Birliğim Gıda Sol Sabit
Sağ Sabit SARI KONAK
  • 11 Şubat 2019, Pazartesi 23:07
A.KemalKaşkar

A.Kemal Kaşkar

‘Ağa Belediyeciliği’!

Bir süredir yazmak istiyordum, AK Parti Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Sayın Mehmet Özhaseki’nin bir sözü vesile oldu.

Projelerini sıralayan Özhaseki, “Bizim buna gücümüz yeter. Bilgimiz var, birikimimiz var, hazırlıklarımızı da yaptık. Daraldığımız yerde de sırtımızı yaslayacağımız bir ağa var, o ağayı da siz biliyorsunuz Recep Tayyip Erdoğan” deyince, doğallıkla ‘gündem’ oluverdi bu sözler.

Dolayısıyla ülkemizde en azından iki tip belediye başkanı olduğu-olacağı da böylece ortaya çıkmış oldu:

“Sırtını yaslayacak ağası olan ve olmayan belediye başkanları” …

Her siyasi parti, kendince yerel yönetim sloganları üretiyor: “Halkın Belediyeciliği, Derman Belediyeciliği, Ak Belediyecilik, Gönül Belediyeciliği, İyi Belediyecilik” gibi … Bunların yanına yeni (aslında çoook eski!) bir “belediyecilik” daha eklememiz gerekiyor: ‘Ağa Belediyeciliği’ …

Özhaseki’nin ‘Ağa Belediyeciliği’ne ilk tepki, CHP Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mansur Yavaş’tan geldi:

“Birincisi Cumhurbaşkanlığı makamı şahıslara kaim değildir. Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'dır. Cumhurbaşkanlığı gibi saygın bir makamı, böyle 'arkamızda ağamız var' gibi yanlış anlaşılabilecek sıfatlarla tanımlamak hiç doğru değildir. İkincisi Sayın Özhaseki sözünün nereye gittiğine de bakmıyor. ‘Sadece biz seçilirsek bu projeler yapılır' diyerek, bizim seçimi kazanmamız halinde Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın Ankaralıların iradesini kabul etmeyeceği, Ankara'nın iradesine saygı göstermeyeceği gibi bir anlam çıkıyor. Bunları, tecrübeli olduğunu iddia eden rakibime yakıştıramıyorum ...”

Ben ise, konuyu ‘siyaset tarihimiz’den bazı anımsatmalar eşliğinde ‘siyaset/demokrasi kültürümüz’ ekseninde ele almak istiyorum.

Aslında bu, ülkemiz demokrasi tarihinde en yaygın olarak görülen hastalıklardan biridir.

Merkezi iktidar sahiplerinin, kendilerine hak gördükleri haksız-adaletsiz bir uygulama ve bu anlamda da demokrasi kültürü bakımından ‘suç’ niteliğinde bir büyük sapmadır.

En çok anımsananı, Turgut Özal’lı günlerde (26 Mart 1989 yerel seçimlerinde) ANAP tarafından gazetelerde yayınlatılan, “Eğer ANAP adaylarını seçmezseniz hizmet alamazsınız” anlamında “muhalefet partisine mensup bir belediye başkanının eli kolu bağlı olarak karikatürize edildiği” bir ilandır.

ANAP’ın, “iktidar nimetlerinden yararlanmak istiyorsanız” vurgusu eşliğinde “iktidar partisinin adaylarına oy talep edilmesi”; yani iktidar partisinin, seçmenleri, “benim adaylarıma oy vermezseniz hizmet alamazsınız” diye doğrudan ‘tehdit etmesi’, siyaset-demokrasi tarihimizde kapkara bir leke ve dolayısıyla koskocaman bir ayıp olarak yer almıştır … Bu çok yanlış propaganda tercihi, o gün bugündür siyaset tarihimize olumsuz bir örnek olarak kaydedilmiş ve ‘ders’ olarak okutulmaktadır!

Bu tarz-ı siyaset, o güne dek çok yaygın ama ille de ‘örtük’ olarak ‘cezalandırma-ödüllendirme’ şeklinde basitçe uygulanagelmişti ve ilk kez ‘açık açık’ bir iktidar partisi yerel seçim propagandasını bu geleneksel yöntem üzerine oturtmuştu.

ANAP’ın tarihe karıştığı yıllardan bugünlere kadar aynı yöntem, yine ‘örtük’ olarak kullanılagelmiştir.

Son 17 yıldır AK Parti’nin tek başına iktidarı koşullarında -asla afişe edilmese de- her yerel seçim öncesinde iktidar partisinin adayları ve propaganda ekipleri, bu tanıdık vaadi hep yanlarında taşıdılar ve her fırsatta dile getirdiler … 31 Mart 2019 yerel seçimleri için de AK Partili adaylar, işin yine kolayına kaçıp “yatırımların gerçekleşmesi için bizi seçin!” diyerek seçmene göz kırpmaktan kendilerini alamıyorlar …

Milas’ta bu kez CHP’den transfer bir belediye başkan adayı ile yarışa katılan 17 yıldır tek başına (bir parantez açıp ‘bir-iki yıldır MHP ile birlikte’ diye yazmadan geçemedim) merkezi iktidar partisi aynı söylemi kullanıyor ve “Milas’ın yatırım alması için Milas’ta yerel iktidarda da AK Parti olmalı” tezini, bu kez çok daha hararetli bir şekilde savunuyorlar … Bir iki vesileyle, bunun ‘çok eğri demokratik bir tutum’ olduğunu, merkezi yönetimde muhalefette olan siyasi partilerin, yerelde iktidar olmasını ‘bir tür sorun’ olarak görmenin-göstermenin, tartışmasız anti-demokratik bir savrulma olduğunu doğrudan AK Partili bir iki hemşerime ifade ettim. “Doğru” dediler ve “ama” ile bu eğriliğe gerekçeler bulma çabasını sürdürdüler … Bence bu konuda ‘ama’ kullanılacaksa eğer, örneğin şöyle kullanılmalı:

Hiç kimsenin aklından bile geçmemesi gerekir ama … Ama ne yazık ki sevgili demokrasimiz bu eğriliklerle malûldür ...

Bu arada, CHP’li Milas Belediye Başkanı Muhammet Tokat’a da bu konuyu sorduğumu ve kendisinden “Milas yatırım almıyor” diye bir durumun söz konusu olmadığı şeklinde -bir yere kadar- doğru bir tepki/yanıt aldığımı da not etmeliyim.

SON DAKİKA!

Yazımı toparlamak üzereyken, Konya Ereğli Çiller Köyü’nde “İnsanları kandırmayın biz perişanız, tarlamız satılıyor, ineğimiz satılıyor, açız … Türkiye iyi durumda diyorsunuz. O zaman ben burada yaşamıyorum. Açız açız. Motorumuzu satıyoruz, ineğimizi satıyoruz. Tüccar geliyor 3 lira veriyor ineğimize” diyen köylü yurttaşlarla AK Partililer arasında arbede yaşandığı ve bu sırada köylü yurttaşlardan birinin boğazının sıkıldığı, tartışmanın büyümesi üzerine AK Partililerin kahvehaneyi terk etmek zorunda kaldıkları şeklinde bir habere rastladım... AK Parti’nin 17 yıllık tek parti iktidarını sürdürdüğü ülkemizde tarımsal üretimin adeta felç olmuş hali malûm. Bu tablo içinde, “paramız var ki ithalat yapıyoruz” diyebilen hükümetin, önceki gün öğrendiğime göre bu kez “Rusya’dan (hem de!) gümrüksüz et ithalatı için ilk adımları attığı” da düşünülürse, “Ananı da al git!” tepkisinin çok ötesine geçilip köylü vatandaşın boğazının sıkılması hiç de şaşırtıcı değil, ne yazık ki!

Bir başka yönüyle de ‘mecaz (ya da metafor) gerçek olmuştur’:

Yıllardır, mecazen “köylünün boğazını sıkıyorlar” deyip durmuyor muyduk!...

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık