• 24 Kasım 2019, Pazar 22:38
ZekiSarıhan

Zeki Sarıhan

ÖĞRETMEN SİZİ ÇOK SEVİYOR

Öğretmen sizi kendi çocukları gibi seviyor. Nasıl sevmesin ki, ana babanızın kucağından alındınız, minik ellerinizden tutularak okula getirildiniz ve ona teslim edildiniz.  Adına “sınıf” denilen odalardaki sıralara boy sırasına göre ikişer üçer yerleştirildiniz.
O her sabah, yeni, güzel bir güne başlamanın heyecanıyla evinden çıkıyor. Hava soğuk, yağmurlu, sisli olsa da onun içini ısıtan bir sınıf dolusu güneşleri var. Sizin gülünce güller açan yüzünüz onun yaşama ve başarma azmini kamçılıyor. Eğitim ortamı, ülkedeki sorunlar ne kadar ağır olursa olsun, yaşadığı sorunları, çektiği sıkıntıları size yansıtmıyor. 
Görevinin ne kadar önemli, hatta kutsal olduğunu biliyor. Sizi geleceğe hazırlamanın verdiği heyecan bir an olsun sönmüyor.
O, sizde geleceğin toplumunu görüyor. Kimsenin hakkını yedirmeyen, kendisi de kimsenin hakkını yemeyen, yalan söylemeyen, emeği en yüce değer bilen, eşitlikçi bir toplumun yalnız bireyleri değil, öncüsü olmanızı da istiyor.
Okul bahçelerinde el ele tutuşarak oynadığınız oyunlar gibi, bütün ülkede ve yedi iklim dört bucaktaki bütün çocuklarla kardeşçe halaya durmanızı hayal ediyor.
Ömür boyu öğrenmeye tutkun, bildiklerini başkalarına da öğreten mücadeleci birer aydın olmalarınızı bekliyor.
Size sınıfta söz hakkı veriyor. Sizin düşündüğünü açıkça söyleyen dürüst ve korkusuz birer insan olmanız için şimdiden uygulamalara girişiyor. Sizi yazmaya ve ürünlerinizi sınıf duvar gazetesinde paylaşmaya özendiriyor. Kuşlar gibi şakıyan dilleriniz, yıllar ilerledikçe anadilinizi de kusursuz ve özenle konuşup yazmasını, başka dilleri konuşup yazan insanları da kardeş bilmenizi öğütlüyor.
Yazılı yoklamalarınızı gün geçirmeden titizlikle okuyup hataları işaretlenmiş kâğıtlarını sınıfta dağıtıyor.  İtirazlarınızı almaktan memnun oluyor. Bilmeden yaptığı haksızlık varsa bunları düzeltmekten yüksünmüyor. Hatta sizler tarafından kendisinin eleştirilmesini istiyor. Sizin de sınıfın karşısına çıkıp özeleştiri yapmanızı özendiriyor. Bir insanın ancak başkalarının eleştirilerini dikkate alarak olgunlaşacağını söylüyor.
Öğretmen sizi çok seviyor. Çünkü sizin geleceğinizde kendisini görmek istiyor. Bunun gerçekleşmesi için çok emek gerektiğini biliyor. Her birinizi yakından tanımak istiyor. Sizi ev ortamlarında görmek için tatil günlerinde ziyaretlerde bulunuyor. Ne yiyip içiyorsunuz, nasıl barınıyorsunuz? Nasıl bir ortamda büyüyorsunuz? Nelere yetenekleriniz var öğrenmeye çabalıyor.
Öğretmen sizi çok seviyor. Hayatta bilimi kılavuz edinmenizi bunun için istiyor. Emek verilmeden kazanılmış olan servetin haram olduğunu,  makamların geçici olduğunu, asıl olanın insanların gönlünde yer etmek olduğunu telkin ediyor.
Siz bu çabaların sizin için olduğunu seziyor ve anlıyorsunuz. Bu nedenle onun dersini iple çekiyor, ders hiç bitmesin istiyorsunuz. Akşam eve ulaştığınızda anne babanıza anlatacağınız güzel hikâyeler biriktiriyorsunuz.
O sizden koparıldığı zaman bu haksızlığa isyan ediyorsunuz. Veda saatinde sınıfça yaptığınız protesto okulun koridorlarına taşıyor. Onun tek üzüntüsü de sizlerden ayrılmış olması.
Öğretmen Günü ve yılbaşlarında öğretmeninize pahalı armağanlar almayın. Ona vereceğiniz en güzel armağan, geleceğin Türkiye’sini kurmaya aday birer aydın olarak yetişme çabanızdır.
Gelecekte saçlarına ak düştüğü zaman sizinle karşılaştığında sizden kendisinde bir parça gördüğünde başı göklere değecektir. 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık