuriyetin eğitime verdiği önemi anlatırken tüm kardeşlerinin parasız yatılı okuduğunu, kendisinin de Zonguldak’tan Galatasaray Lisesine parasız yatılı sınavını kazanarak geldiğini, Gönen Köy Enstitüsü çıkışlı parasız-yatılı okuyan Fakir Baykurt ile 12 Mart’ta Mamak Cezaevinde yaşamlarının nasıl kesiştiğine ilişkin parasız yatılılık vurgusunu öne çıkararak parasız yatılı ortaklaşmanın altını önemle çiziyordu.

            2011 yılındaki Bodrum’daki toplantıda Ortaklar İlköğretmen Okulunda 1967-1972 yıllarında parasız yatılı okuduğum dönemlerdeki arkadaşlarımla yaşadığım o güzel günleri anlattım. Sabah ve akşam etütleri, yemekhane koşturmaları, o yaşa özgü küçük muziplikleri, 70-80 kişiyle aynı yatakhanede yatmak, aynı yemekhanede karavana yemeklerine kaşık sallamak, kuru-pilav çıktığında bir yerden bulunmuş küçük kuru soğanın ürettiği mutluluk, küçük kaçamaklar parasız-yatılı eğitimin güzellikleriydi. Okulun pamuk tarlalarında kızlı-erkekli 300-400 arkadaşın birlikte şarkılar söyleyerek topladığı pamuklar, yemekhane, yatakhane, kantin nöbetlerinin ürettiği özgüven-sorumluluk duygusu, öğrenci örgütü seçimleri ve ürettiği demokratik kültür, dayanışma, paylaşım, özveri  bizlerin yaşamlarını şekillendiren parasız yatılılık kazanımlarıdır.  Bir üst sınıftan öğrencilere ağabey-abla söylemi, öğretmenlerin aileleriyle aynı yerleşkede yaşamaları olağanüstü bir aile havasını, sevgisini hissettirirdi bizlere. Hele ulusal bayramlarda olağanüstü büyük bir sorumlulukla yapılan hazırlıklar, 19 Mayıs törenlerinde trenle Aydın’a gidip şehir stadyumunda 500-600 arkadaşımla birlikte  zeybek oynandığı olağanüstü güzelliklerin adıydı.

            Ocak 1978’de kaybettiğim sevgili babamın ve Ekim 2019’da kaybettiğim sevgili annemin Ortaklar’da parasız yatılı öğrencilik dönemlerinde bizlerin eğitimi için heyecanlarını, emeklerini asla unutamam. Bu yazıyı yazarken sevgili annemin bana yazdığı mektupların arasına koyduğu küçük harçlıkları aldığımda, kendisinin bizzat hazırlayarak   gönderdiği yiyecek paketlerini açtığımda gözlerimden akan yaşları düşündüm. Parasız yatılılık  tüm bu güzelliklerin,  olağanüstü bir imecenin ve  hep birlikte büyümenin adıydı. Yoksul ama mutlu günlerdi. Güler yüzlü, üreten, arkadaşına güvenen, sanatla barışık, demokrasi ile barışık Cumhuriyet değerlerini içselleştirmiş mandolin ve kitapla zenginleştirilmiş dayanışmacı bir eğitimin adıydı parasız yatılılık.

            Parasız yatılılık 1923-1980 arasında binlerce halk çocuğunu okulla,  kitapla, aydınlanma ile buluşturmuştu. 1980 sonrası başlayan “özelleştirmeci-yeni küresel anlayış” ve günümüzdeki “özel okulculuk-piyasacılık” anlayışı parasız-yatılılığı, eğitim hakkını yok etmiş ve sosyal devletin işlevini dönüştürmüştür.   Günümüzde öğretmen yetiştirme süreci Anadolu Öğretmen Liselerinin kapatılmasıyla 1848’den beri oluşturduğu orta öğretime dayalı  geleneğini kaybetmiştir. Öğretmen Okullarının  173. Kuruluş yıldönümünde  en önemli talebimiz nitelikli öğretmen yetiştirmek için Anadolu Öğretmen Liselerinin tekrar açılması, eğitim fakültelerinin ülkenin özgün öğretmen yetiştirme geleneklerinden esinlenerek yeniden yapılandırılması,  öğrenci emekleriyle yapılan Köy Enstitüsü yerleşkelerinin  kültürel miras duyarlılığıyla  restore edilerek eğitim kurumu olarak işlevselliklerini sürdürmesi, Köy Enstitüsü kazanımlarından esinlenerek parasız-yatılı, ülke gereksinmelerini ve eğitim hakkını öne çıkaran “Meslek Enstitüleri”  adıyla yeni okul arayışını hayata geçirmektir.

            Parasız yatılı okullarda kendini yaratmış tüm arkadaşlarıma selam olsun…

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık