• 18 Nisan 2017, Salı 9:25
A.KemalKaşkar

A.Kemal Kaşkar

Referandum sonrasına ilişkin birkaç söz …

soru/yorum - A. Kemal KAŞKAR

16 Nisan referandumunda, ilan edilen -ama resmi ve kesin olmayan- ilk sonuçlara göre ‘evet tercihi’ kazandı.

Referandumu bir tür spor karşılaşması gibi görürseniz, öyle anlar ve anlamlandırırsanız eğer, doğrudur evet:

‘Evet Takımı’ kazanmıştır.

Ancak, siyasal-toplumsal mücadeleler tarihi, böyle algı ve tanımlara sığabilecek kadar sıradan, ‘sonuç eksenli’ bir olgu değildir.

Elbette ‘sonuç’ pekçok şeyi ifade eder, edebilir ama ‘her şey’ değildir.

Her şeye kâdir değildir, olamaz.

Buradan bakıldığında da, aslında her iki tercih için de ‘arzu edilen’ sonuç çıkmamıştır.

Aslında bunun böyle olacağı, yani sonucun çok yakın yüzdelerle çıkacağı öngörülüyor ve dillendiriliyordu ama tercihi her ne olursa olsun hepimiz, kendi tercihlerimiz doğrultusunda ‘tartışmasız bir öndelik’ beklentisi içindeydik.

Başka ve daha yerinde bir ifadeyle, gönüllerimiz öyle olsun istiyordu.

Öyle ummak istiyorduk.

Olmadı.

Yüksek Seçim Kurulu’nca sayım kurallarının değiştirilmesi başta olmak üzere, itirazlara neden olan birçok konu bir yana, ‘acık daha hayır’ ya da ‘acık daha evet’ çıksaydı keşke dedirten buruk hallerimiz, sanırım tüm yurttaşlarımızın yaşamakta olduğu karşıt görünümlü “ortak duygu”dur.

Böyle ‘ortak duygu’ olur mu demeyin.

Olur elbette ve bence oldu bile …

Sonuçta ‘Hayır tercihi’ kazanmamış görünse de ortaya çıkan tablonun birçok hayırlı ayrıntısı var. Onları tek tek yazmak istemiyorum ama şu başlığı da eklemeden geçemem: “17 ‘büyükşehir’ Hayır dedi” (Adana, Ankara, Antalya, Aydın, Balıkesir, Denizli, Diyarbakır, Eskişehir, Hatay, İstanbul, İzmir, Manisa, Mardin, Mersin, Muğla, Tekirdağ ve Van) …

Avuntudan değil ‘ayrıntı’dan söz ediyorum.

Siyaset tarihinde hep çok önemli olan ‘ayrıntılar’dan … (Elbette “şeytanla ilişkilendirilen ayrıntılar”dan değil, hayırlılarından …)

Bundan sonrasına ilişkin olarak şu anda söylenebilecek en uygun ilk söz:

‘Keşke acık daha hayır çıksaydı’ diye düşündüğünde içinde tatsızlık büyüyenlerle, en son olarak ‘Atı alıp Üsküdar’ı geçtik’ deyimiyle kendini ifade eden tarihsel-politik duruş arasında; gerginliklerden uzak, hukukun içinde demokratik bir mücadele dilemekten ibarettir. (Şuracığa bir başka hayırlı ayrıntıyı daha not etmeliyim: İstanbul’un sevgili Üsküdar ilçesi de ‘Hayır’ demiş …)

İtirazlardan nasıl bir sonuç çıkabileceği-alınabileceğine ilişkin söylenebilecek belki de en anlamlı söz ise:

Bunun, ülkemizde ‘hukuk’un düzeyine ilişkin bir tür test olacağıdır.

Hukuk, toplumu ikna edebilecek, yurttaşlarımızın yüreğini ferahlatıp vicdanlarını rahatlatacak, yaygın kabûl görecek gerekçelere sahip kararlar üretebilecek midir, üretemeyecek midir?

Önemli olan budur.

Halkoylamasında oyların sayımına geçilmesinden sonra açıklanıveren “(sürpriiiiiz!!) sayım uygulaması”na, “önceden de yapılmış” dışında hukuki bir açıklama getirilebilecek midir, getirilemeyecek midir? (Zaten, “önceden de yapılmış”ların 2010 tarihli yasadan önce yapıldığı yönünde ‘çok sağlam hukuki itirazlar olduğu’nu da biliyoruz …)

Önemli olan budur.

Bunu da, çok fazla değil, önümüzdeki on gün içinde göreceğiz.

Bütün bunları; bir bakıma kendi ‘iç konuşmalarım’dan içtenlikle aktardığımı da ekleyip noktalamalıyım.

Tarih içinde, hep artan beklentilerimizin gerçekleşebileceğine ilişkin umutlarımızı zaman zaman yeterince besleyemediğimiz günler, dönemler yaşadık, yaşıyoruz, daha da yaşayacağız.

Bu kaçınılmaz olarak böyle oldu, oluyor.

Şimdilik ‘16 Nisan’ diye bir bayramımız olmadı … Ama 5 gün sonra 23 Nisanımız var … Sonra 19 Mayısımız gelecek … Ve bu uzun yolculuğumuz, mücadelemiz kararlılıkla sürecek …

Hayırlı yolculuklar!..


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık