• 09 Haziran 2020, Salı 3:19
FikretÇoban

Fikret Çoban

Yasaklarla Yaşam! ve Oruç Aruoba ...

Olmaması gerekir ama oluyor. Karar merkezlerini ne etkiliyor, hangi sunum ya da raporlar gidiyor da böyle milleti sokağa salıyorlar. Tehlike ortadan kalkmamışken, vaka sayılarında önemli düşüş yok iken o kadar insanları içerde tutup tutup da birden sokağa salarsanız sonuç ne olur?

Park yerleri, avm'ler, lokantalar, sokaklar çocuklarla, gençlerle dolup taşıyor...

Mesafe kuralı yok, ‘aman dikkat edelim’ diye dertleri yok. Yok çünkü kendileri sadece bulaştırıyor, sokaktan alıp evine yaşlı insanların yanına taşıyor.

O zaman ne anlamı kaldı 65 yaş üstü insanları 3 aydır evlerine hapsedip durmanın.

Bakan, akşam haberlerinde açıkladı, tehlike geçmiş değil, tedbirlere devam etmessek bu işin altından kalkmayız gibi sözler söyledi. Bizde covid 19’dan ölenlerin yüzde 95'i 65 yaş üstü kişilerdir, dedi. O zaman sormak gerekir bu 65 yaş üstü dediğiniz insanlar 3 aydır hapis, dışarı çıkmıyorlar, nerden kapıyor bunlar hastalığı da ölüp duruyorlar.

Tabi siz yaşlıları eve hapsedip gençleri sokağa hastalık merkezlerine salarsanız, tedbirleri günü birlik gevşetirseniz, sağlık bakanı ayrı, içişleri bakanı ayrı ve sonunda cumhurbaşkanı tam tersi bir karar açıklarsa işin suyu çıkar. Millet zaten dünden hazır gevşemeye, işin sonu nereye varır, kestiremiyorum.

Benim çevremden edindiğim izlenim, toplumsal risk algımızın ne kadar düşük olduğunu gösteriyor. Bize bir şey olmaz, buralara gelmez, hastanelerde vaka sayısı yok, nerden bulaşıcak gibi kendini tatmin edici algılar yerleştirmişler kafalarına, dolaysıyla bu da onlara kolaylık sağlıyor sokaklarda deli danalar gibi gezmelerine...

Seyahat yasağının kalkması başlı başına felakettir. Hele otobüslerde yüzde 50 uygulamasına son verilmesi tam bir felaket. Akşamları hala ölüm sayıları, vaka sayıları verilip dururken böyle işin suyunu çıkaran uygulamaların devreye girmesi, ‘ölen ölür kalanla yolumuza devam ederiz’ anlayışı mı diye sormadan edemiyor insan.

Dünyada bu hastalığın gerilediğine ilişkin, tehlikenin ortadan kalktığına ilişkin henüz bir açıklama, elde bir veri yok. Herkes birinci dalgadan sonra ikinci dalganın beklentisi ve ona karşı şimdiden ne gibi yeni tedbirler alalım ki birinci dalga kadar etkili olmasın arayışı ve hazırlığında. Çünkü bu hastalık pandemi durumunda, yok olması diye bir olay yok. Bir kişi de dahi kalsa yaşayacağı ve yayılacağı için bundan kurtuluş yok. Kurtulus, aşının bulunmasına kadar uyulacak tedbirler ve yasaklardır. Hep yasaklara karşı çıkmış biri olarak yasak savunmam da biraz tuhaf ama yaşam buna bağlı.

***

Oruç Aruoba

İnsanları derinliğine besleyen, farkında olmadan okudukça besleyen yazarlar, şairler ve felsefe yapan insanlar vardır. Benim hayatımın vazgeçilmezlerinden biri zamanla Oruç Aruoba olmuştu. 72 yaşında hayata veda etti. Kendi sözüyle söylersek 'insan öldükten sonra geriye kalandır'. Onda geriye kalmak, yarına kalmaktır. İnsan ölümlüdür, aslolan yaşamdır.

‘Acaba’ diye sorar ‘sarmaşık çiçek açacağı yere varmadan önce kaç kere dolanmıştır’ diye. Başka kim sorar bunu, kim dert edinir.

'Dünya ne ise oydu. Ben ne isem o oldum. Uyuşamadık, hepsi bu ...'

Oruç Aruoba'yı kısa bir şiiriyle uğurlayalım, o bizde yaşamaya devam edecek, çünkü yarına kalandır.

'bir ömür seni anacağım bir ömür seni okuyacağım

seninle daha bir güzelleşen kalbim

sızlıyor ne güzel tanıştık seninle

orman bütün sessizliğiyle yine yalnız

duracak orada ..'


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık