• 27 Temmuz 2021, Salı 10:27
İlkayKumtepe

İlkay Kumtepe

DOĞADAN ALDIKLARIMIZI GERİ ALIR

Babaannem rahmetli söylerdi; Denizle şaka olmaz, suyla şaka olmaz. Denizden aldıklarımızı mutlaka geri alır bizden.

Arhavi’de yaşanan sel felaketinden sonra aklıma takıldı babaannemin sözleri. Doğu Karadeniz bol yağışlı bölgemiz. Yöre insanı alışıktır yağmura, hazırlıklıdır da. Bütün işini, eğlencesini havaya göre ayarlar. Zordur oralarda yaşam, mücadele ister, “hazır olmaz emek harcamazsan yemeğin.”

Çocukluğumda hatırlarım, bol yağışlı günlerde gece gündüz fark etmez babaannem eline kazmayı alır, yağmur sularına yol açardı. Yere dökülmüş ağaç yaprakları, dal parçaları suyun önüne set yaparsa toprağa işleyen fazla su heyelana neden olurdu. Evin etrafında suya yol açmazsak evi götürür derdi. Bazen çok yağmurlardan sonra tarlalarda oluşan heyelanı görünce daha iyi anlardım suyun gücünü, çocuk aklımla.

Ben o derenin sesiyle büyüdüm. Ormanın içinde, dağın yamacında, sabahın ilk ışıkları ile birlikte vadiden yayılan dere sesidir ilk duyduğunuz ve ona eşlik eden kuş sesleri. Gün içerisinde de bitmez derenin sesi. Hele yağmurdan sonra gürleşen sesini dinledikçe de ne kadar yükselmiş olacağını hayal ederdim. O dere yaylalardan beri topladığı bütün suları ulaştırır denize.

Köyden ilçeye gitmek için o derenin üstündeki asma köprüden geçersin. Hem korkutucu hem eğlencelidir derenin azgın sularını seyrederken sallanarak asma köprüden geçmek. Onca yağmurlar yağardı ama hiç yatağının dışına çıktığını görmedim, duymadım. Yanı başındaki yola hiç zarar vermedi. Asma köprüyü de alıp götürmedi.

Yıllardır doğaya verilen talanlara karşı yöre halkının da mücadelesini duymuşsunuzdur. Arhavi’de de HES inşaatları, taş ocakları doğanın dengesini yitirmesine neden oldu. Düzensiz yapılaşma, rant hevesi ile dere yataklarının çok yakınına yapılan lüks evler, hatta denizin doldurulması ile elde edilen arazilere yapılan yol ve binalar var.

Kapisre Deresi HES ve taşocakları nedeniyle son yıllarda kuruma tehlikesi geçirmekteydi. O gördüğün azgın dereden karşıya geçmek için köprüye ihtiyaç kalmamıştı. En fazla diz boyu suyla yaşama savaşı veriyordu. Taş ocaklarında atılan dinamitler derenin suyunu kurutmuş, yer altına çekilmesine neden olmuştu. İnsanoğlu aç gözlülüğü ile ve doğaya hükmedebileceği yanılgısı ile buna aldırmadı ve Kapisre deresini de çevresindeki ağaçları, canlıları da yok etmeye devam etti.

İşte bunu düşününce babaannemin sözleri geldi aklıma. Şimdi doğa ondan aldıklarımızı geri almaya çalışıyordu. Kapisre Deresi ölmemek için savaşıyordu. Doğanın insanoğluna söylemek istedikleri vardı. Doğanın yumuşak dilinden anlamazsanız giderek sertleşir. Yağmur sularına yol vermezseniz sizi de alır götürür.

Sel baskınının olduğu bölgeler derenin denizle buluştuğu noktalar ve bir kısmı da dolgu yapılarak elde edilmiş yerler. Taş ocaklarının çıplak yamaçları o suları tutmaya engel olamadı. Bu nedenle de dere yatağına sığmayacak kadar suyla doldu taştı. Oysa o taş ocakları yerine ağaçlar varken de bol yağış alıyordu oralar. Yine o ağaçlar olsaydı durum böyle olmayabilirdi.

Doğa ile savaş olmaz ey insanoğlu. Doğa, sen onu korudukça, ona saygı gösterdikçe sana hizmet eder. Doğayı talan edersen kaybeden her zaman sen olursun.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık