• 01 April 2024, Monday 17:35
ZekiSarıhan

Zeki Sarıhan

TÜRKİYE KIRMIZIYA BOYANIRKEN

31 Mart 2024 yerel seçimlerinin daha ilk sonuçları yayımlanmaya başlandığında ülkemizin kırmızıya boyanmakta olduğu anlaşıldı ve bu durum Türkiye’nin devrimcileri, demokratları, hatta liberalleri tarafından büyük bir sevinçle karşılandı.

Her seçim sonucunda kalemine güvenenler tarafından yorumlar yayımlanması doğaldır. Halkımızın geleceği ile ilgili kaygıları, tasarıları bulunan herkes gibi ben de bunu yapıyorum. Şimdi, çiçekli 1 Nisan sabahında bunları özetlemenin bir sorumluluk olduğu kanısındayım.

  1. 1977’den beri girdiği bütün seçimlerde birinci olamayan ve bu durum varına yoğuna başına kakılan CHP, bu seçimlerden birinci parti olarak çıktı. Bu CHP’ye olduğu kadar, çeşitli renkler taşıyan devrimci ve demokratlara büyük bir moral üstünlük kazandırdı.
  2. 31 Mart seçimleri, Türkiye’nin siyasi kaderinin değişmeyeceği ön yargısını yıktı. Türkiye’nin önüne güçlü bir seçenek koydu.
  3. Gelecekten umudunu kesmiş bazı tuzu kuruların güya “CHP’ye bir ders vermek için” sandık başına gitmemelerinin ne kadar yanlış olduğunu kanıtladı. Halk onları utandırdı.
  4. 2019’da tekrarlanan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimleri, sonun başlangıcı olduğunu gösteriyordu. Daha 6 Haziran 2014’te “AKP’nin Yükselişi ve Düşüşü” başlıklı yazımda bu gerilemeyi belirtmiştim. Ancak hop demekle ağaca çıkılmıyor. “Vakt erişmeyince” niyetler gerçekleşmiyor.
  5. AKP ve MHP ortaklığının geri dönülmez biçimde güç kaybetmesinin başta gelen nedeninin hayat pahalılığı, işsizlik olduğu kadar, partizanlık, adaletsizlik, kibir, ve gericileşme olduğunu hesaba katmak gerekir.
  6. İktidarın ülkeyi şeriatçı bir Ortadoğu ülkesi yapmak için tarikatçıları iktidarına ortak etmesi, eğitim sistemini bilimsellikten uzaklaştırması, hazineyi şeriatçı bazı kuruluşların hizmetine vermek için uyguladığı politikalar, bu seçim sonuçlarından anlaşıldığı üzere ters tepmiştir. Laikliğin güvencesinin devlet değil, halk olduğu yolundaki saptamalarımız doğrulanmıştır.
  7. CHP, Kılıçdaroğlu’nun başlattığı ve Özgür Özel yönetiminde ilerletilen bir kabuk değişimine uğramaktadır. O artık, Tek Parti döneminin, yani, halkla ilişkisi zayıf bir bürokrat burjuva partisi olmaktan çıkma yolundadır.  31 Mart seçim zaferi nedeniyle Genel Başkan Özgür Özel’in ifade ettiği gibi CHP artık diktatörlüğe son vermek isteyen “demokratların” partisidir.
  8. Son Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kurulan “Millet İttifakı” tepede dağılmış olmakla birlikte halk arasında muhalefetin güçlerini birleştirmesi gerektiği gibi bir anlayışın güçlenmesine neden olmuştur. Nitekim, İttifakı dağıtan liderler hemen hiçbir varlık gösteremedikleri hâlde, Özgür Özel’in “Türkiye İttifakı” dediği kümelenme ana muhalefet partisinde gerçekleşmiştir.
  9. Sosyalist sol, eskiden olduğu gibi hâlâ parçalanmış durumdadır. Bu seçimlerde küçük bazı mevzilerde görünmelerine karşılık dişe dokunur bir varlık gösterememiştir. Dünyanın gericilik dönemi yaşadığı bu koşullarda bunda yadırganacak bir yan da yoktur. Ancak “komünist”ler birer öcü sayılmaktan çıkmışlar, seçim pusulalarında yerlerini almaya başlamışlardır.
  10. AKP iktidarının Kürt devrimci ve demokratlarını “terörist” ilan ederek düşmanlaştırmasını, bunların ülkeyi böleceklerini ileri sürerek halkı kendi çevresinde toplama politikasının da artık kullanım süresinin bittiği görülmektedir. Partileri hakkında kapatma davası açıldığı, kazandıkları belediyeler “kayyım”la ellerinden alındığı, belli başlı siyasetçilerinin hapishanelerde rehin tutulduğu bu siyaset, kaya gibi yerinde durduğunu göstermiştir. Bu parti seçmenlerinin, parti yönetiminin de telkiniyle olsa gerek, kendi adaylarının seçime girdiği İstanbul, İzmir gibi yerlerde AKP karşısında baraj olacak CHP’ye oy vermeleri de akıllı bir siyasetin ürünüdür.
  11. Bu seçim sonuçlarının iktidar bloğunda yaratacağı etki de önemsiz değildir. AKP’nin burnu kırılmıştır. Bundan sonra halkın içine destursuz bağa girer gibi giremeyecektir. Ordu, bürokrasi, adliye, eğitim, kendi taraftarlarını iyice palazlandırdığı iş dünyasının büyük bölümünü elinde tutuyorsa da halkın çoğunluğu artık onun elinde değildir. Devlet ile halk arttık aynı çizgide bulunmuyor. Türkiye ikili bir iktidar dönemine girmiştir. Önümüzdeki süreçte, Devletin (AKP ve MHP’nin) halkı kazanacağı beklenemez. Aksine demokrasi güçleri devleti kazanacaklarıdır.
  12. Utanması gerekenler: Hangi partiden olursa olsun, bu seçime girip de kaybedenlerin hiçbiri utanılacak bir şey yapmamıştır. Bu demokratik bir yarışın gereğidir. Ancak utanması gereken kişiler de vardır. Devletin tarafsız olması gereken televizyonunu iktidar partisinin borazanı haline getirenler bundan utanç duymalıdırlar. Eski seçim yasalarında gayet mantıklı olarak seçimle ilgili üç bakanın adalet, ulaştırma ve içişleri bakanları seçimden bir süre önce istifa edip yerlerine partisiz bakanlar getiriliyordu. Bu uygulamayı kaldırdılar, fakat gene de bu bakanların, AKP adayına oy istemek için yollara düşüp “kapı kapı” gezmeleri hiç yakışık almadı. Bu üç bakan, kendilerine biraz güven varsa da bunu kaybetmişlerdir. Pişman olmaları beklenir.
  13. Seçimlerde oyların gizli verilmesi çok isabetli bir uygulama olmakla birlikte isteyenlerin gerek seçimden önce, gerek seçimden sonra oylarını açıklamaları da bir haktır. Bunun gereği olarak ben de epey bir süredir oy verdiğim kişi ve partileri açıklıyorum. Bu seçimde oturduğum Ankara-Çankaya’ya bağlı Koru Mahallesinde yeniden aday olan CHP’li Türkân Yezer’e oy verdim. Kendisinden başka aday da yoktu. Çankaya’da ve Ankara Büyükşehir’de CHP’nin adaylarına oy verdim. Oy verdiğim herkes açık farkla kazandı!
  14. Seçimlerde bir kulağım Beyceli köyündedir. Çok ilginçtir ki, burada da CHP’li bir aday olan Şehzat Sarıhan kazanmış. Dikkat çeken husus, onun CHP’li olmasından çok Sarıhan sülalesine mensup olmasıdır. Bu seçimde adaylığını koyanlardan muhtemelen başka CHP’liler de var. Sarıhanlar, tek parti döneminde köyün hâkimi iddiler ve muhtarlar da hep onlardan olurdu. İlk kez 1973’te bu durum değişti. Arada bu aileden olan İsmet Sarıhan muhtarlık yaptı. Şimdi muhtarlığın yeniden Sarıhan soyadını taşıyan birinin eline geçmesi, Türkiye’deki 31 Mart seçim sonuçlarına ve CHP’nin birinci parti olmasına benziyor. Diyeceğim, CHP hakkında Tek Parti’den kalan olumsuz izlenimin genç kuşaklarda silinmeye başladığını gösteriyor. Nitekim Beyceli’de AK Parti Ordu adayı seçilmiş olmakla birlikte CHP’nin oyları da artmış. Geçenlerde yayımladığım bir yazıda CHP’nin olmayıp birinci parti olamayışını onun Tek Parti döneminden kalan olumsuz hatırasına bağlayıp “Özgür Özel, Erdoğan’ı Yenebilir mi?” diye sormuştum. 31 Mart Yerel Seçimleri, Özgür Özel’in şahsında demokratik muhalefetin Erdoğan’ı yendiğinin kanıtıdır. (1 Nisan 2024)

 

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Site en altı
yukarı çık