• 30 Mart 2020, Pazartesi 9:45
İlkayKumtepe

İlkay Kumtepe

UZAKTAN EĞİTİM

Tüm dünyayı etkisi altına alan gözle görünmez bir varlık. İşte bu varlık bütün alışılagelmiş düzenlerimizi alt üst etti, ediyor da.

Kendini tün canlılardan üstün görüp, aklı ile övünen insanoğlu şimdi aklını kullanarak bu durumla baş etmek zorunda. Sadece baş etmek değil bozulan bütün düzenlerini yeniden yapılandırmak, geleceğe yeni düzenlerle devam etmek zorunda.

Her alanda şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki; artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.

Başka alanları geçelim de yine eğitim alanında bazı sözleri kayda geçelim.

Okulların zorunlu tatili ile birlikte başlayan uzaktan eğitim süreci ve bu sürecin geleceği konuşmamız gereken konu. Her alanda hiçbir şey eskisi gibi olmayacak dedik de en çok eğitim alanında eskisi gibi olmayacak.

Uzaktan eğitim süreci artık yaşamımızın bir parçası haline gelebilecek. Ancak şu an EBA üzerinden yapılan şekliyle değil tabi. Şu anki yayınlar muhtemelen bu kriz durumunda insanları rahatlatmak, biz varız ve bu işi çözeceğiz mesajı vermek için yapılıyor. Ya da ben öyle umuyorum. Kuruntu da diyebilirsiniz ancak ben umut demekte direnirim. Az sayıda da olsa işi bilen kadroların olduğunu biliyorum. Her alanda doğru işler yapmak için işin ehli kişilerle çalışmak gerekir.

Bu sürecin bize en büyük katkısı yanlış kişilerin işgal ettiği yerlerin doğru kişiler lehine dönüşmesi olacaktır. Bundan da ümitliyim. Çürük elmalar mutlaka ayıklanacak.

Uzaktan eğitimin dönüşmesi dedik de neye dönüşmesi gerektiğini konuşmak isterim. Uzaktan eğitimde öğrenci ve öğretmen ayrı yerlerde bulunur. Bağlantıyı sağlayan ses ve görüntülü araçlardır. Şu an bildiğimiz okul binaları olmadan, sınıf dediğimiz yerlere gelmeden öğrenciler aynı dersi çalışabilirler. Birçok artısı ve eksisi vardır.

“bakmakla olsaydı kediler ciğerci dükkânı açardı” şeklindeki atasözümüzü hatırlarsak ekran başında konuşanı dinleyerek, anlatılanı ezberlemeye çalışarak bu iş olmaz elbette. Öğrenme için etkileşim şarttır. Eğitim dediğimiz şey bir dersin bir konusunun anlatıldığı şekliyle ezberlenmesi değildir. Eğitim dediğimizde özümseme vardır, davranışlarına yansıtma vardır, öğrendiklerini ürüne dönüştürme, farklı alanlara uyarlama vardır. Öğrenme ve eğitim ilişkisinin etkileşimsiz bir ortamda sağlanması mümkün değildir.

Fiziki olarak bir arada bulunmanın öğrenmeye etkisi kaçınılmazdır. Birlikte çalışmalar, düşünsel tartışmalar, yardımlaşmalar ve biz olma duygusu uzaktan bir eğitimle şimdilik olanaksızdır.

Ancak şu an yapılan uzaktan eğitim de eğitim değildir. Bunu kabul etmeli ve ne yapmamız gerektiği üzerine yoğunlaşmalıyız. Yıllardır bazı üniversitelerin uyguladığı uzaktan eğitimler var örneğin. Tele konferans yöntemleri var. Özel kurum/kuruluşların çalışanlarına verdiği eğitimler var. Örnek almak isteyeceğimiz çok uygulama olduğunu biliyoruz.

Öğrenciler için kendi öğretmenleri çok değerlidir. Özellikle küçük yaş gruplarında öğretmenin sözünün üstüne söz yoktur. Kendi eğitimci olan kişiler de çocuklarından “ama benim öğretmenim böyle dedi” cümlesini çok duymuştur. Can alıcı nokta “benim öğretmenim”

EBA bakanlığın her çocuğa ulaşabileceği çok önemli bir alandır. Ama şu haliyle giderse kısa sürede emekler boşa gider. İlk gün heyecanı gittiğinde hiçbir ilgi çekiciliği olmayacaktır.

Öğretmenler kendi öğrencilerine ulaşmanın yollarını kendilerince bulmaya başlamışlardır ve bireysel olanakları ile onlara eğitim vermeye devam etmektedirler. Bu çaba görmezden gelinmemeli ve herkesi içine alacak şekilde organize edilmelidir. Adını vermeyeceğim bir sürü ücretsiz uygulama üzerinden öğretmenler ve öğrenciler buluşmaktadırlar. Bunu MEB kendi eliyle yapmalıdır.

EBA her öğretmenin öğrencisiyle canlı, etkileşimli derslerle buluşabileceği bir platforma dönüşmelidir. İşte o zaman uzaktan eğitimi başlattık, kriz durumunda çığır açtık övünmelerini yapabilir. İşte o zaman gerçekten alkışı hak eder.

Böyle bir dönüşüm artık bir devrim sayılabilir. Çünkü okullar açıldıktan sonra da bu sistem devam edebilir. Ne gerek mi var. Okullarda boş bilgi ezberleme derdi olmaz. Çocukların gelişim özelliklerine uymayan ortamlarda zorla tutulması gerekmez. Tersyüz eğitim modeli uygulanmaya başlar. Bilgi uzaktan öğrenilir, okulda ödev yapılır. Zor değil, okullar uygulama ağırlıklı olduğu zaman tekrar ilgi çekici yerler olabilir. Böyle bir dönüşüm tasarım beceri atölyelerini de meslek liselerini de kullanışlı hale getirir.

Okul artık eski okul olmamalı. Bu kriz durumunda yaşadığımız deneyimler bizi daha güçlendirmiş ve yenilenmiş olarak yüceltmelidir. Fırsatları kaçırmadan dönüşümü yakalamak gerek. Ancak bir şeye gereksinim var; işinin ehli insanlara…

.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık