• 12 Mart 2019, Salı 6:36
A.KemalKaşkar

A.Kemal Kaşkar

‘Son Şiir’ diye bir şey yoktur!

Veda için ayırmıştım adı ‘Veda Kıyıları’ olan şiirini. İşte ‘O Şiir’e geldi sıra.

Yıllardır satır satır, dize dize dolaştım yazılarınla, şiirlerinle … Biliyorum ‘Veda Kıyıları’nın ‘son şiir’in olmadığını. Zaten ‘bu son şiirima olsun’ diye başlamaz şair hiçbir şiirine … Ya da bir yazar, ‘bu benim son romanım’ diye karar alıp oturmaz masa başına … Bir gazeteci -hızlı yazar- olarak ben de örneğin ‘son haberim’i ya da ‘son yazım’ı yazamam ... ‘Yazamaz duruma gelmek’ apayrı bir şeydir bu anlamda … Bana göre yazar yazılarıyla yaşar. Hiç ölmeyecekmiş gibidir yazmak. Yazmak ölmez …

Benimki, olsa olsa ertelenmiş bir veda için artık kaçacak bir yer olmaması, kalmaması gibi bir son … Köşeye sıkışmak gibi çaresiz ve sakin bir kabullenme hali …

‘O Şiiri’ni bugün yayınlıyoruz Hocam …

“Şiir son (24 Ekim 2018)” …

Böyle ad vermişim en son gönderdiğin şiirleri topladığım dosyaya … Oradaki ‘son’un, bu denli ‘son’ olabileceğinden habersiz: ‘Son gönderdiğin şiirler’ anlamında yazıvermişim …

30 Kasım 2018 Cuma günü ayrılmıştın aramızdan ve biz hiç ara vermeden 5 Aralık’tan bu yana, ‘Yaşarkenki gibi’ sürdürüyorduk, yine hep birlikteydik ...

Yoksunluğun yazamayışından kaynaklanıyor, hepsi bu ... Yoksa ‘yaşıyormuş gibiydin’, ‘vardın’ …

Ben de oturmuş bunları yazıyorum işte! Bunları yaşıyorum … Anlıyorsun değil mi …

5 Aralık 2018 Çarşamba gününden bugüne dek “Yaşarkenki gibi!” başlıklı yazım eşliğinde başlatıp hiçbir şey olmamış, sen ölmemişsin gibi yayınlamayı sürdürdük bendeki şiirlerini. Yenileri gelmeyecekti biliyordum. Zaman yine çok hızla akıp gidecekti, biliyordum. Öyle de oldu … 

Bir kez daha okumanızı istedim “Yaşarkenki gibi!”yi ve ardından ‘Veda Kıyıları’nı tatlı tatlı yuvarlanan çakıl sesleriyle okşayan dalgalarla akşamı karşılamanızı …

Biz seni çok seviyorduk be Hocam …

O gün bugündür, durup durup ‘Sana hiç yakışmadı be Hocam!..’ deyip duruyorum.

Aklıma gelip duruyor ‘yokluğun’ …

Yüzünde, yazmaya çalıştıklarınla ilgili cümlelerine eşlik eden yorgunluğun ....

Yüzün hep gözümün önünde.

Yazmak hep koşa koşa düşüverdiğimiz bir tuzaktı, biliyorduk.

Telefonda oğluma, “Ben ölmüşüm gibi” deyivermişim. Kim bilir belki biraz da, halâ yazamadıklarımın, başlayıp da bitiremediklerimin sancısıyla …

Sevgili Hüseyin SERİN, ‘sevdalı’ bir dostumuzdun bizim … Birbirimize ‘yediveren yazma sevdası’ aşılayıp dururduk ... Zaman zaman ‘Bireylikler’de çıkan şiirinle gelirdin büroya … Ben de ‘çok sevdiğim’ bir soru/yorum bulup getirirdim arşivden … Karşılıklı ‘sevgi duruşu’nda bulunurduk …

Ah be Hocam! Daha kim bilir neler neler yazacaktın. ‘Daha çok yazacaklarım var’ diye diye daha çok yaşayacaktın. Ben de onları yayına hazırlamak için son okumalarını yapıp yapıp ÖNDER’e yollayacaktım ... Bu arada, verdiğim ‘yazma sözleri’ni de tutacaktım …

Ben hep öyle olacak sandıydım belki de …

Bilgisayarımın ekranında “Hüseyin SERİN Yazı-Şiir” adlı dosyada; “Sen yine de umut kar” ve “Zor koz” başlıklı kısa yazıların ile “Alışma”, “Alışveriş”, “Aşı Zamanı”, “Bakan”, “Barışma”, “Başak”, “Bekle”, “Çukurda”, “Çoban”, “Elveda Demokrasi”, “Vah bize”, “Fikri” ve “Veda Kıyıları” şiirlerin yayınlanmak için sırada ….

26 Kasım Pazartesi günü, “Yenilgi Sonrası” ve “Sürü” başlıklı yazılarını göndermiştim yayına … “Yenilgi Sonrası” 28 Kasım’da yayınlandı. “Sürü” ise 5 Aralık Çarşamba gününü bekliyordu …

… 

Hüseyin Serin’i 30 Kasım Cuma günü kaybettik!

Aynı gün ikindi namazı sonrasında Milas Şehir Mezarlığı’nda toprağa verdik O verimli toprağı ...

Eşiyle, kızıyla, oğluyla konuştum: “Hüseyin SERİN’in kısa yazı ve şiirlerine ÖNDER’de ‘Yaşarkenki gibi’ hep sevgiyle yer vermeyi sürdüreceğiz” dedim onlara …

Gözlerimiz dola dola.

‘Yaşarken’in kum saati, yaklaşık dört ay boyunca akmaya devam edecek …

 

Veda Kıyıları

 

Hüseyin SERİN -

 

Gündüz gece iç içede

Öyle el ki gözlerin

Kuruyan iki ırmak gibiyiz …

Aşkı da biliyorduk biz

Hasreti yoksulluğu da

Ama bir başka şey

helâlleşmek …

Soba yanmıyor

Ev ısısız bir ocak

Yatak boş!

Bunca yılı göğüslemenin bedeli

Git gide uzaklanma.

Oysa hayalin bir öpümlük!

Sen varsan dünya

var değil.

Ben varsam dünya

nefes alıyor değil …

Artık birbirimizi

Umut bile edemeyiz de

Dilindeki neyin belkisi

Dünle yarının paslaşması mı?

Artık acıyı uzatma

Yorgun solgun pembe

El ele yürümek buraya kadarmış diyelim …

Bundan sonra sen

En iyisi mi anı yakala

Yaşa şimdiki zamanı.

Yalnız hatırında olsun

Sonsuz bir şimdi yok

Dünya baharlarında …

(Nisan 2014 / Milas)


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık