Birliğim Gıda Sol Sabit
Sağ Sabit SARI KONAK
  • 05 Temmuz 2019, Cuma 22:56
İlkayKumtepe

İlkay Kumtepe

Eğitimin Yönetimi

Eğitimde değişim rüzgârları, eğitim paydaşlarını alır da güzel bir yere götürür mü bilmiyorum. Rüzgâr o kadar kuvvetli olacağını hissettirerek geldi ki herkes rüzgâra göre kendini konumlandırmaya çalıştı. Bu rüzgârın gücüyle bir yerlere gelmek isteyenler kadar rüzgâra direnenler de vardı. Bu gayet doğal bir süreçtir. Bütün değişimlerin hem yanlısı hem direneni olur. Kendini o kadar kuvvetle hissettiren rüzgârın etkisi beklendiği gibi olabildi mi?

Bana göre rüzgârın etkisi beklendiği gibi olmadı. Çünkü hızla gelen rüzgâr, sistemin parmaklıkları arasından geçip gitmek üzere. Sistemdeki açıkları kapatmadan rüzgârın etkisi hissedilemeyecek.

Eğitime bakış açısı oluşturmada öğretmenlerden başlandı ve öğretmen eğitimleri değişimin en hızlı ilerleyen uygulaması oldu. Her yerde sürekli öğretmen eğitimleri yapılıyor. Tabii bu eğitimlerin eğitime etkisini önümüzdeki dönemde ölçme şansımız olacak.

Rüzgârın sallaması gereken ana kolonlardan biri öğretmenler iken diğeri de yöneticilerdir. Yönetici boyutunda rüzgârın etkilerini çok gördük mü? Henüz göremedik diyebilirim.

Sistemin parmaklıkları; “öğretme” yaklaşımına dayalı eğitim anlayışı, ölçme değerlendirme sistemi, bir üst eğitim kurumuna geçiş, okulların eğitim kalitesinin farklılığı, kariyer bilinci yerine bir diploma sahibi olma anlayışı ve liyakat olarak sıralanabilir. Dahası var ama bunlar en geçirgen kısımlar. Bunlarda araları sıklaştırmadan rüzgârın etkisini hissedemeyiz.

Eğitim yönetimi herhangi bir kurum yöneticiliğinden çok farklıdır. Yöneticilikte liyakat esaslı düzenleme yapmak yukarıda söylediğim en geçirgen alanı kapatmak demektir. Bunun üzerinde çok konuşulup yazıldı ama gereken uygulamaların hayata geçirilmediğini görüyoruz. Sayın bakanımızın bir konuşmasında yönetici liyakatinden bahsettiğini duyduğumda ben de “artık bir şeyler değişecek” ümidine kapılmıştım. Ama var olan yöneticilerin yeniden görevlendirilmesi süreci bu ümidimi boşa çıkardı. Var olan okul yöneticileri bir liyakat esasıyla atanmadılar. Bunların tekrar yönetici olarak değerlendirilmeleri için bazı şartlar ortaya konulmalıydı. Ve ardından ilk kez yönetici olacaklar için açılan sınavlar geçersiz kalmadı mı? Zaten var olanlar yer değiştirerek kadroları doldurdular ve sınav göstermelik kaldı. Bu neden önemli? Bir kuralı koymak kadar o kurala uymak da gereklidir.

Okul yöneticiliği iki başlı sistemde düşünülmelidir. Okul müdürlerine baktığımızda farklı iki anlayış görürüz. Birisi okulun fiziki ve mali işleri ile ilgilenenler, diğeri eğitim ile ilgilenenler. Müdürün bu iki gruptan hangisinde yer aldığı okulun geleceğini şekillendiriyor.

Çağımız eğitim anlayışında okul müdürü kavramından uzaklaşmak gerekiyor. Okulun mali işlerinden sorumlu bir birim ve eğitim yöneticisi olmak üzere ikili yönetim anlayışı geliştirmek gerek. Bu ikisini ayırmadığımız sürece okulları bir şirket gibi yönetmeye devam ederiz. Çünkü pek çok okul müdürü okulun gelir giderini dengelediği, zorunlu ihtiyaçları karşıladığı zaman çok iyi bir yönetici olduğunu düşünür. Ama bunların çoğunda eğitim ile ilgili bir vizyon yoktur. Okulu geliştirmek bir yana kendilerini bile geliştirecek çalışmalarda yer almazlar. ‘Var olan düzen sorunsuz gitsin yeter’ anlayışı hâkimdir.

Değişim rüzgârının okulları ve çocukları etkilemesini istiyorsak eğitim yöneticiliği kavramına iyi sahip çıkmalıyız. Bir eğitim yöneticisi en alt kademede okullara yön verir. Bir ufku, bakış açısı, geleceğe yönelik planları vardır. Lideri olduğu okulun şartlarını değerlendirir ve onu ulaştırmayı planladığı hedefe yönelik uygulamalar yapar. Eğitim yöneticisinin güçlü liderlik özelliği olması gerekir. Herkes altındaki gruplara bir hedef gösterebilir ama sadece güçlü liderler peşinden insanları bir hedefe götürebilir. 

Eğitim yöneticisi, yenilik ve gelişmelerden haberdar, sürekli değişim ve gelişimden yana, eleştirel bakış açısı edinmiş, olaylara tarafsız bakıp çözüme odaklanabilen kişiler olmalı. Okulun nasıl yönetileceği değil okuldaki eğitim sürecinin nasıl planlanacağı ve eğitimin kalitesinin nasıl yükseltileceği eğitim yöneticisinin sorunu olmalıdır.

Bu söylediklerim ve yeniden görevlendirmesi yapılan okul müdürleri düşünüldüğünde gerçekten liyakat esas alınmış mıdır? Yeniden görevlendirme yapılırken dört yıl boyunca ne yaptıkları, okulları nereden nereye taşıdıkları ile ilgili veriler değerlendirilmiş midir? Okulun paydaşlarının düşünceleri veri olarak değerlendirilmiş midir?

Eğitim yöneticisi yalnızca okullarda değil ilçe ve il teşkilatlarında da düşünülmesi gereken bir makamdır. Okula şirket yönetimi gibi bakan üst yöneticiler okul yöneticisi vizyonunu anlamakta, kabul etmekte sorun yaşayabilir. Eğitim yöneticisi okul içindeki paydaşların demokratik katılımı ile belirlenebilir. Ve süresi bittiğinde yine paydaşlar tarafından değerlendirilebilir. Yaptığı işe güvenen, inanarak yapan liderler değerlendirilmekten korkmazlar.

“Okul, müdürü kadar okuldur” sözü ile çok şey anlatılıyor da, anlıyor muyuz acaba?

(2.7.2019)


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık