Birliğim Gıda Sol Sabit
Sağ Sabit SARI KONAK
  • 03 Nisan 2018, Salı 11:39
FikretÇoban

Fikret Çoban

Dünya bir sahnedir !

Hayata Dair / Fikret ÇOBAN

Ne demişti 400 yıl  öncesinden Şhekspir : “Dünya bir sahnedir, herkes oyuncu, herkes rolünü oynar ve çeker gider.” Peki 400 yıl sonra sanki ona nazire eder gibi akademik unvanı olan  üstelik siyasetçi bir başkan ne demişti;

“Ne yuvarlağı , dünya düzdür , düz .Dünyanın yuvarlak olduğunu söylemek mason uydurmasıdır.”

Hemen fark ortaya çıkıyor; dünyaya ve hayata  sanat gözüyle bakmanın ve ideolojik kalıplarla bakmanın farkı, birinde alabildiğine aydınlık ve özgürlük, ötekinde ise alabildiğine düzlük ve sığlık...

Onun için sanatın her türü, insana kötü bir şey vermez, tam tersi, insandaki gizli güzellikleri açığa çıkarır ...

Sanat, dünyayı ve insanı güzel görme ve gösterme biçimidir. Yine 3 yıl önce bugünlerde kaybettiğimiz sözcüklerin efendisi, Türkçenin büyülü sesi  Yaşar Kemal ne demişti:

“Dünya bin bir çiçekli bahçedir, isteyen istediği dalından çiçek alabilir, ama biri ölürse, bütün renkler ölmüş olur.”

Hepimiz şu ya da bu şekilde dünyanın her hangi bir yerinde dünyaya merhaba dedik. Shekspir’e göre  ilk rolümüzü oynamaya başladık, çocuk olduk, büyüdük; genç olduk, asi ve aşk yanımız bizi birey  yaptı. Sonra yine büyüdük, işte iş sahibi olduk, belli makam ve mevkilere geldik; geldiğimiz yerleri unutarak, sanki şu an üreilmiş robotmuşuz  gibi elimize geçirdiğimiz güç sayesinde gücümüzü başkaları üzerinde tahakküm aracı olarak kullandık. Aslında insanın doğasında iyilik vardır ama, beslenme şekillerimiz mi ne,  bizi doğallığımızdan uzaklaştırdı; yanımızdakinin, bize benzeyenin acısını görmez olduk ...

Başka güçlerin ve disiplin merkezlerinin kontrolüne girdikçe, aklımızı kiraladıkça, kendimiz olmaktan, dolasıyla doğallığımızdan uzaklaştık.

Yaşımız elverdi, nerden gelip nereye gidiyoruz , farkındayız. Giden kim olacak, yoluna devam eden kim olacak, tecrübeyle baki görüyoruz. Ve zamanın saatine uymayanların sel misali gücü ne olursa olsun, geriye kumun kalacağını artık yaşımız sabit görüyoruz.

Uzatmadan açık söylemek gerekirse; daha az demokrasi, daha az özgürlük ama daha fazla otorite, daha fazla yasak sorun çözmüyor. Sadece sistem geriliyor, sistem sinir etmeye başlıyor… Eee canım, nereye kadar? Dünya bir sahneyse, herkes seyirci olmayı bırakıp rolünü oynamaya başlarsa…, alkışı kim alacak?

Ben şuna inanırım, demokrasi güzel bir rejimdir, seçimle gelenin seçimle gitmesi esastır. Ama herkes hayat sahnesindeki vatandaşlık görevlerini yerine getirirse, ‘aman sen de, ne olacak yani, böyle gelmiş böyle gider’, ‘benden ne olacak’ demez, birey olmanın, yaşıyor olmanın, özgürlüklerin farkına varırsa, demokrasi, devletin demokratikleşmesi demek olur.

Öyle diyor ya  Sokrates, ta çağlar öncesinden, ya devleti yönetenler filozof olmalı, ya da herkes kendisi olmalı ki; devlet denilen gücü denetlemeli, kontrol etmeli, zayıfın, mağdurun, kimsesizin hakkı yanmasın.

Gerçi hep böyle diye diye gelmişiz.

Muhtemelen erkek-kadın, siyasetçi-bürokrat, zengin-fakir, şu bu olabiliriz, ama insan olmak, insan kalabilmek, muhtemelen üstlendiğimiz ünvanlardan  daha zor gibi geliyor bana.

 

Demlenmiş Sözler ...

Gelin, toplanın insanlar, her nerede geziyorsanız.  

Ve kabullenin çevrenizdeki sular yükseldi artık.

Eğer zamanınız sizce biraz değerli ise

Yüzmeye baslasınız iyi olur.

Yoksa bir tas gibi dibe çökeceksiniz.

Çünkü zaman değişiyor. (Bob Dylan’ın şarkı sözünden)


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık