• 14 Ocak 2019, Pazartesi 23:07
YılmazKaya Aylanç

Yılmaz Kaya Aylanç

‘2019 Atatürk Yılı’!

2019 yılının henüz ilk ayındayız. Aşağıda okuyacağınız yazının konusunu gerçekleştirmek için henüz çok geç değil. Bu konu pek çok yazar, kurum, kuruluş ve kişilerce defalarca yazılıp gündeme getirildiği halde şu ana kadar iktidarın bu konuda harekete geçmemiş olmasını üzüntü ile karşılıyor ve bir kez de yerel bir gazetede bir köşede yazılarıyla düşüncelerini paylaşan bir yurttaşınız olarak, sesimizin duyulmasına katkı olarak, ben de yazıyorum.

Yazıma başlamadan önce bu konuyu gündeme getiren tüm kişi ve kuruluşlara, göstermiş oldukları hassasiyet için teşekkürü bir borç bilirim.

Talebimiz, ülkemizin kurucusu olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün milli mücadeleyi başlattığı yıl olan 1919’un 100. yıldönümü olarak 2019’u ‘ATATÜRK Yılı’ olarak yaşamak isteğimiz. Bunu fazlası ile hak eden bir lider, kurucu, emperyalizme karşı ilk kurtuluş mücadelesini vermiş ve kazanmış bir komutan, devlet adamı, çağdaşlık yolunda devrimleri tüm dünyada örnek gösterilen ve bizlere bir vatan, bir kimlik, insan, vatandaş ve yurttaş olma onurunu yaşatan eşsiz insan için ne yapsak eksik kalacaktır.

Bu talebi dillerinden düşürmeyen yurttaşlar olarak, kendi liderimize ve kurucumuza yapacağımız bu anma etkinliğini kurduğu devletin iktidarının geçen sene programlaması ve yıl başladığında çeşitli etkinliklerle ülkeye ATA’sını anlatmasını, yaşatmasını isterdik.

Şimdi sizlere yabancıların ilk ve sadece bir defa yaptıkları bir olayı burada özetleyerek bizim liderimiz için ne yaptıklarını anlatmaya çalışacağım.

UNESCO’nun (Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu) 1978 yılında Paris’te Kültür kolunun genel kurulu sırasında 11 ülkenin imzası ile bir önerge verilir.

Öneri “1981 yılının, tüm dünyada ATATÜRK Yılı olması”dır.

Ve önerinin metni şöyle devam ediyor. “1981 yılı ATATÜRK’ün doğumunun 100. yıldönümüdür. Atatürk elbette 20. Yüzyılın en büyük devlet adamlarından biridir. Türkler bu özel insan için mutlaka çok özel hazırlanıyorlardır. Ancak ATATÜRK’ü anmak sadece Türklere bırakılmamalıdır. Çünkü ATATÜRK tüm insanlığın ortak paydasıdır. UNESCO şu an genel kurulunu yapmaktadır. Bu kurulda bir karar alarak üye devletlere iletilmelidir. Önümüzdeki üç yıl hazırlanılmalı ve 1981 yılı geldiğinde ATATÜRK Yılı olarak anılmalıdır.”

Önergeye İsveç delegesinden itiraz gelir. “ATATÜRK’ün büyüklüğünü elbette biliyorum: Türkler için, insanlık için ve çağdaşlaşma için ne anlama geldiğini biliyorum. Ancak kaygım var! Dünyada iki yüz devlet ve bu devletlerin yarısı Cumhuriyet. Bunların da kurucuları var. Şimdiye kadar hiçbiri için düşünmediğimiz bir şeyi sadece ATATÜRK ve Türkler için düşünürsek ileride başımıza iş çıkarır mıyız diye endişe ediyorum” der.

Bunun üzerine Sovyetler Birliği delegesi söz alır. 152 ülke delegesine şöyle seslenir “Genç delege arkadaşım hatırlatmak isterim ki ATATÜRK öyle dünyadaki herhangi bir lider değildir, bırakın O’nu bir yıl anmayı her ülke her problemimizde çare olarak aramalıyız.”

İsveç delegesi imza günü mikrofona gelir ve şöyle seslenir delegelere, “Ben ATATÜRK’ü inceledim, bütün ülkelerden özür diliyor ve ilk imzayı ben atıyorum” der.

Yapılan oylama ile “1981 yılının ATATÜRK Yılı olarak kabulü”ne oy birliği ile karar verilir. 27 Kasım 1978 tarihinde UNESCO’da alınan bu karar doğrultusunda ATATÜRK’ün doğumunun 100. Yılı bütün dünyada “1981 ATATÜRK YILI” olarak kutlanmıştır.

Bu uygulama, dünyada ilk ve tektir.  Dünyadaki hiçbir lider için bugüne kadar düşünülmemiştir. Bunun en büyük nedeni, bir başka devlet adamı bulamadıkları için değil, bir başka ATATÜRK bulamadıkları içindir.

UNESCO, etkinliğe ilişkin olarak tüm devletlere gönderdiği ATATÜRK tanımlamasında şu ifadelere yer vermiştir:

“ATATÜRK; Uluslararası anlayış, işbirliği ve barış yolunda çaba göstermiş üstün bir kişi, olağanüstü reformlar gerçekleştirmiş bir devrimci, sömürgecilik ve emperyalizme karşı savaşan ilk lider, insan haklarına saygılı, dünya barışının öncüsü, bütün hayatı boyunca insanlar arasında renk, dil, din ve ırk ayrımı gözetmeyen eşsiz bir devlet adamı, Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurucusu.” (K: Prof. İ. G. Kalıpçı)

Kendi ülkesinde çeşitli saldırılara, açık kapalı eleştirilere, dudak bükmelere, “keşke galip gelmeseydi” demelere kadar hak etmediklerini yaşamak zorunda kalan kurucumuz, dünya için önünde saygıyla eğilinen bir lider, devlet adamı ve komutan. Ve daha önemlisi devrimci.

İşte bu sene bu değerli insanın liderliğinde başlatılan ülkemizin kurtuluş mücadelesinin 100. yılı. En büyük kutlamayı hak etmiyor mu?

Çocuklarımızla, yakınlarımızla kutladığımız özel günleri düşündükçe, bu ‘çok özel yıldönümü’ için neler yapsak az. Ama devlet yapmasa da biz halk olarak bu sene O’na layık bir armağan olarak 2019 yılını ‘ATATÜRK Yılı’ ilan etmeliyiz. Bu anlamda evde, işyerinde, sendikalarda, partilerde, sivil toplum kuruluşlarında tüm yurtta ve tüm yıl çeşitli etkinlikler düzenlemeliyiz.

Bu yılın ATATÜRK Yılı olması gerektiğini söyleyen çok değerli yazarlar oldu, yazılarında yazdılar. Bunlardan biri Sözcü yazarı Sayın Sinan Meydan, diğeri Aydınlık yazarı Sayın Semih Koray. Yine pek çok belediye ve sivil toplum kuruluşu: ADD ve İzmir Karşıyaka, Edirne Lüleburgaz belediyeleri gibi. Ve burada yazamadığım pek çok kişi, bu yılın O’nun yılı olduğunu daha şimdiden ilan etmişler.

Bazen bazı şeyleri halk yapar, karşılık beklemeden gönülden. Bu da böyle bir şey işte.

Nasıl her milli bayrama artık daha çok halk katılımı oluyorsa, her 10 Kasım’da Anıtkabir’i daha fazla yurttaş ziyaret etmekteyse, bu sevgi her geçen gün çığ gibi büyümekte.

Tüm bu değerli yazarlara, kurumlara, kuruluşlara katkı olarak biz de bu yılın ‘2019 ATATÜRK YILI’ olmasını talep ediyor ve O’na şöyle sesleniyoruz:

Ne seni ne senin eserlerini unutmadık, unutmayacağız. Artık seni evlerimizde çocuklarımıza öğretiyoruz.

Büyük Devrimci, dünya durdukça sevginle kalplerimizde yaşamaya devam edeceksin ...

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık