• 14 Haziran 2019, Cuma 13:46
HüseyinAçar

Hüseyin Açar

Fil Çimen ve At

Karya Sanat Atölyesi Mayıs ayında 12 günde 12 oyuna imza atan bir etkinlik gerçekleştirdi.

Karya Tiyatro Şenliği adı altında sanat ve kültür adına yapılan bu güzel etkinlikte 12 oyunda küçükler, gençler ve büyüklerin yer aldığı tiyatro oyunlarıyla karşımıza çıkan Karya Sanat Atölyesi, sanıyorum ki izleyenlerden olumlu ve tam not almışlardır.

Bu köşe yazımda siz değerli okuyucularıma Karya Sanat Atölyesinin büyüklerinin de rol aldığı ve 4 gün süresince Milaslılarla buluşan son oyunları olan Fil Çimen ve At’tan söz etmek ve oyunu değerlendirmek istiyorum.

Yazdığı oyunu aynı zamanda yöneten Dağlar Uygur Fil Çimen ve At’ta perde arkasında kalmış ve oyunu bizler gibi ancak çok daha farklı gözle izlemişti.

Fil Çimen ve At’ın ilk günkü zamanında oyuncular kadar bizlerde heyecanlıydık. Bugüne kadar açıkçası Dağlar Uygur’u yönetmenliğinin ve oyun yazarlığının yanında hep oyuncu olarak sahnede izlemiştik.

Son oyun olan Fil Çimen ve At’ta Dağlar sahnede yoktu. Dağlar’la birlikte Cansu Dere, Orkun Tepeköylü, Mert Tireli, Aslıhan Kumtepe de oyunda yoktu.

Artık kendilerine göre tiyatroda ustalaşan bu isimlerin sahne almadığı bir oyunu izlemek ne kadar etkili ve güzel olabilir düşüncesiyle oyunu izlemeye gittim.

Antik Yunanistan’da geçen ve gerçek bir olaydan esinlenen Dağlar Fil Çimen ve At’ta Yunanlılarla Turuvalılar arasında bir kadın yüzünden çıkan savaşın günümüze mizahi yönden uyarlaması olarak çıktı karşımıza…

Antik Yunanistan’da Olimpiyos Dağında yaşayan tanrıların tanrıçaların insanlara bakışı, iki devletin arasındaki savaşa yön verme çabaları, oldukça güzel ve etkili bir dille anlatılmış.

Tanrı Zeus, savaş tanrısı Ares, güzellik tanrıçası Afrodit ve diğer tanrılar tanrıçalar, toplanmışlar insanların arasındaki savaşı izlemişler..

Yunanlı Kral’ın karısını kaçıran Turuvalı Aşil’in komik hikâyesinde, günümüzden yer yer müthiş esprileri oyunda bulduk.

Benim en tuttuğum espri, Aydem ile ilgili olandı. Aydem’inde Elektirik Tanrısı olduğunu ve önüne geleni çarptığını duymak keyifli geldi.

Oyunda Karya Tiyatro Atölyesi’nin ustaları, Tanrı ve Tanrıçaları oynamışlar. Ali Çoban Tanrı Zeus rolünde oldukça karizmatikti. Beyaz renk hepsine çok yakışmış.

Özgür Kesken Savaş Tanrısı Ares, Sema Aytepe Tanrı Zeus’un eşi Hera’yı canlandırdı.

Açıkçası oyunda rol alan diğer genç isimleri çok yakından tanıdığımı söyleyemem ancak hepsi üstlendikleri rolün hakkını verdiler. Yılmaz Cenk Turgay, Egesu Akdeniz, Sude Naz Karakoyun, Seda Peksoy, Emre Gümüşkesen, Deniz Kara, Abdullah Kavasoğlu, Baran Yiğit Yazıcıoğlu, Rabia Güner, Irmak Özağaç ve ilk oyunlarıyla İsmail Şimşek, İmdat Duran sahnede oldukça başarılı oldular.

Tarihten günümüze gelen ve bizleri gülme krizine tutan esprilerle renklenen oyunu genel olarak başarılı bulduğumu söyleyebilirim.

Oyunu izlemeye gidenlerin sıkılmadan oyundan çıktıklarını düşünüyorum.

28 -29-30-31 Mayıs tarihlerinde, yeni sahneleri Sudi Özkan iş Merkezi Tiyatro Salonu’’nda oynanan Karya Sanat Atölyesinin 12 oyunulmaile ilgili olarak söyleyebileceğim çok fazla bir söz yok.

1 yılın emeğini 12 gün içersinde bizlerle buluşturan Karya Sanat Atölyesi’nin küçük, genç ve büyük tüm oyuncularına, minik sanatçılarına, oyunları Milaslılarla buluşturan eğitmenlere, oyunları yazan Dağlar Uygur’a, oyunların gizli ve görülmeyen isimlerine teşekkürler.

Sanat Kültür ve Tiyatro ile dolu dolu bir Mayıs ayı yaşadık.

Elinize yüreğinize sağlık…..


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık