• 05 Ekim 2021, Salı 12:21
Prof. Dr. KemalKocabaş

Prof. Dr. Kemal Kocabaş

5 EKİM  DÜNYA ÖĞRETMENLER GÜNÜ VE EĞİTİM TARİHİMİZDEN MEKTUPLAR

                  4 Ekim 2021 Pazartesi günü üniversitelerde yüz yüze öğretim başladı. Koridorlar, kantin öğrencilerle cıvıl cıvıldı. Salgın nedeniyle ayrı kaldığımız öğrencilerimize kavuşmuştuk. Dilerim salgın önlemlerinin sıkı bir şekilde uygulanmasıyla   tüm okullarımız açık kalır ve çocuklarımız, gençlerimiz için   “öğrenme, sosyalleşme, toplumsallaşma”  süreçleri sürekli hale gelir.

Okul, öğretmen ve öğrenci birbirini tamamlayan, beraberliklerinde güzellikler üretilen, insanın kendini yeniden keşfe çıkmasına neden olan uygarlık-eğitbilim ve aydınlanmanın  terimleridir. Cumhuriyetimizin de en önemli dayanağı okuldur, öğretmendir, öğrencidir ve laik, demokratik bilimsel eğitimdir.  5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü UNESCO'nun tavsiyesiyle birçok ülkede 1994 yılından itibaren kutlanıyor. Aynı UNESCO 1997 yılını da Hasan-Ali Yücel’in doğumunun 100. Yılında Türkiye’de Köy Enstitülerini kuruluşundaki emeği için “Dünya  Hasan-Ali Yücel Yılı" ilan etmişti. 24 Kasım 1981’den beri  ülkemizde öğretmenler günü olarak kutlanıyor. 24 Kasım 1928, Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün "Millet Mektepleri’nin Başöğretmenliği"ni kabul ettiği gündür. Mustafa Kemal’in  100. doğum yıl dönümü olan 1981 yılında onun "başöğretmen" oluşunun yıldönümlerinde ülke çapında Öğretmenler Günü kutlanmasına karar verildi. 5 Ekim ve 24 Kasım, bu iki önemli gün  ülkemizde eğitimin en önemli öznesi olan  öğretmenlerimizin  ve eğitimin sorunlarının görüşüldüğü, laik, demokratik eğitimin örselenmesine itiraz günlerimiz olarak yaşam pratiğimizde hep var olacak.

5 Ekim ve 24 Kasım tarihlerinde  ülkemizin tüm okullarında ayrı bir heyecan ve sevinç yaşanır. Ellerinde karanfillerle öğretmenleri için yazdıkları şiirlerin coşkusu okunur mavi giysili çocuklarımızın yüzlerinde. Öğretmenler ise yılda bir kez anımsanmanın keyfiyle, yaptıkları işin büyüklüğünü hissederler. Mesleksel onuru yaşarlar. Öğretmen sendikalarındaki dostlarımız öğretmenleri örgütlü olmaya davet eder ve öğretmenlerin sorunlarını dile getirerek siyasi iktidardan çözümler bekler. Bütün gazetelerde, köşe yazılarında öğretmenliğin önemi üzerine makaleler ve anılar öne çıkar. Milli Eğitim Bakanlığı yetkililerinden ise rutin açıklamalar yayınlanır. Öğretmenler gününün anısına, içi boşaltılan, dinselleştirilmek-piyasalaştırılmak  istenen Cumhuriyet Eğitim Devriminin önemini ve nasıl hayata geçtiğini bizleri anımsatacak üç mektup yayınlamak istedim. Bu mektuplar YKKED olarak çıkarmakta olduğumuz Yeniden İmece Dergisinde yayınlanan eğitim tarihimizin çok önemli belgeleri olarak da yerlerini almıştır…

İlk mektup 1940’lı yıllarda Kars-Ölçek köyünden okumak arzusu ile dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’e mektup yazan ve 11 yaşındaki Dursun’a yanıtını İsmail Hakkı Tonguç’un yazdığı bir mektup: “Sevgili Oğlum Dursun, Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’e yazdığın mektubu aldım. Direnişini yürekten kutlarım. 23 Şubat ilkokulundan alacağın diploma ile Cilavuz Köy Enstitüsü direktörü Halit Ağanoğlu’na başvurursan dileğin yerine getirilecektir. Başarılar diler, gözlerinden öperim. İsmail Hakkı TONGUÇ, İlköğretim Genel Müdürü”  Bu mektupla 11 çocuklu yoksul Akçam ailesinin oğlu Dursun Akçam’ın hayatı değişi, eğitim hakkına kavuşur… Cilavuz Köy Enstitüsüne gider. Demokratik, parasız, laik, üretici eğitim süreçlerini tamamlar ve daha sonra Gazi Eğitim Enstitüsünü bitirerek Türkçe öğretmeni olur. Eğitim aldığı Köy Enstitüleri zenginliği ile ülkemizin çok önemli yazarlarından olur. Fakir Baykurt ve Köy Enstitülü arkadaşlarıyla TÖS’ü kurarlar. Sayın Dursun Akçam ölümünden kısa bir süre önce yazdığı “Kaf Dağının Ardı” adlı romanında bu mektubu yayınlar. Kitapta bu mektubu hiç unutmadığını, ilk kez gözlerinden öpülmek ifadesi ile tanıştığını ve devletin bir genel müdürünün onun direnişini kutladığının altını  önemle çizer.

İkinci mektup yine 1940’lı yıllarda yazılır: “Sevgili Oğlum, Yapılan imtihanda başarı göstererek enstitümüze öğrenci olmak hakkını kazanmış bulunmaktasın. Bu şerefli başarıdan dolayı seni tebrik ederken mevcudu 400’ü aşkın enstitü ailemizin sıcak kucağını açarak seni beklediğini bildirir gözlerinden öperim. Bu mektubu aldıktan sonra aşağıdaki hazırlıkları yap. Saçlarını 3 numara ile kestir. Ellerini, ayaklarını ve bütün vücudunu tertemiz yıka, elbiselerin kirli ise anana yıkat ve yırtıklarını yamat. Hayri ÇAKALOZ-Ortaklar Köy Enstitüsü Müdürü” Eğitim tarihimizin sıcacık, insan merkezli, hümanist mektubunu dergimize Sayın Bahattin Uyar taşımıştır. Bu mektuplar Cumhuriyet Eğitim Devriminin yoksul halk çocuklarının hayatlarını nasıl değiştirdiği anlamında çok önemli belgelerdir.

Bir üçüncü mektup yine dergimize Sayın Songül Bozbey tarafından taşınmıştı. Mektup 5.9.1945’te yazılmış: “Emin Güney, Meyil Köyü Başöğretmeni-Nallıhan Komşularınla iyi anlaşıp, seviştiğini, aşçılığı öğrettiğini, lahana yetiştirmeyi köye soktuğunu, çocuklarına milli oyunlar ve kültürler öğrettiğini, örnek bir fidanlık yaptığını ve çekirdekten fidan yetiştirdiğini, ziraatı iyi yaptığını, bir çeşme yaptırdığını stajyer müfettişin raporundan öğrendim. Buna çok sevindim. Bu sevincimi buradaki öğretmenler ile de pay edeceğim. Her zaman başarılı çalışmalarını bekler, sevgi ile gözlerinden öperim. Rauf İnan-Hasanoğlan Köy Enstitüsü Müdürü” Bu mektup da enstitüyü tamamlayan öğrencisini izleyen, onu yüreklendiren, onun başarılarından onur duyan Sayın Rauf İnan’ın o dönemin heyecanını, yeni bir Türkiye yaratmanın heyecanı anlamında çok önemli bir belge. Bu mektup ayrıca o dönemlerdeki öğretmenin toplumsal işlevleri ve niteliği  anlamında da öğretici bir belge.

Bu satırları yazarken Kavaklıdere İlkokulu, öğretmenlerim, arkadaşlarım ve cıvıl-cıvıl yaşadığımız o güzel günleri anımsadım. İlkokula başladığım 17 Eylül 1962 hayatımdaki ilk devrimdir… 1962 yılında birinci sınıf öğretmenim Durani Keleş (Tekke) idi. Muğla Kız İlk Öğretmen Okulunu yeni tamamlamış gelmişti. İlk üç sınıfta öğretmenim olmuştu. İlk fişler, ilk çocuksu yaramazlıklarımız, ilk danslarımız, ilk okul türkülerimiz, sayılar, harfler, cümleler, yerli malı haftaları, şiirler, müsamereler, bayram kutlamaları ve öğretmenimizle zenginleşen ilk çocukluk günleri. Aydın’da oturan öğretmenime  ve ailesine sağlık ve mutluluklar diliyorum. Sonra ilkokul 4 ve 5.sınıflarda öğretmenim, babam Şükrü Kocabaş. Şimdi daha net değerlendirebiliyorum. Öğretmenlik babama çok yakışmıştı. Kızılçullu Köy Enstitüsü’nden aldığı ışık onun hayatını değiştirmişti. Öğretmenlik onun yaşam biçimi olmuştu. Yaşamı, duruşu ve bir Cumhuriyet öğretmeni sorumluluğu ile öğretmenlik mesleğinin tüm hakkını vermişti. Kendisini hep geliştirmiştir. Kavaklıdere’nin eğitim tarihinde 33 yıl boyunca katkıları çok büyük olmuştur. Ağabeyimin ve benim öğretmen okulları sınavlarını kazanabilmesi için iki yaz süren ortak çalışmalarımızı, çabalarımızı hiç unutamam. Bizlerin daha iyi bir eğitim alması için tek maaşlı bir öğretmen olarak verdiği emek bizim yaşamımızı değiştirmiştir. Sevgili öğretmenim, babam Şükrü Kocabaş’ın emekleri çabaları ve yurtseverliği daima yolumuzu aydınlattı, nur içinde yatsın…

5 Ekim Dünya  Öğretmenler gününde öğretmenlerimize insanca bir yaşam için gerekli özlük haklarının verilmesi, yöneticilerini kendilerinin seçtiği demokratik okul ortamları, öğretmenlik meslek onuruyla çelişen sözleşmeli-ücretli öğretmen uygulamasını son verilmesini ver  eğitim fakültelerinin nitelikli öğretmen yetiştirilmesi anlamında yeniden yapılandırılmasını diliyorum.  Öğretmenlerimiz için de bu kutlamalar büyük görevler ve sorumluluklar yüklüyor. Bir felsefeci arkadaşımız “Öğretirken öğrenmeyen öğretemez. Eğitim karşılıklı bir dönüşümdür” saptamasıyla öğretmenlerin de sürekli bir öğrenme ve yenilenme süreçleri içerisinde olması gerektiği vurgusunu yapıyor. Öğretmenlerimiz de öğretmenlik mesleğinin içini doldurarak, onurunu mutlaka korumalıdırlar.  5 Ekim Dünya  Öğretmenler günü tüm öğretmenlerimize kutlu olsun. Öğretmenlik mesleğinin temellerini atan Cumhuriyet Eğitim Devriminin kahramanları Mustafa Kemal, Mustafa Necati, Saffet Arıkan, İsmail Hakkı Tonguç, Hasan Ali Yücel ve tüm eğitim kahramanlarını saygıyla selamlıyorum.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık