• 25 Kasım 2021, Perşembe 11:05
ZekiSarıhan

Zeki Sarıhan

HELALLEŞME DEĞİL, ÖZELEŞTİRİ

Günlük hayatta bazen işlediğimiz hatalardan ötürü özür dilediğimiz olsa da eleştiri-özeleştiri yapmamız oldukça zordur. Bunu ancak hatalardan ders çıkarıp geleceğe yürümeyi planlamış kişiler ve devrimci kuruluşlar yapar.

Eleştiriye tabi tutulacak kişi ortaya alınır. Herkes onun hatalarını kırıp dökmeden ortaya koyar. Bu dostlar arasında başvurulan bir usuldür. Eleştiriye tabi tutulan kişi konuşanları olgunlukla dinler. Sonra kendini eleştirir. Yani özeleştirisini yapar. Yoldaşlarının eleştirilerinde haklı gördüğü hususlar kadar yanlış anlaşılmış veya hatalı gördüğü yanları da belirtir.

Hatalardan arınmanın en etkili yolu budur.

Eleştiri ve özeleştiri yapmaya insanlar daha küçük yaşlarda alıştırılsa iyi olur. Çünkü kurumuş ağaçları daha sonra eğmek mümkün değildir. Kırılırlar!

Ben Mamak’ta birlikte kaldığımız arkadaşlardan öğrendiğim bu yöntemi sınıflarımda uyguladım. Bunun korkulacak, küçük düşürecek bir şey olmadığını anlatmak için de önce kendi hakkımda eleştirilerini aldım. Öğrencilerin görüşlerini sükûnetle dinledim. Haklı oldukları hatalarımı kabul ettim. Her dönemde bütün sınıftan dersin işlenişi, hal ve hareketlerim hakkında yazılı olarak da eleştirilerini aldım. “Öğretmeni Eleştirin” adlı kitabım bunun tanığıdır. Bunun bana daha iyi bir öğretmenlik yapmamda çok faydalı olduğunu söyleyebilirim.

Özeleştiriye sınıfın bu konuda en cesur olanlarından başladık. Gönüllü olarak karatahtanın önünde yerlerini aldılar. Arkadaşlarının eleştirisini dinlediler ve hiç de kendilerini aşağılanmış hissetmediler.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Helalleşme” kavramını ortaya attığının ertesi günü galiba bu konuda ilk yazıyı ben yazıp paylaştım (14 Kasım). Daha bunun içeriğini ve hangi konularda helalleşilmesi gerektiğini açıklamamıştı.

Ben zannettim ki, CHP’nin Sayın Genel Başkanı, partisinin 98 yıllık iktidarı süresince yanlış gördüğü uygulamaları anlatacak ve partisinin bu hatalardan arındığını göstererek halkın sevgi ve güvenini, dolayısıyla oylarını kazanacak.

Sonra anlaşıldı ki, Kılıçdaroğlu’nun “Helalleşme” projesi biraz karışıktır. O partisinin değil, devletin halka karşı işlediği hataları mı diyelim, suçları mı diyelim sayıp dökerek devletle halkı barıştırmak istiyor.

Oysa 1940’larda uygulanan Varlık vergisi dışında saydığı sorunların hiç biri CHP iktidarları döneminde yaşanmış değildir. Bir de başörtüsü sorunu vardır ki Kılıçdaroğlu bu konuda özeleştirisini söyleye söyleye dilinde tüy bitti.

İktidar partisinin sözcüleri “Bay Kemal”in bu girişiminden son derece rahatsız olmuşlardır. Bir muhalefet partisi nasıl olur da devletin işlediği suçlardan ötürü özür diler? Bunu yapsa yapsa devletin başındakiler yapar, doğru olan da budur. İktidar ise şimdiye kadar Fetullah’ın darbe niyetlerinden zamanında haberdar olmadığı özründen başka bir özür dilememiştir. Ne 19 yıllık iktidarında ne de herhangi bir leke sürmek istemediği sağ partilerin iktidarı dönemlerindeki suç ve kabahatleri ağzına bile almazken, CHP’nin tek başına veya ortaklık yaptığı hükümetlerin yaptıklarını her gün hakaret sözleriyle dile getiriyor.

İktidar çevrelerinin Kılıçdaroğlu’nun bu helalleşme projesinden bu kadar korkmasının nedeni, CHP özeleştiri yaparsa siyasette psikolojik olarak onun öne geçeceğinden ve toplumun benzer bir özeleştiriyi AKP’den de isteyecek olmasından mıdır?

Öte yandan, Kılıçdaroğlu’nun partisini destekleyen yazar-çizerlerin de CHP’nin böyle bir özeleştiri yapmasından yana olmadıkları görülüyor. Onlara göre CHP hiç hata işlememiştir! Hata yapan biri varsa Kılıçdaroğlu’nun kendisidir! Eğer CHP’nin Tek Parti Dönemindeki hataları sayılırsa bu çevreler sudan çıkmış balığa dönecekler, dayandıkları bütün duvarları yıkılmış sayacaklardır.

Halkın çeşitli kesimlerden özür dilenecekse bunun adı “Helalleşme” değil, özeleştiri veya geçmişle hesaplaşmadır. Çünkü devlete hakkını helal etmeyecek pek çok kişi ve çevre vardır. Özür dilemede, muhatabının bunu kabul etme zorunluluğu yoktur. Özür dileme devletin artık bu hataları (suçları) işlemeyeceği anlamına gelir.

Geçmişiyle hesaplaşma, özür dileme, eleştiri-özeleştiri, kişi ve kurumları hatalarından arındırır. Bu, büyük bir siyasettir. Büyüklüğün işaretidir.

Türk devletinin ve siyasetçilerinin ise büyümeye niyetleri olmadığı anlaşılıyor.    

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık