• 05 Ağustos 2020, Çarşamba 9:48
HüseyinAçar

Hüseyin Açar

Denetimli Serbestlik

Son dönemlerde denetimli serbestlik kavramına çok takılır oldum. Ülkemizde özellikle kadınlara, çocuklara ve hayvanlara yönelik şiddetin dozu arttıkça arttı.

Hayvanları mal olarak değerlendiren ve gören yasanın mutlaka yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir.

Hayatımızın renkleri güzellikleri olan sevimli dostlarımız olan hayvanlara karşı işlenen suçlar ne yazık ki kabahatlar kanuna göre değerlendirilmekte ve bu suçu işleyen vicdansızlar sadece para cezası almakta ve işledikleri suçlar yanlarına kar kalmaktadır.

Son dönemlerde kadınlara karşı şiddet eylemleri de oldukça çok karşımıza çıkmaktadır. Kadını ikinci sınıf birey olarak gören bu sağlıklı düşünemeyen beyinlerin işledikleri suçlar karşılıksız kaldığı sürece, ne kadın şiddetini ne hayvanlara karşı işlenen suçları, ne de diğer suçları önlemede yeterli başarıyı göstermeyeceğimiz su gibi ortada ve gerçektir.

Denetimli Serbestlik diye bir tanım var. Hiç aklımın almadığı bir kavram. Anlamam mümkün olmadığı gibi kabul etmekte de zorlanıyorum açıkçası… İşlenen suç sabit, şahıs yakalanmış, polis görevini yapmış, şahıs mahkemeye çıkıyor, ‘denetimli serbestlik’ deniliyor ve dışarıya salınıyor.

Geçen gün bir haber okudum; bu olayda ölen yok, yaralanan yok, ancak her an yaralanan veya ölen olabilecek türden bir suç bana göre.. Magandanın biri, bir şehir eşkıyası aşka gelmiş, aracından seyir halindeyken pompalı tüfekle havaya ateş ediyor.

Ve bu yaptığını arkadaşı videoya çekip internete koyuyor. Sanki çok önemli ve yararlı bir iş yapmış gibi utanmadan paylaşım yapıyor. Neyse, görüntüler sabit, polis yakalıyor, savcılık serbest bırakıyor.

Ben yorum yapamıyorum…

Adamın biri zavallı bir hayvana bir masuma tecavüz ediyor, bu olay basına yansıyor, gazeteler yazdığı için söylüyorum, bir siyasi partiye mensup bu vicdansız yakalanıyor ve öncesinde yine serbest bırakılıyor ve daha sonra kamuoyu baskısı daha baskın ve ağır geliyor yeniden tutuklanıyor, sanıyorum şimdi hapiste. Ancak burada da anlamadığım nokta, ilk yakalanışı sonrasında neden yargılanmayıp serbest bırakılıyor ve sonrasında tekrar yakalanarak yargılanıp hapse atılıyor.

İlk yakaladığınızda cezası neden kesilmeyip serbest bırakılıyor, sebebini bir türlü bulamıyorum..

Suçlarla ilgili örnekler o kadar çok ki……

İşlenen suçlar sabit, suçlular emniyet görevlilerince yakalanıyor ve adalete teslim ediliyor, sonrasında savcı ya yada mahkeme suçluları, ortada yaralama ve ya ölüm olmadığı için mi acaba diyorum, serbest bırakıyor..

Elbette yasalara güveniyoruz, mahkemelere inanıyoruz, polisimizin bizi koruyacağını düşünüyoruz, ki doğrusu da bu tür düşüncelerdir. Ancak bazen anlayamıyoruz, suçlular dışarıda ellerini kollarını sallayarak dolaşırlarken işledikleri suçların cezalarını almadıklarını düşünmeden yapamıyoruz.

Deniliyor ya hani denetimli serbestlik, en çok da bu kavrama bozuluyorum.

Suç işlenmiş, yapan yakalanmış ancak cezası denetimli serbestlik olarak kesiliyor. Yani kaçma riski yok her hafta karakola gelip buradayım diye imza vereceksin, sanıyorum denetimli serbestlik böyle bir şey olsa gerek…

Şimdi ülkemizde “İstanbul Sözleşmesi” tartışılıyor. Ülkemizi idare edenler bu sözleşmenin Türk örf, adet, anane ve geleneklerine, aile yapısına uygun olmadığını, bu sözleşmenin kadınlara yönelik şiddeti engelleyemeyeceğini söyleyerek bu sözleşmenin kaldırılmasını istiyorlar.

Uluslararası bir sözleşme olan İstanbul Sözleşmesiyle özellikle kadınlara karşı işlenen suçların hiçbir şekilde cezasız kalmaması gerekliliği net bir şekilde ortaya konuluyor.

Mart 2019 itibari ile 46 ülke ve Avrupa Birliği Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi, bilinen adıyla İstanbul Sözleşmesi, kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddetle mücadele amacıyla, Avrupa Konseyi tarafından 11 Mayıs 2011'de İstanbul'da imzaya açılan sözleşmedir.

Şimdi ülkemizin gündeminde İstanbul Sözleşmesi var kaldıralım diyenler ve kaldırılmasını istemeyenler bir mücadele içindeler..

Konu ile ilgili gelişmeler nasıl olacak bekleyip hep birlikte göreceğiz.

Tekrar asıl konumuza dönecek olursak masum insanlara, kadınlara, hayvanlara ve özelikle de çocuklara yönelik işlenen suçlarda hiçbir hafifletici nedenin olmaması gerektiğine inananlardanım.

Eğer suçlu işlediği suçun cezasını en ağır bir şekilde ödemez ise korkarım ki pek çok örneğini gördüğümüz bu tür suçlar işlenmeye devam edecektir.

İçinde bulunduğumuz salgın hastalığı nedeniyle yaşamdan kaygılarımız çoğalmışken bir de bu tür suçların işlendiğini duymak ve görmek ve işlenen suçların cezalarının bir daha yapılmasını önleyecek kadar ağır olmadığını bilmek bizleri derinden üzmektedir.

İsteriz ki kimsenin burnu kanamasın, kimsenin canı acımasın, kimsenin hayatı ve yaşamı kararmasın…

Covit 19 yeteri kadar hayatımız alt üst etti zaten,  başka sıkıntılar yaşamın yükünü çok daha fazla arttırmasın.

Şiddetin her türlüsüne karşı olduğumuzu bir kez daha söyleyip yazımı noktalıyorum.

 

 

 

 

 

 

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık