Birliğim Gıda Sol Sabit
Sağ Sabit SARI KONAK
  • 25 Mart 2019, Pazartesi 23:34
FikretÇoban

Fikret Çoban

Hepimiz o aletin kölesi olduk!

Cep telefonları hayatımıza gireli çok oldu, hayatımızı olumlu olduğu kadar olumsuz etkilediği de açık. Sokaklarda, evlerde, işyerlerinde, okullarda herkesin elinde akıllı telefonlar, gözleri ve parmakları orda.

Öyle bir hastalık ki bu, bir süre sonra elinden düşmüyor insanın. Her an her yerde bir tık ötede. Eskiden olsa insan kitap okur, şiir okur, sohbet eder, ya da uyur kalırdı. Şimdi nerde o dünya, aklımız orda, o bir tık ötedeki sahte dünyada. Öyle bir dünya ki bu ceplerdeki, siz artık onun kölesisiniz. Belki hep itiraz ettiniz, asiydiniz, ama şimdi kölesiniz, elinizdeki aletin kölesisiniz.

Siz onu değil o sizi kullanıyor !

Evet bu kadar kolay ve gerçek.

İnsanın kağıt beyni ile ekran beyni farklıdır diyor uzmanlar. Ne demek bu? Bir metni, kağıttan okurken ile aynı metni tablet ekranlarından okurken aynı beyin bölgesi harekete geçmiyor diyorlar. Üstelik bu durumu deneyleyerek ölçmüşler:

BİR : Kağıt metin okurken çizgisel beynimizi kullanıyormuşuz ve düşünerek analiz etme devreye giriyormuş, derin düşünme denilen süreç böyle başlıyormuş.

İKİ : Fakat diyor uzmanlar, Ekran karşısındaki beyin metne odaklanmıyor, konsantre olmuyor, kısa sürede ilgi dağılıyor, beyin bir tık ötede ne var onun ilgisine kayıyor. Metne odaklanma olmayınca tam öğrenme de gerçekleşmiyor. O zaman da başlıklarla, kulaktan dolma bilgilerle yetiniyor insan, diyorlar ve hazır olan kalıp düşüncelere katılıyorlar ve akıl süzgeçlerinden geçirmeden hemen kendi görüşleriymiş gibi bu başlıktan okudukları cilalı sözleri savunmaya başlıyorlarmış.

  1. derin düşünme yoksa, analiz etme yoksa ne yapacak insan; hazır olana koncak, güce tapacak, değiştirmek-dönüştürmek gibi bir derdi de kalmayacak, itirazdan itaakarlığa biat edecek.

Demekki internet ortamına bağlanabilen cepler, laptoplar, tabletler aslında bizi kendine bağımlı hale getiriyor. Ve o sanal dünyanın esiri oluyoruz.

Stephan King'in 2014'te sinemaya aktarılan Cell (cep adıyla türkçeye çevrilmiştir) adlı romanında, işte bu cep telefonlarından yayılan bir kötülüğü konu etmiş. Bu roman ikibinli yılların başında Cep adıyla Türkçeye çevrilmişti. Özetlersek:

''Bir sonbahar günü öğleden sonra bütün cep telefonları aynı anda çalar. Telefonlarını açan insanlar, duydukları sinyalin etkisiyle birden akıllarını ve insanlıklarını yitirirler.

Cep telefonlarını açan insanlar bir tür zombiye dönüşür. Bu insanlar ölmüyor ama sadece teknik olarak insandırlar. söz konusu sinyal cep telefonlarına gönderildiği an telefonlarını açmayanlar, yanında telefon taşımayanlar bu kötülükten kurtuluyor, ama bunlar o kadar az ki, işte roman kahramanlarımız bu sinyallerden etkilenmeyen insanlardan oluşuyor. Bu az sayıdaki normal insanlar öyle bir kötülüğün ortasında kalıyorlar ki, esas mücadele burda başlıyor. Maalesef az sayıdaki bu normal insanların çoğunun yakını da gelen sinyale cevap verdikleri için zombiye dönüşştür ve onlar da düşmandır artık; kendi kardeşlerine, analarına, babalarına ve sevgililerine karşı kötülüğü yenme savaşı başlar.”

Peki kazanırlar mı ?

Şansları var mı? Sizce var mı?

İşte Cell romanı bunu sorgular.

Günlük hayatımızın vazgeçilmezi haline gelen ceplerin, tablet telefonların medeniyetin haberçisi mi yoksa kıyametin habercisi mi metaforunun işlendiği romanı özetleyerek, anlatmak istediklerimi tam anlatabildim mi bilmiyorum. Ama insanların giderek düşünmeden hareket ettiği, düz düşündüğü, eleştirel düşünceyi, özgür düşünceyi ötelediği yeni bir çağ eşiğinde gibiyiz.

Kimbilir Stephan King'in Cell romanındaki gibi cep telefonlarımıza gönderilen her sinyali açmayan az sayıdaki insanlarızdır belki.

Dünyamıza ve içimize yerleştirilen kötülüklere karşı umutsuz gibi

görünse de insan kalabilmenin mücadelesi sürüyordur!

Demlenmiş sözler ...

Onbinlerin aynı yolda yürüyor olması, bir kişinin yürüdüğü yolun yanlış olduğunu göstermez. Kafka


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık