• 04 Ağustos 2022, Perşembe 9:48
İlkayKumtepe

İlkay Kumtepe

UZMAN ÖĞRETMEN BAŞÖĞRETMEN

Son günlerin en önemli gündemi uzman/başöğretmenlik kariyer basamakları düzenlemesi. Geçtiğimiz aylarda yürürlüğe giren Öğretmenlik Meslek Kanunu (14.2.2022 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girdi) ile bu düzenleme getirilmişti. Kanunun hazırlanması ve yayınlanması sürecinde de çok fazla eleştiri almıştı. Aslına bakılacak olursa toplumda çok büyük kesimi ilgilendiren bir meslek grubunun haklarını, görevlerini belirtecek kapsamda bir kanun olmadı. Zaten kanun düzenlemeleri yönetmeliklerle yapacağını belirterek kendi önceliğini feshetmiştir. Kanunlar yönetmeliklerin üstündedir ve kanunlara aykırı yönetmelikler olmaz. Ama kanunda gereken ayrıntılar belirtilmediği için yönetmeliklerin de bu kanuna uygun olmadığını ispat etmek zor hatta mümkün olmayacaktır.

Kanun bütün tartışmalarla kabul edildi ve yürürlüğe girdi. Ama tartışmalar bitmedi ve uzun bir süre daha devam edecek görünüyor. Öğretmenlik çok geniş kapsamı olan bir meslek grubudur. Çok farklı branşlarda farklı uzmanlıklar isteyen bir meslektir. Kanun hazırlanırken de kariyer düzenlemeleri yapılırken de buna en üst seviyede dikkat etmek gerekir.

Kanun üzerinden tartışmaları bir kenara bırakalım ve kariyer basamakları uygulamasına dönelim. Geçmişte bir kez sınav yapılarak Uzman Öğretmenlik unvanı verildi. Yine çok tartışmalara sebep oldu ama bir değişiklik olmadı ve yıllardır o unvanlar aktif olmasa bile kullanılıyor.

Şimdi yapılmak istenen; öğretmenlere belli unvanlar vererek maddi kazanımlarında bir iyileştirme meydana getirmek. Bunun için bir kariyer adlandırmasına gerek var mıdır? Bunu yapabilmenin eminim çok fazla yolu vardır. Öyleyse görünen kısmının arkasında başka bir niyet mi var sorusu geliyor hemen akıllara.

Öğretmenlerin ayrıştırılmaya, birbiri ile yarıştırılmaya gereksinimi yok. Bizim eğitim sistemimizde en büyük eksiklik öğretmenler arasında mesleki dayanışmanın olmamasıdır. Paylaşmak fikirleri çoğaltır. Öğretmenlerin öncelikle zümre dayanışmasına, paylaşımına gereksinimi var. Daha kaliteli eğitim istiyorsak öğretmenleri birleştirecek, dayanışma ve işbirliği içinde çalışmalarını sağlayacak düzenlemeler yapmalıyız. Mesleki gelişim çok önemlidir ve bunun da çok çeşitli yolları vardır. Deneyimlerime dayanarak, en iyi gelişimin gönüllü çalışmalarda edinildiğini söyleyebilirim. Gönüllü öğretmenlerin oluşturduğu paylaşım ağlarında mesleki gelişimin üst düzeyde olduğunu gözlemliyorum. Paylaşım, dayanışma, üretme, destekleme, eylemleri ile kişi kendine döner ve yaptıklarını değerlendirir. İyisiyle kötüsüyle uyguladıklarını değerlendiren kişi gelişimini destekler. Kişi kendi yolculuğunu planlayabilecek yeterlikte değilse zorla güzellik olmaz.

Bir belirsizlik durumu var ve bu durum daha fazla tepkinin oluşmasına neden oluyor. Bu kariyer basamakları öğretmenin hak ve sorumluluklarında ayrıştırma yapacak mıdır? Bir ast üst ilişkisi olacak mıdır? Örneğin zümre başkanı başöğretmen mi olmak zorundadır? Sıradan bir öğretmen uzman ve başöğretmene karşı sorumlu olacak mıdır? Bir çalışmada öncelik sahibi mi olacaklar yoksa sıradan öğretmenin tecrübesi artsın diye muaf mı olacaklar?

Bu soruların yanında başka bir değerlendirme daha yapmak gerekir. O kadar çok dillendirilen bu konudan veliler de fazlası ile etkilenmiştir. Şimdi çocuklarını başöğretmene vermek isteyenler buyursun gelsin. Biraz absürd gibi görünebilir ama hiç yabancı olmadığımız konular bunlar. Çocuğunu okula kaydettirecek velide bir telaş başlar “iyi öğretmen” arayışına girer. Yıllardır bana soranlara söylerim; çocuğunuzla iyi ilişkiler kurabilen öğretmen iyi öğretmendir ve herkese göre iyi öğretmen farklıdır. Ama okullarda iyi öğretmen algısını körükleyen sistemlerimiz var. Çok ödev veren, çok baskı yapan, çocuğa nefes aldırmayan öğretmenler aileler tarafından iyi öğretmen olarak nitelenebilmektedir. Gerekçe hazır; çünkü gelecekte zor sınavlara girecekler. Onların böyle düşünmelerinde yönlendirici olan okul yöneticileri de yangına körükle gidenlerdir. “Sizin çocuğu şu öğretmene verelim.” “Daha iyi öğretmenimiz var.” “Okulumuzun en iyi öğretmeni.” gibi nitelemelerle ve bazen okula maddi kaynak sağlama amaçlı yapılabilen masum görünen nitelemeler tercih edilmeyen/ettirilmeyen öğretmenlere yönelik bir mobingdir. Şimdi bunu uzman/başöğretmen nitelemesi ile sürdürmemeleri için hiçbir sebep yok.

Başta söylediğim gibi öğretmenlik farklı branşlarda uzmanlık gerektirir. Uzman öğretmen her şeyi öğretebilir mi? Kişi kendi alanının uzmanıdır. Öğretmenliğin uzmanı olmaz. Bir Resim öğretmeni uzman olunca uzman olmayan Fen öğretmeninden daha iyi mi öğretiyor demek olacak? (örnekler temsilidir) Farklı bir kariyer sistemi olabilir ancak bu haliyle olmaz. Hele ki teorik bilgilerle ezber yapılacak bir sınavdan alınacak notla hiç uzman olunmaz. Uzmanlık deneyim işidir. Deneyimlerin de paylaşılması ve ürüne dönüştürülmesi gerekir. Sınavla olmayacağı gibi çalışma yılına bakılarak da olunmaz. Her yıl yenilik peşinde sürekli değişen öğretmenler gibi okulda öğrendikleri ile yıllarını geçiren öğretmenler de var. Bu nedenle zaman tecrübe için yeterli bir koşul değildir.

Birçok kişinin sınavla kariyer olmaz dediği yerde daha büyük bir yanlış gözden kayboluyor. Sınav bir yöntem sadece ama sınavla yapılmak istenen ayrıştırma işine yukarıda belirttiğim pek çok nedenden dolayı karşı çıkmak gerekir. Öğretmenin maddi durumunda iyileştirme yapmak için bir etiket koymaya gerek yok. Bu etiketlemenin kimseye bir faydası olmaz. Merkezi sınavlardan sonra ortaya çıkan tablolarda görüldüğü gibi dibe vuran eğitim sistemlerini de kurtarmayacaktır.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Site en altı
yukarı çık