Birliğim Gıda Sol Sabit
Sağ Sabit SARI KONAK
  • 25 Mart 2020, Çarşamba 23:42
ZekiSarıhan

Zeki Sarıhan

NEVRUZ’DAN BALO KÜLTÜRÜNE GEÇİŞ

Ortadoğu halkları tarafından binlerce yıl kutlanan ve halen de kutlanmaya devam edilen Nevruz, Kurtuluş Savaşı’nın son yılı olan 1922’de Ankara’da resmî törenle kutlanmıştı.

Tarihi çok eskilere giden ve üç bin yıldan beri kutlanan Nevruz’un İran kökenli olduğu bir gerçek. Kuzey Yarımkürede gündüz ve gece uzunluklarının eşitlendiği bu günün baharın ve yeni yılın başlangıcı olarak kabul edilmesini tam bir isabet saymak gerekir. Çok eski bir uygarlık dili olan Farsça, Türkçe ‘’Yeni Gün’’ anlamındaki Nevruz’u çevresindeki topluluklara da vermiş. Bu halklar şunlar: Afganlılar, Anadolu Türkleri, Arnavutlar, Azeriler, Gürcüler, Karakalpaklılar, Kırgızlar, Kürtler, Tacikler, Türkmenler ve Zazalar. (Vikipedi, Özgür Ansiklopedi). Nevruz için Fars kültürü Demirci Kava’nın halkı zalim Dehak’ın elinden kurtarışı, Türk kültürü ise Ergenekon’dan çıkış efsanelerini yaratarak ona millî birer kurtuluş günü anlamını kazandırmışlar.

Başka bazı toplulukların da yeni yıla giriş günleri var. Örneğin Batılıların yeni yılı 1 Ocak’ta başlıyor. Çinlilerin, Arapların millî takvimleri daha başka.

Birleşmiş Milletler Manevi Kültür Mirası Koruma Kurulu tarafından ‘’Dünya Manevi Kültür Mirası’’ listesine (2009) alınan Nevruz, ertesi yıl Birleşmiş Milletler tarafından ‘’Dünya Nevruz Bayramı’’ olarak kabul edilmiştir.

Kurtuluş Savaşı yıllarında hükümetin yarı resmi yayın organı Hâkimiyeti Milliye’nin 21 Mart 1922 tarihli 461. Sayısında, birinci sayfada şu küçük haber yayımlanmıştır:

“Yarınki Resmi Geçit: Yarın Nevruz münasebetiyle şehrimizde bulunan kıtaat Büyük Millet Meclisi önünde bir resmi geçit icra ettikten sonra şehri dolaşacaktır.”

Bu resmigeçidin ve kutlamanın haberi ise aynı gazetenin 23 Mart 1922 tarihli Perşembe günkü 463. sayısında verilmektedir. Metni aynen veriyorum. Yalnızca eskimiş bazı sözcüklerin bugünkü karşılıklarını ayraç içinde yazıyorum.

“RESMİGEÇİT

BÜTÜN GÖĞÜSLERİ KABARTACAK DERECEDE

MUNTAZAM OLMUŞTUR

Nevruz ananevi ve halkımızın riayet ettiği bir teferrüc (gam dağıtma, gezinti) ve sürur (sevinç) günüdür. O kadim anane ve âdete teban (uyarak) dün askerlerimiz daha sabahtan şehir içinde harekete başlamışlardı.

Badezzeval (Öğleden sonra) saat birde Meclis önündeki meydanlığa Darülmuallimîn (Erkek Öğretmen Okulu) binası yanlarına, Taşhan önüne, Millet Bahçesi’ne kadın erkek birçok halk toplanmaya başlamışlardı.

Saat üçte Meclis’te bütün mebusan ve vekiller toplanmış olduğu gibi hariçte de binlerce halk içtima etmişti. Uzaktan Karaoğlan Çarşısı cihetinden mızıkası işitilmeye başlanınca kahraman askerlerimizi görmek için halktaki heyecan arttı.

Meclis kapısının önünde bir polis müfrezesi iki tarafı ahzı mevki etmişti (tutmuştu)

Meclis azası Meclis bahçesinde ve balkonlarda bulunuyorlardı.

Bando gelerek karşıda durdu ve resmigeçide karşı terennüme devam ediyordu.

Sırasıyla atideki (aşağıdaki) kıtalar gayet muntazam elbise, teçhizat ve kahramanlara yakışan vaz (duruş) ve intizam ile Meclis’in ve halkın alkışları arasında geçti.

Esbsüvar (atlı) zabitan ve bir süvari kıtası.

Gök sancakla bir piyade kıtası.

Al sancakla bir piyade kıtası.

Sarı sancakla yine bir piyade kıtası.

Al yeşil sancakla yine bir piyade kıtası.

Sıhhiye kıtası levazımatı sıhhiye ile.

Yeşil sancakla makineli tüfek kıtası.

Milli elbise ile pek mükemmel ve mücehhez Giresun maiyet gönüllü bölükleri.

Merkez Taburu ve diğer piyade kıtası.

Mükemmel itfaiye kıyafeti ve levazımıyla itfaiye bölüğü

Resmigeçitten evvel kıtaatı askeriye kışlalarından hareketle Müdafaai Milliye Vekâleti’nde saat bir buçukta içtima etmişler ve Müdafaai Milliye Vekili Kâzım Paşa huzurunda resmigeçit yapmışlardır.[1]

Askerlerimiz saat iki buçukta Müdafaai Milliye’den hareketle Koyun Pazarı’nı takiben Karaoğlan Çarşısı’ndan Meclis önüne gelmişler ve İstasyon’a giden caddeden hareketle kışlalarına dağılmışlardır.”

(İkdam’daki haberin başlığı “Türklerin Kurtuluş Günü Ergenekon’un Ankara’da kutlanışı” ,Yenigün’ün 22 Mart tarihli sayısında Kütahya Mebusu Besim Atalay’ın “9-22 Mart: Ergenekon Türklerin Kurtuluş Günü” başlıklı bir yazısı da vardır, Yakup Kadri’nin İkdam’daki yazısının başlığı da Nevruz’dur.)

Kurtuluş Savaşı Ankara’sı geleneksel olarak kutlanan baharın gelişini hem Nevruz, hem Ergenekon Kurtuluş Günü olarak kabul etmektedir.

Hükümet askeri geçitlerle kutlayarak bu güne resmî bir mahiyet vermiştir. Böylece gelenekle resmiyeti birleştirmiştir.

Nevruz’un renkleri olan yeşil, kırmızı ve sarı, askeri birliklerin sancaklarında yer almıştır.

Nevruz 21 Mart değil, 22 Mart günü olarak kabul edilmektedir.

[1] Törende Mustafa Kemal Paşa’nın bulunmayış nedeni o sırada Akşehir’de olmasındandır.

NEVRUZDAN BALO KÜLTÜRÜNE…

Bu kez, içimden 1922’den sonraki yıllarda da Nevruz’un resmi olarak kutlanılıp kutlanılmadığını araştırmak geldi. Birkaç gazetenin arşivine baktım. Bir bilgiye ulaşamadım. Cumhuriyet gazetesinin 22 Mart 1925 tarihli sayısında İstanbul’daki İran Elçiliğinde dünkü Nevruz Bayramı nedeniyle yapılan bir törenden söz edilerek Nevruz’un İran’ın resmi bayramı olduğuna vurgu yapılıyor.

Aynı gazetenin 17 Mart 1926 tarihli sayısında ‘’Yeni Balolar’’ başlıklı haberde İstanbul’daki yabancı ve gayrimüslim okulların Türk Muallimleri Cemiyetinin Perapalas’ta görkemli bir balo vermeye hazırlandığı, bunun için büyük gayret gösterdiği, balonun büyük rağbet göreceğinin beklendiği yazılmıştır. Aynı sütunda şu haber de yer alıyor:

‘’Galatasaray Terbiyei Bedeniye Kulübü de 8 Nisan’da Tokatlıyan salonlarında bir balo vermeye hazırlanmaktadır. Geçenlerde verilen balo, Galatasaray’ın Denizcilik Şubesi tarafından verilmiştir. Bu balo ise Kulübün Genel Merkezi tarafından verilecektir. Güzide bir tertip heyeti tarafından hazırlanan balonun Denizcilik balosuna çok üstün olması için her şey yapılmaktadır.’’

Aynı gazetenin Nevruz haberi var mı diye baktığımız 21 Mart 1926 tarihli sayısında ‘’Anadolu’da Dans Merakı’’ başlıklı bir haberle karşılaşıyoruz: Konya’da yayımlanan Babalık gazetesinden aktarıldığına göre Konya Muallimler Birliğinde bir dans salonu açılmıştır.

Kurtuluş Savaşı’nda Türkiye, kendisini devrimci Doğu’nun Batı’ya karşı bir koçbaşı sayıyordu. Nevruz’un resmi olarak kutlanması bunun ifadesidir. Savaştan sonra bunun yerini Yakup Kadri’nin Ankara romanında anlattığı gibi alafranga olma çabası almıştır. Halk değilse de devlet Nevruz’a yabancılaşmıştır.

Independent Türkçe 21 Mart 2020


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık