Birliğim Gıda Sol Sabit
Sağ Sabit SARI KONAK
  • 24 Aralık 2018, Pazartesi 23:14
KonukYazar...

Konuk Yazar...

Lider Öğretmen

Lider sözcüğü dilimize İngilizce’den geçmiş bir sözcüktür ve önder, şef, yönetim gücüne sahip kişi anlamındadır. Ancak bir işe ya da gruba öncülük eden, yol gösterici anlamlarında kullanımı da yaygındır. Bugünlerde en yaygın kullanımını ise eğitim alanında görüyoruz. “Lider öğretmen”, “eğitim lideri olmak”, “öğretmenin liderlik özelliği” gibi terimler herkes tarafından telaffuz ediliyor.

Bu yazıda öğretmenin liderliğinden ne anlaşıldığı ve öğretmenlerden neler beklendiği üzerine bir değerlendirme yapacağım.

Sınıf ortamını düşündüğümüzde sınıfın doğal lideri zaten öğretmendir. Neden öyleyse üzerine bastırarak öğretmenin lider olmasından bahsediyoruz?

Şöyle yanıtlayayım; sınıfta öğretmen kendisine ait olan yasal sıfat ile lider konumundadır. Ancak bu tartışmaların ve vurgulamaların ortaya çıkmış olması bize şunu gösteriyor. Öğretmen yasal olarak sahip olduğu liderlik özelliklerine sahip değil ya da layıkıyla yerine getiremiyor. Daha iyimser bir değerlendirme ile liderlik özellikleri farklılaştı ve lider terimine yüklenen anlam değişti. Artık yeni anlamı ile liderlik özelliklerine sahip olmak gerekiyor.

Birçok akademik makalede farklı liderlik tanımları bulmak mümkündür. Tanımlar farklı olsa da liderliğin öncü anlamı hepsinde vurgulanır. Buraya kadar tamam ama liderin uyguladığı yöntemler ve belirlediği hedef asıl liderliğin şeklini değiştiriyor. Bizler belki de liderlik ile liderin hedefi ve uyguladığı yöntemleri de liderlik sıfatına yüklüyoruz ya da görmezden geliyoruz.

Eğitimde liderlik bu söylediğim durumun çok yaşandığı bir durumdur. Asıl lider öğretmenlikten bahsetmek istiyorum ama önce okul liderlerine değineceğim. Çünkü öğretmenlerin liderlik yönünü belirleyen de okul liderleridir.

Bir okul yöneticisi yasal olarak okul lideridir. Ancak bu yasal liderlik gerçek anlamda liderlik vasfını taşıdıklarının güvencesi değildir. Tıpkı öğretmen gibi okul idarecisi de liderlik vasfını yasadan almıştır. Bundan sonrası ise o makamı kullanan kişinin kişisel özelliklerine, hayata bakış açısına ve liderlikten ne anladığına bağlı olarak değişir. (Yasal vasfı olduğu için okul yöneticisi değil okul lideri olarak bahsedeceğim). Okul lideri çok baskıcı olmanın iyi bir liderlik olduğuna inanıyorsa öğretmen ve öğrencilere nefes aldırmaz, her şeyi kontrol altında tutmaya çalışır. Sürekli tetiktedir ve kendi izni olmadan kuş uçurmaz alanında. Aynı şekilde bir üst makama da çok itaatkârdır. Okul lideri çok hoşgörülü olmayı ve işleri oluruna bırakmayı iyi liderlik olarak algılıyorsa olayların çok dışındadır. Okulda olup bitenlerden bihaberdir. Çoğunlukla eğitim-öğretim işleri de onu ilgilendirmez. Öğretmenler işini yapıyor işte, derslerine zamanında giriyorlar, sınıflarda ders saatinde ses yok, daha ne olsun diye düşünür. Okulun ekonomik ve fiziksel sorunları ile ilgilenir ve bunları halletmenin iyi bir liderlik olduğunu düşünür. Başka bir okul lideri ise okulun fiziki sorunlarını değil eğitimi kendine dert eder ve beraber çalıştığı insanlara bir hedef gösterir. Öğretmen, öğrenci, veli ve okulun diğer çalışanlarının bütün olarak eğitime katkı sağlaması gerektiğine inanır. Herkesi işin içine sokmaya çalışır. Okuldaki öğretmenlerin bakış açısının öğrencilere de yansıyacağına inanır. Okulunda yenilikleri denemekten korkmaz. İtaat etmeyi ve emretmeyi değil örnek olmayı iyi liderlik olarak görür. Bunlar en yaygın görülen türleri diye ele aldım. Birkaç versiyonu daha var. Ama daha fazla çeşide gerek duymuyorum.

Şimdi yönetici liderliğinden öğretmen liderliğine geçelim. Sınıfında iyi bir anlatıcı olan öğretmen iyi bir lider olarak görülür. Geleneksel eğitim yöntemlerinden ve en yaygın olanı sunum yoludur. Biz öğretmenlerin en sevdiği de budur. Küçükken anlatmayı çok seven birine öğretmen olması tavsiye edilir. Biz anlatırız, karşımızdakiler sessizce dinler. Gözlerine bakar ışıltı görürüz, aşka geliriz, anlatmaya devam ederiz. Böyle durumlarda kimse bizi durdurmasın daha çok anlatalım deriz. Kim istemez, karşısında kendini sessizce pür dikkat dinleyen bir sınıf varken konuşmayı. Hatta bazıları ders anlatırken konuşmayı çeşitlendirmek, hikayeler anlatmak, espri yapmak, dikkat dağıtmak ya da toplamak amaçlı aralar vermek gibi eylemlerin iyi liderlik olduğunu düşünür ve sınıfta dikkatle dinlenildiğine göre, öğrenciler onun karşısında saygı ile önünü iliklediğine göre, soru sorarken ciddi olduklarına göre kendisi iyi bir liderdir. Öğrenciler onun bakışından, duruşundan, ses tonundan etkilenmiştir. İyi bir konuşmacıdır. Bu etki ile dinleyicilerin anlattığı her şeyi öğrendiğini düşünür. Ders bitiminde bir değerlendirme yaparsa sonucu görür. Çok az öğrenci değerlendirme sorularına istediği yanıtı verecektir. Bu konuda her tür bahse varım.

Başka bir öğretmenin liderlik anlayışına baktığımızda, öğrencilerle aralarına mesafeler koymamak gerektiğini, onların kendisine rahatça sorular sorabilmesini, her tür konuda onlara yol gösterici olabileceğini görürüz. Bu şekilde lider bir öğretmen olduğunu düşünür. Çünkü öğrencilerin soruları ve sorunları ile ilgileniyordur. Onlara yol gösteriyordur. Ders çalışmaları için onları motive ediyordur. Ödevlerini kontrol ediyor, düzenli olmalarını sağlamaya çalışıyordur. Hatta aileleri ile düzenli görüşmeler yapıyor, onların sorunları ile ilgilenmeye çalışıyordur. Öyleyse sadece öğrencilere değil ailelerine de liderlik yapıyordur.

Öğretmenliğin de farklı lider çeşitleri var ama onlara da girmek istemiyorum. Çünkü çeşitlilikten çok “lider öğretmen” denildiğinde ortaya çıkan farklı imgelerin olduğunu anlatmaya çalışıyorum. Günümüzde lider öğretmenlik kavramının nasıl bir imgesi olması gerektiği ile ilgili bir sorgulama yapmak niyetindeyim.

Eğitim sisteminde değişim, öğretmende değişim derken öğretmenin liderliği kavramının içeriğinin de geliştirilmesi gerekir. Yukarıda belirttiğim ve belirtmediğim liderlik özellikleri farklı dönemlerde revaçta olup, değerli bulunmuştur. Ancak günümüz eğitim sistemlerinde ve yeni bakış açıları kazandırmaya çalıştığımız öğretmenlerde bu tür liderliklerin çöpe atılması gerektiğini düşünüyorum.

“Öğrenme” eylemi üzerine kurulu bir eğitim sistemi inşa etmek durumundayız. Bu nedenle öğretmen sınıfta bir moderatör rolünde olmalıdır. Sadece sınıfta değil tabii. Çünkü sınıf haricinde her tür alan ve malzemeyi bir öğrenme etkinliği haline dönüştürebilmelidir. Öğrencilerinin kendilerini keşfetmelerine olanak tanıyacak farklı alanlarda etkinlikler hazırlamalıdır. Bu etkinliklerin bir kısmı bağımsız disiplinlere ait olabilir ama bunu ortak bir potada birleştirerek disiplinler üstü bir çalışmaya dönüştürmelidir. Her öğrencinin yapılan çalışmadan öğreneceği şeyler farklıdır. Onların ne öğrendiklerini kendi gözlemlerken öğrenenin de kendi öğrenmesinin farkına varmasını sağlamalıdır. Onları gözlemlemesinin sonucunda yeni çalışmalarını planlamalıdır. Her öğrencinin kendi bildiklerinin farkına varmasının ve üzerine yeni öğrenmeler yapabilmesinin yolunu açmalıdır. Öğrenme süreci içerisinde planlayıcı rolünü sürdürürken ortamı ve çalışmaları çeşitlendirmeyi unutmamalıdır. Öğrencilerin her tür sorun ve sorusu için çözüm yolu öğretmen olmamalıdır. Kendi sorunu ve sorusu için doğru çözümü bulana kadar deneyimleme yapma şansı verebilecek ve her başarısızlığından bir çıkarımda bulunacak rehberliği yapacak kadar sabırlı olmalıdır. Daha iyisi için elinde var olmayanlardan yakınmak değil var olanları etkin kullanmak onu iyi bir lider yapar. Çocuk önce ailesini sonra öğretmenini örnek alır. Sadece söyledikleri ve yaptırdıkları değil kendi yaptıkları da öğrenme etkinliğidir.

Bu söylediklerim artık günümüzde “lider öğretmen” dediğimizde akla gelecek görüntülerdir. Bunların yanında sabır, tahammül, yılmamak, sürekli denemek, yeni şeyler öğrenmek, yaratıcı olmak, girişimci olmak gibi özelliklere de sahip olan öğretmenler lider öğretmenlerdir. Bu söylediklerim iyi anlatıcı olmakla hiç alakalı değildir. Öğretmenlerin sunum yöntemini artık rafa kaldırması gerekir. Hiç kullanılmayacağını da söylemiyorum. Tabii ki gereksinim duyulduğu anlarda ve kişiye özel mutlaka kullanılması gerekir. Ancak tek yönlü anlatım yerine konu üzerinde karşılıklı ve hatta çok yönlü değerlendirmeler yapılması önerimdir.

Sosyal ortamlarda dolaşan bir matematik sorusu üzerine bir değerlendirme örneği ile tamamlamak isterim. Hepiniz rastlamışsınızdır dikkat, bakış açısı, biraz bilgi, biraz algı ile ilgili sorulardan biri. Üzerine de falan ülkede çocuklara verilen ödev, falan ülkede matematik soruları böyle gibi notların düşülerek paylaşıldığı sorulardan. Herkes paylaşır ve kendi bakış açısı ile değerlendirir.

“Bakın ne kadar zor bir soru, o çocuklar böyle bir eğitimden geçiyor, bunun için çok başarılılar”

“Biz ödev bile veremiyoruz ama onların ilkokul çocuğuna sorduğu soruya bakın”

“Bizler neden böyle sorularla çocukları değerlendirmiyoruz?”

“Bizim çocuklarımız daha zorunu yapıyor”

“Çocuklarımızın yükü ağır ve gereksiz şeyleri değerlendiriyoruz”

Aynı liderlikte olduğu gibi herkes kendi doğrusunu değerlendirir bu doğaldır. Lider öğretmenlik de herkesin kendi doğrusunca değerlendirdiği bir durumdur. Ancak eğitim sistemindeki yenilik ve değişim demişken hedeflediğimiz sonuca uygun liderlik tanımını ortaya koymalı ve herkesin aynı şekilde anlamlandırmasını sağlamalıyız.

Benim önerim ortada: “ÖĞRENME” anlayışı ile yola devam etmek. Lider öğretmenliği de bu anlayış üzerinde yapılandırmak.

İlkay KUMTEPE 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık