• 10 Haziran 2021, Perşembe 10:56
İlkayKumtepe

İlkay Kumtepe

BİR SINAV SONRASI

Geçtiğimiz günlerde yapılan LGS sınavı sonrası yeniden alevlenen tartışmalar, sorulan sorular. Bir süre daha devam eder hızını keserek ve sonra unutulur hepsi yeni bir sınava kadar. Çünkü köklü çözümler düşünemeyiz. Başımıza kötü bir kaza gelene kadar ortada duran sorunu görmeyiz ve kaza geldikten sonra hayıflanarak, sızlanarak, etrafta suçlayacak birilerini arar ve tüm öfkemizi dökeriz. Sonra hiçbir düzenleme, iyileşme yapılmadan devam ederiz aynı düzene.

Gelelim yaşadığımız sorunun temeline.

LGS sınavının zorluğu ile başlayan yorumlar bir tarafta dururken diğer tarafta da bilmem kaç tane birinci çıkardığı ile övünen özel okullar var.

Sorular kime zordu, neden zordu?

Özel okullar övündükleri duruma ne kadar emek harcadılar? Evet, ne kadar emek harcadılar?

Bir kaşıkçı ustasına sorun; her ağaçtan kaşık olmaz. Bu nedenle kaşık yapacağı ağacı özenle seçer, belli özellikleri olmalıdır kaşık yapılacak ağacın. Ne alakası var eğitimle, özel okullarla?

Hadi bakalım herkesin bildiği ve görmediği bir konuya girelim. Özel okullara nasıl kayıt yapılır? İsteyen herkes parasını verip özel okula gider mi?

Adı ile nam salmış pek çok özel okul daha ana sınıfı yaşındaki çocukları bile bir elemeden geçirir. Görüşme yapar aileyle, çocukla. Eğer kaşık olabilecek bir ağaçsa alır onu tıpkı bir kaşıkçı ustası gibi. Her yıl adına bursluluk dedikleri sınavlardan geçirirler çocukları ve bu sınavlardan aldıkları dereceye göre okula kaydını alırlar çocukların. Bu sınavların amacı burs vermek değildir, bu sınavların amacı belli düzeyin üstündeki çocukları seçmektir. Yani kaşık olacak ağaçları seçmek.

Sadece okulların yaptığı bursluluk sınavı değil resmi okulların sıralama, seçme sınavı da özel okulların seçme yapması için planlanmış bir düzendir. Özel okulların öğrenci alımında bu sınavlardan aldıkları başarı sıralamasına bakılmıyor mu?

LGS neden yapılıyor? Okullar arasındaki eşitsizlikler giderilemediği için, nitelikli diye ayırdığımız okullara kaşık olabilecek dediğimiz ağaçları yerleştirmek için. Ancak bilmediğimiz ya da görmek istemediğimiz bir şey var ki; o da kaşıkçının ustalığının işe yaramadığıdır.

Yani büyük emeklerle çocukları hazırladığımız o okullar aslında hiçbir işe yaramamaktadır. İlkokula başladığı andan itibaren çocukları önce lise giriş sınavına sonra üniversite giriş sınavına hazırlıyoruz diye test sorularına boğuyoruz. Okullar reklamlarını yaparken sınava yönelik çalışıyoruz diye övünüyor. Sonra çocuk iyi bir okula yerleşince ne oluyor?

Bir süre sonra okulun yeterli olmadığı görülerek dershane desteği başlıyor. Ama sistemde yapılan değişiklikler bunları ortadan kaldırmış gibi görünse de sadece adlarının değiştiğini görmezden geliyoruz. Yıllarca LGS sınavına hazırlanan çocuk liseye girdikten sonra aile artık ne yapıp edip bir özel liseye geçmeye çalışıyor. Çünkü biliyor ki resmi okuldan bir şey olmaz, mutlaka test çözdürecek bir dershane lazım. Dershaneye vereceğimiz parayı artık özel okula vereceğiz diyor. Dershaneden dönüşüp adını özel okul yapabilmiş yerler giriyor devreye.

Sınav birincileri ile övünen özel okulların ellerinde sihirli değnek mi var da bu kadar başarılı (!) öğrenciler yetiştiriyor? Eğer öyleyse tüm okullarımız bu modeli örnek alsın, hepimiz aynı yöntemi uygulayalım. Belirlediğiniz kıstasları geçebilecek özellikteki öğrencileri alırsanız tabii ki başarılı görünürsünüz. Zaten kaşık olmaya uygun ağaçları aldınız, kaşıkçının usta olması gerekmiyor. Herhangi bir resmi okula kayıt yaptıran öğrencileri alın özel okula ve aynı başarıyı yakaladığınızı gösterin o zaman şapka çıkarayım önünüzde.

Yaşadığımız süreçte sıradan resmi okullara giden çocukların büyük çoğunluğu eğitime erişemedi. Özel okullara giden çocukların aileleri bir ölçüde çocuklarına teknolojik destek sağlayabilecek durumdaydı ve bu çocuklar diğerlerine göre daha eşit olan çocuklar. Eğitimden daha adil şekilde yararlandılar. Hatta özel okulların bir kısmının yasakları hiçe sayarak, sistem açıklarını kullanarak (birinci sınıf öğrencilerini ana sınıfında göstermek gibi) çocukları yüz yüze eğitime devam ettirdiler. Bunlar da eğitimden payını alabilenlerdendi. Ama eğitime erişemeyen milyonlarca çocuk olmasına rağmen herkesi aynı sınava almak hangi amaca hizmet eder? Üstelik de çocuklara örnek sorular yayınlayıp yayınladığı örnek sorularla alakası olmayan sorular sormak, öğretemediğiniz bilgileri öğrenip öğrenmediğini sorgulamak tam da eğitim sistemimize uygun bir durum. Çünkü ilkokula başladığı andan itibaren çocukları ölçmeye başlarız. Ne öğrendiğine bakmayız, ne bilmediğine bakarız. Yapabildiklerini görmez yapamadıklarını sorarız.

Görmemiz gereken; bugün sınavın zor olması değildir. Sınavı yapanlara, hazırlayanlara hayıflanmak, üç beş gün sızlanmak değildir.

Görmemiz gereken eğitim sistemimizin bütün yapısıdır. Tamamıyla içi çürümüş bir yapı vardır karşımızda. Çocukların çocuk olduğunu görmezden gelen bir sistem, insan olmaya dair değerleri öğretemediğimiz bir sistem, kendini tanımayan bireyler yetiştirdiğimiz bir sistem, hayallerinden çok uzak okullara gitmek zorunda kalan gençler yetiştiren bir sistem var karşımızda. Ne olursa olsun her türlü sınava dayalı bir sistem.

Sınavsız bir sistemin ülkemizde olamayacağını söyleyenler var ama bundan daha kötüsü olamaz diyorum.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık