• 17 Aralık 2019, Salı 9:12
İlkayKumtepe

İlkay Kumtepe

ÖZEL OKUL VE TÜKETİM TOPLUMU

Özel okullar gerçekten gerekli midir yoksa kapitalizmin tüketim oyununun vazgeçilmez bir dayatması mıdır?
Sert bir soru gibi görünüyor değil mi? 
Ne demek bu? Herkesin çocuğunu özel okulda eğitim aldırma hakkı var. Özel okulları nasıl tüketim ile ilişkilendirirsiniz, diyebilirsiniz.
Çok da haklısınız. Herkesin çocuğunu en iyi özel okulda okutmayı isteme hakkı vardır. Ancak çok azı bu isteğini yerine getirebilir. Herkes parası ölçüsünde bu isteğini yerine getirebilir. Bu noktada kapitalist sistem işin içine girer ve herkesin eşit eğitim hakkını alır. Bazıları daha eşit olurlar.
Tüketim çılgınlığı önce ihtiyaç doğurur. Kişiye seçenekler sunar ve sen bunların en iyisine layıksın mesajı verir. Sen bunu hak ediyorsun, buna ihtiyacın var mesajını alan kişi her zorluğu göze alarak o şeye sahip olur ama iş burada bitmez. Asıl iş burada başlar. Çünkü bundan sonra artık yeni “ihtiyaçlar” ortaya çıkar ve her yeni ihtiyacın giderilmesi yenilerini ortaya çıkarırken kısır döngü başlamış olur.
Sıradan bir yaşamın bir tık üstüne çıkmaya çalışan kişiler tüketim döngüsüne girdikleri zaman edindikleri her yeni meta için “ihtiyaç” nitelemesini kullanırlar.
Özel okullar da kapitalizmin bu döngüsünden nasibini alır. Aslında okulun kendini gerekli kıldığı bir sistem sürekli daha iyisini de aramaya iter insanları. İyi okul/kötü okul sınıflamasını oluşturmak bazılarını daha eşit kılmanın bir kılıfıdır. 
Okullar iyi olduklarını iddia eder, karşılığında okullara talep artar. Talebin arttığı okulların iyi olduğu düşünülür ve bu şekilde dillendirilir. Kapitalizmin en önemli besin kaynağı reklam işte budur.
Özel okulları farklı kılan nedir? Özel okulların sahipleri devletten daha mı güçlüdürler? Devlet kendi sürekliliğini sağlayacak bireylerin yetiştirilmesini neden özel kuruluşlara verir?
Bu soruların çok farklı yanıtları olabilir. Hatta sorular abartılı ve gereksiz bulunabilir. Ama olsun ben sormak istiyorum. 
Özel okulları veliler finanse eder, devlet okulları parasızdır. Çocuğunu parasız okula gönderen veli, öğretmen ve okul idaresi üzerinde kendini daha fazla hak sahibi olarak görür. Eğitim yönetiminden eğitim yöntemine kadar her şeyi iyi bildiğini iddia ederek okul idaresine de öğretmene de karışır. 
Özel okula para vererek gönderen veli istediği zaman okula giremez. Öğretmen ya da idareci ile görüşmek için belli kurallara uyması gerektiğini bilir. Parasız gönderdiği okulun formasını giymek istemeyen çocuğunu desteklerken paralı okulda çocuğunu okul formasını giymeye ikna eder. Devlet okulunda üst üste verilen ödevler şikayet konusu olurken özel okulda saatlerce bitmeyen ödevlere ses çıkarılmaz. Bu farklılıklar neden oluşur?
Özel okul da devlet okulu gibi aynı müfredatı uygulama ile sorumludur. Ama devlet okulunda kendilerine dağıtılan kitaplar haricinde kitap alınmasına izin verilmez. Özel okulda da devletin dağıttığı kitaplar kullanılmaz.
Her iki okulun öğretmenleri de büyük özverilerle çalışır ama her ikisinin sahip olduğu haklar aynı değildir. 
Devlet okulunda eksik olan iyi öğretmen midir? Hiç sanmıyorum. İkisi arasında, özel okul lehine kaynak ayrıcalığı vardır. Bu da işleri epeyce kolaylaştırır. Devlet zorunlu eğitime aldığı her çocuk için özel okul ayrıcalığını hissettirecek kaynağı sağlamak zorundadır. Nitekim özel şahıslar devletten daha güçlü değildir. 
Gelelim tüketim ve kapitalizmin özel okul ile bağlantısına. Çocuğu okula başlayan ailelerin okul ve öğretmen arayışları sırasında önlerine konan özel okul seçeneği bir prestij konusudur günümüzde. “Canım tek çocuğumuz var onu da özel okulda okutamayacak mıyız?” sorusu ile başlayıp “kredi çeker, borç yapar, öderiz. Yeter ki iyi bir okul kazansın.” Söylemi ile devam eder. Bu ekonomik durumu sınırda olan aileler için böyledir. Üst düzey ekonomik seviyede zaten özel okulun alternatifi yoktur. 
Orta sınıfın sınıf atlama hevesinin bir sonucu olarak özel okul tüketim çılgınlığı bir hastalık gibi yayılmaya başlar. Daha iyi eğitim için özel okul seçeneği, ailelere sunulan rol modeller ve vaatlerle yaygınlaşır. Devletin özel okullar politikası da önemlidir. Demin “Devlet kendi sürdürülebilirliğini sağlayacak nesillerin eğitimini neden özel kuruluşlara bırakır?” demiştim. Şimdi “Devlet bu işi benden iyi yapıyorsunuz. Parasını vereyim siz yapın.” diye neden özel okullara destek verir, diyorum.
Son günlerin önemli gündemi olan özel okullar krizleri aslında kapitalizmin bir krizidir. Eleme, sıralama sistemine dayalı sınavların ortaya çıkardığı dershaneler ve öğrenme değil prestijli bir diplomaya sahip olma üzerine kurgulanan eğitim sistemi bunların tuzu biberidir. Ortadan kaldırıldığı söylenen dershaneler özel okullara dönüşmüş ve özel okul enflasyonu ortaya çıkmıştır. Kontrolden çıkan başka durum ise bu özel okulların amaçlarının eğitim olmaması ve eğitim adına elde ettikleri geliri eğitim için kullanmamalarıdır. 
Bu kadar çoğalan özel okul sayısına yeter derecede öğrenci bulmak zordur. Öyleyse rekabet şartlarında tüketiciye (veli) en iyi vaatte bulunan, en iyi rol modeli sunan, en iyi hayali satan kazanır. 
Burada uyanık olması gereken velidir. Malın gerçekten ihtiyaç olup olmadığını sorgulamak ve asıl ihtiyacı olanı neyin karşılayacağını da tespit etmek durumundadır. Yoksa sadece kapitalizmin tüketim çılgınlığına yenik düşer. Kısa bir süre sonra aldığı malın beklentilerine uygun olmadığını fark eder ama iş işten geçmiştir.
Devlet okullarında eksik olan kaynak sorununu giderecek devlet politikaları geliştirilmelidir. Veliler tarafından bakıldığında özel okula sağladıkları miktarın çok ufak bir bölümünü devlet okullarına sağlasalar durum çok farklılaşır. 
Hep cennete gitmeyi hayal etmeyelim, bulunduğumuz yeri cennete çevirelim.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık