• 24 Kasım 2020, Salı 10:21
İlkayKumtepe

İlkay Kumtepe

YENİ EĞİTİM ANLAYIŞI

Günümüzdeki okul sistemlerinin ortaya çıktığı döneme bakalım. 1900 lü yılların başında, o dönemde gerek duyulan insan modelinin oluşturulması için en uygun şekilde planlanmış.

Tam bir makineleşme için işini seri halde yapan, zamanı verimli kullanan, itaat eden yani sanayi toplumu için gerekli olan insan modeli. Düşünmesine gerek duyulmayan, yapacağı iş için yaratıcılık, öngörü, farklı bakış açısı gibi becerilere gerek duymayan insan. O dönem için oluşturulan okul modeli yine kendi zamanı için üzerine düşeni yaptı. Ve onun bayrağı devretme zamanı geldi hem de bütün dünya için.

Bu söylediklerim uzun süredir dile getiriliyor. Ancak çok az kişi ve kuruluş değişim/dönüşüm için adımlar atıyor. Daha önce de birçok kez söylemiştim yine söylüyorum; bu konuda adım atacak ülkeler geleceğin liderleri olacaklar.

Şimdi bir dönüşüm zamanı ise kim gerçekleştirecek bu dönüşümü?

Buna cevabım herkesin kendi dönüşümünü sağlamasıdır. Çünkü en kolay kendimizi değiştirebiliriz. Kendi eksikliklerimizi görüp bunları giderme şansımız var.

En önce değiştirmemiz gereken, eğitim anlayışımızdır.

Artık bizden beklenen bin dokuz yüzlü yılların başındaki insanı yetiştirmek değildir. Artık düşünen, bilgiyi ürüne dönüştüren, yaratıcı, farklı bakış açıları geliştirmiş bireylere gereksinim var. Bunları yetiştirmek için kendi öğrendiğimiz yöntemlerle devam edemeyiz.

Salgının en önemli etkisi eğitim sistemleri üzerinde görüldü. Eğitimdeki kayıplar gelecek dünyamızı çok etkileyecek. Bu etkiyi olumsuzdan olumluya çevirmek için hızlı davranmalıyız. Uluslararası alanda yapılan birçok araştırma küresel ölçekte eğitim kayıplarının özellikle az gelirli ülkeleri ve az gelirli kişileri etkileyeceği sonucunu ortaya koyuyor. Çünkü eğitme erişim konusunda büyük adaletsizlik var. Oysa eğitime erişenler açısından da durum iç açıcı sayılmaz. Neden?

Çünkü eğitimi verenlerin bakış açıları, kendi yetiştikleri sistemlerin etkisi altında. Herkes kendi öğrendiği şekilde öğretmeye devam ediyor. Oysa günümüz çocukları öğrenmeye farklı bakıyor. Kendi istedikleri ortamlarda, kendi istedikleri şekilde ve kendi istedikleri şeyleri öğrenme davranışı içindeler. Biz de onların o ortamlarına girmek yerine kendi istediğimiz ortamlarda kendi istediğimiz şekilde, kendi istediklerimizi öğretmeye çalışıyoruz. Bu nedenle onlara ulaşamıyoruz ve okuldan kopmalar ortaya çıkıyor. Devam etmek zorunda olanlar da zorunlu oldukları süreyi geçirme derdindeler. Etrafınızda küçük bir gözlem yapsanız bile fark edeceğiniz gibi okullarda ne çocuklar, ne öğretmenler ne de yöneticiler mutlu değiller. Bunun çözülmesi gereken önemli bir sorun olduğunu görmemiz gerekiyor.

Salgın dönemi aslında bizim için büyük avantajlar oluşturmuştur. Artık geleneksel öğrenme ortamları yerine farklı öğrenme ortamları ve öğrenme yöntemleri ortaya koymamız gerekiyor. Bunu isteyerek yapmadık ama şartların zorlamasıyla yapmak zorundayız. Şimdi bize düşen bakış açımızı değiştirip bu dönüşümü en iyi şekilde yapmaktır.

Öğretmen bakış açısı burada önem kazanıyor. Kendi okul yıllarında gereksinim duyduğu bilgiyi ezberleme yolunu halen geçerli olarak görüp bu şekilde devam eden öğretmenlerin dönüşüm geçirmesi gerekiyor. Öğretmenlik kavramının yerine başka bir kavram konulması gerektiğinden bahsettim bazı yazılarımda. Çünkü artık öğretme değil öğrenme üzerine kurgulanmış sistemlere gereksinim duyuyoruz.  Öğretmen yetiştiren fakültelerde de dönüşüm gerçekleşmeli. Şu an uzaktan öğretim modeli uygulanmak zorunda. Bu modelin nasıl uygulandığı öğrenme yöntemlerinin konusudur. Eski ders tasarım modelleri geçerliliğini yitirmiştir. Öğretmen adaylarına geleceğin öğrenme yöntemleri öğretilmelidir.

Bakış açımız sınıfta ders anlatmaya o kadar kaynamış ki uzaktan dersleri de ders anlatmak olarak alıyoruz. Ekran karşısında çocuğun bizi dinlemesini öğretmek olarak anlıyoruz. Bir öğretmenin anlatıcı olduğu modeli hafızalarımızdan silmeliyiz.

Dönüşüm her kademede olmalı. Uzaktan eğitimde az sayıda öğrenci ile aktif katılımlı bir ders planlaması yapılması gerekirken, öğretmene gönderilen yönergede dört sınıfın birleştirilerek ders yapılabileceği söyleniyor. Hatta yüz yüze dersler yapılırken sınıfa bir kamera koyup okula gelemeyen öğrencinin dersi takip etmesi isteniyor. Bu sadece kişisel vicdanı rahatlatır. Hiçbir işe yaramaz.

Belki bir süre sonra salgın durumu ortadan kalkacak ve normal yaşamımıza geri döneceğiz. Ancak artık eskisi gibi eğitim sistemleri olmayacak. Bugün yaşamımıza giren dijital platformlar aracılığı ile öğrenme artık yaşamımızdan çıkmayacak. Bunu bilip hazırlıklı olmalıyız.

Bu nedenle öğrenme aracı olarak dijital ortamları kullanırken öğrencinin aynı zamanda dijital yeterliklerini geliştirmeye yönelik çalışmaları arttırmalıyız. Bilgiyi aktaracak bir öğretmene gereksinim yok, artık o bilgiyi ürüne dönüştürebilme aşamasında rehber olacak öğretmenlere gereksinim var. Öğretmenlerin ve öğretmen adaylarının kendilerini bu anlayışla geliştirmesi gerekiyor. Yöneticilerin de bu tür çalışmaları desteklemesi gerekiyor. Yoksa hep birlikte bu ülkenin sonunu getiririz. Çünkü geleceği inşa etmek de yok etmek de eğitim sistemleri ile olur.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Site en altı
yukarı çık