• 08 Haziran 2021, Salı 10:02
H.Avni Kunduracıoğlu

H.Avni Kunduracıoğlu

KATO DAĞI’NIN ZİRVESİNDE BİR ‘KELDANİ ‘ KÖYÜ; CEVİZAĞACI / BEYTÜŞŞEBAP

Önceleri Hakkari, ama günümüzde Şırnak iline bağlı olan Beytüşşebap, dağın eteğine konuşlanmış konumuyla görüş alanımıza giriyor.

Cizre’de başlayan yolculuğumuz boyunca, onlarca dağın kâh eteklerini kâh zirvelerini ardında bırakarak yol alan aracın homurtusu, havanın baskın sıcaklığını hissetme şansı tanımıyor. Öylesine bir yükseltinin içinde yer alan Beytüşşebap’ın görüntüsünü sağımızda bırakarak, soldaki tali ama asfalt yola giriyoruz. Elbette henüz bu asfalt yolun biraz sonra bitip, yerini toprak stabilize yola bırakacağının ayırdında değiliz. Araç, stabilize yolun içinde inişli çıkışlı rotayı, biz ise coğrafyanın kırsallığından ayrılıp yeşil rengin daha baskın olan konumunu izliyoruz. Gittikçe dikleşen rota, araca sadece tırmanma şansı tanıyor.

Ne de olsa Kato Dağı’nın içinde yer alıyoruz.

Kato Dağı’nın yüklediği heyecandan daha çok, ulaşmaya çalıştığımız Cevizağacı Köyü daha yoğun bir duygu seli yaşatıyor. Ardımızda bıraktığımız her küçük tepe bir başka tepenin habercisi olurken, aştığımız her tepenin sonunda Cevizağacı Köyü’nü oluşturan çatıları görmeyi umuyoruz.

Öncelikle belirtmeliyim ki, Beytüşşebap’a bağlı olan Cevizağacı, bir Keldani köyü..

Tarih boyunca bu coğrafyada daha yoğun yaşadıkları göz önüne alındığında, Keldaniler için Mezotomya’nın kadim uygarlıklarından biri olarak tanımlamak yanlış olmaz. Zira Keldaniler M.Ö. II. Yüzyılın sonunda Güney Mezopotamya’ya gelen ve zamanla Yeni Babilonya İmparatorloğu’nun egemen sınıfını oluşturan bir kavim. Aslında Asurlular, Keldaniler ve Süryaniler aynı kökten gelen kavimler. Ancak monofizit inancı benimseyenlere Süryani, Nestorius’un söylemine katılanlara NesturÎ ve Nesturiyken Katolik olup Roma’ya bağlananlara da Keldani deniliyor. Biraz daha açarsam, Süryani olup 431’de toplanan Efes Konsulü’nü tanımayan ve bu yüzden aforoz edilen dönemin İstanbul Patriki Nestorius’un görüşünü kabul edenler Nesturi (Asuri) deniliyor. Sonraki dönemlerdeyse Nesturilerin bir bölümü Papa’nın otoritesini kabul ederek Katolikliği benimserler. İşte Katolikliği benimseyen Doğu Kilisesi Hristiyanlarının oluşturduğu bu kavime de Keldaniler deniliyor. Dillerinin Aramice olduğunu belirterek, Kato Dağı’ndaki yolculuğumuza devam edelim.

Kato Dağı’nın zirvesine yakın eteklerde kıvrıla kıvrıla yol alan aracın rahatladığını hissettiğimizde, meyve ağaçlarının oluşturduğu yeşilin her tonu görüş alanımıza giriyor. Dağınık olarak konuşlanmış evlerin varlığıysa, garip bir hoşnutluk yüklüyor. Köye ismini veren ceviz ağaçları, devasa birer şemsiyeyi andırıyor. Bölgedeki her köy gibi ismi değişen Cevizağacı Köyü’nün aslında isminin Geznex olduğunu biliyoruz. Bölgede ona yakın Keldani köyü olsa da, Beytüşebebap’a bağlı üç Keldani köyü bulunuyor. Yani Geznex ‘e komşu iki Keldani köyü daha var, Mehri ve Hozi.

Evleri ceviz ağaçlarının arasında bırakarak, tepede yer alan kiliseye doğru gidiyoruz. Dönüşte köye daha çok zaman ayırmak için.

Nihayet Mor Yuhanon Kilisesi’ne ulaşıyoruz. Kelimenin tam anlamıyla bakir bir coğrafyanın içindeki yükseltiye konuşlanmış olan kilise, Kato Dağı’nın görkemli konumuna tanıklık ediyor. Endemik bitkilere dadanan kelebeklerin arasından yol alarak kilisenin bahçesine ulaşıyoruz. Görkemli bir yapı olmasına rağmen, kilisenin yeni inşa edildiği anlaşılıyor. Biraz sonra öğreneğiz ki, daha önce kilisenin olduğu yerde köylülerin kutsal kabul edip dua ettikleri bir türbe bulunuyormuş. Türbenin harap olan durumu, Avrupa’da yaşayan bir Geznexli’ye, köyüne kilise inşa ettirme isteği sağlamış. Yörede yine Mor Pavlus Manastırı’nın harabe olmuş kalıntısı bulunduğunu ve çok önceleriyse köyde yaşayan papazın, evinin bir odasını ibadet için kullandığını da not düşeyim.

Kilisenin biraz ötesinde dağdan akan gürültülü dere aşağıya doğru sessizce süzülüp gidiyor.

Tıpkı Keldaniler gibi.

Geçmişte sayıları yüzbinleri bulan Keldanilerin nüfusu artık günümüzde binli rakamlarla anılıyor. Osmanlı döneminde onlarca köyün, kilisenin bulunduğu bölge, 1915 yılında acılı bir sürece tanık olur. Bu süreç, Keldaniler ve diğer azınlıklar için acının başlangıcı olur. Zira Keldanilerin bölgedeki sıkıntısı bitmez. 90’lı yıllarda devlet ile aşiretler arasında kalan köyler göç verir. Hem de ne göç. Avrupa, İstanbul bu göçün merkezleri olmakla birlikte, bölgeden uzaklaşmak istemeyenlerse Midyat ve Mardin’e yerleşir. Sonraki yıllarda ise, köylere dönüş başlar ama o da bir elin parmaklarını geçmez. 45-50 hanenin olduğu Cevizağacı Köyü’ndeyse, günümüzde beş hane yaşamını sürdürüyor.

Şimdi o evlerden birinin önündeyiz. Aynı zamanda köy muhtarının evi olan bu hanenin bahçesinde telaşla günlük işlerinin peşinde koşuşturanları görmek hoşnut ediyor. Yöresel mavi fistanının içinde yanık tenli kadının hoşnut ama ürkek tavrı gözümden kaçmazken, bir başka genç kızın meraklı sohbetimize olanak tanıması köyün varlığını bize hissettiriyor. Biraz ötedeki bir başka hanenin verandasında Xemo amca keyifle karşılıyor. Belçika’dan dayısına ziyarete gelen yeğen, evin gelini, evin torunu hanedeki yaşamsal döngünün işareti oluyor. Hayvancılık ve tarım geçim kaynakları.

Ağaçların çevrelediği köy yollarından haneler arasında gidip geliyorum. Ağaçların heybetli görüntüsüne meraklı köpeğin bakışı, ateşin üstünde kaynayan güğüme torun Belfin’in güzel yüzü ekleniyor.

Sohbet ediyoruz.

Sadece sözcüklerle değil, yüreğimizle de. Hissediyorum.

Cevizağacı Köyü’nü Kato Dağı’nın zirvesine yakın eteklerde bırakıp , geldiğimiz yoldan dönüşe geçerken aklımda sadece ‘aidiyet’ sözcüğü var. Uçsuz bucaksız ve ücra bir bölgede, köklerinin devamını ve köylerinin yaşamsal döngüsünü sürdüren Keldani yurttaşlarımız bu sözcüğün en güzel örneği oluyor.

Mezopotamya’nın solan gülleri olarak tanımlanan Keldanileri kederli topraklarda bırakırken, o keder yüreklerimize de yerleşiyor.

Biliyorum.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık