• 22 July 2019, Monday 8:36
İlkayKumtepe

İlkay Kumtepe

Tersine Taşımalı Eğitim

Cumhuriyetimizin kurulduğu ilk yıllar ve savaştan çıkmış yok halimizle ülkenin en uzak yerine eğitimi götürme telaşımız bir delilik miydi?

Delilikse evet öyleydi ama doğruydu.

Zaten yedi düvele karşı savaşmak da öyle bir delilik değil miydi?

Cehaletle savaşmak, topla, tüfekle savaşmaktan daha zordu ama imkânsız değildi. Cehaletle savaşmak için vatanın her köşesine öğretmenler gönderildi. Genç, idealist, çalışkan, vatan sevgisiyle dolu öğretmenler.

Bir yandan da köy öğretmenleri hikayeleri yazıldı, anlatıldı, romanlar oldu, dilden dile dolaşan.

Bir ideal oluşturmak, bir ülkü uğruna insanları yönlendirmek hem zor hem kolay bir iştir. Nasıl yapacağını bilmezsen zordur. Ancak baskıyla, yasakla, zorunlu tutarak yaptırmaya çalışırsın. Ama nasıl yapacağını bilirsen kolaydır, her türlü eğitim yolunu uygularsın. Ülkede bir değişim yapıyorsan yazınsal ürünler en önemli destekçindir. Herkesin okuduğu bir roman, izlediği bir film gösterdiğin hedefe bakan ve o yönde giden insanlar yaratır.

Kurtuluş Savaşı’nın ardından yapılan en büyük devrim eğitim devrimi sayılabilir. Eğitimi şekillendirirseniz ülkenin hem bugününü hem yarını şekillendirirsiniz.

Her kasabaya, her köye gönderilen öğretmenler, eğitim neferleri oralara ışık götürdüler. Her biri götürdüğü meşaleyle onlarca köy çocuğunun elindeki meşaleyi tutuşturdu.

Hele ki Köy Enstitüleri, aydınlanmanın en güzel çağıydı belki de. Köreltip yok ettikten sonra bir efsane olarak anlatıp duruyoruz.

Bunlar istek, azim ve kararlılığın sonucudur.

Cumhuriyetten yıllaaarr sonra ne yapıldı? Köy okulları külfettir denildi. Üç beş çocuk için köye öğretmen mi gider, okul mu açılır denildi. Tek tek kapatıldı. Taşımalı eğitim adı verilen bir uygulama başlatıldı. Ondan sonra okullaşma oranına ne oldu? Köyler nasıl bir karanlığa mahkûm edildi?

Kapalı toplumlar kendi kaderi içinde ve çoğu kez de karanlık düzenlerinde döner dururlar. Gecenin karanlığını dağıtan ateşböceklerini bilir misiniz? Bu karanlık döngüye ışık olacak ateşböcekleri gereklidir. Köylere aydınlanma meşalesi gereklidir. Köylüyü kalkındırmak gereklidir.

Çok şükür ne köylerimiz kaldı ne de köylümüz. Merkeze bağlı köylerin adı mahalle oldu. Bir köy sokaklarında sebze satan arabacılar gördünüz mü? Köylünün sabah erkenden köye gelen ekmek arabacısını beklediğini... Ben gördüm. Artık köyler üretim yeri olmaktan da çıkmış.

Köylere aydınlanmayı götüren bir öğretmen vardı bir de imam. Bilirsiniz hikâyeleri, ağalara ve sömürü düzenine başkaldıranları, köylüye öncü olanları. Peki, şimdi ne durumda?

Köylerde okul yok, öğretmen yok ama cami ve imam duruyor. Köylüye yol göstermek imama kaldı. İmamla öğretmen aynı aydınlanmayı sağlar mı?

Diyeceğim şu ki; artık tersine taşımalı sistemi getirmek gerek. Köy okullarını yeniden açmak gerek. Hem de hepsini birden. Köylere yeniden hayat vermek gerek, güzel vatanımızın her köşesini yeniden aydınlatmak, ışıl ışıl yapmak gerek.

Hep birlikte, aydınlanmaya gönül vermiş bütün öğretmenlerimizle.

Köy okullarımızı yeniden açmak gerek … (11.07.2019)


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Site en altı
yukarı çık