• 02 Ağustos 2021, Pazartesi 12:08
YılmazKaya Aylanç

Yılmaz Kaya Aylanç

Tercihler …

Hayatın her noktasında yaptığımız önemli işlerden biri de tercihlerimiz! Bu tercihler ise bizim gittiğimiz, en azından gitmek istediğimiz yere ulaşmak için yaptıklarımız. Tabii sonunda geldiğimiz yer, olduğumuz insan…

Sonunda geldiğiniz nokta, sizin isteyerek ve varmak istediğiniz hedef ise, gelmek için yaptığınız tercihlerin bir sonucu olmuş olmuyor mu? Bunca tercihi yaparak geldiğiniz yer için “ben buraya gelmek istememiştim” demeniz ne kadar gerçek olabilir.

Türkiye uzunca bir süredir tek bir parti ve bir süredir de tek bir kişi tarafından yönetilmektedir.

Bu, tercih edilerek gelinen bir noktadır. Bu tercihin gerçekleşmesinde ise oy tercihlerini bu yönde kullanan seçmenin rolü büyüktür.

Sonuçta seçmen tercihi ile seçilen iktidar,  ülkeyi yönetmek ve getirmek istedikleri yer için kullandığı tercihler, gelinen yerin gerçekleşmesini sağlamıştır. Bu noktada iktidar diyebilir mi “ben bu noktaya gelmek istememiştim”? Oysa tüm tercihlerini bu yönde yapmış ve yapmaktadır. Gelinen noktada bir zarar ve yanlışlık var ise “benim bir kusurum ve kastım  yoktur” diyebilir mi?

Seçmen bir gün bu yöndeki tercihini değiştirdiğinde ve yeni tercihi ile oluşacak yeni iktidar, tüm bu yaşanmışların sonucu ülkenin, halkın ve devletin uğradığı zararların hesabını sormayacak mı?

Ya da soruyu şöyle değiştirerek de sorabiliriz: Uğranılan zararların sorumluluğu kimin/kimlerin olacak? Bu zararlar nasıl telafi edilecek?

Hepimiz her gün pek çok tercihte bulunuyoruz. Bu tercihlerimiz sonucu okullarda okuduk, bir meslek sahibi olduk, bir işte çalıştık, bir aile kurduk. Düşündüğümüzde hepsinin geldiği nokta, oraya kadar yaptığımız tercihlerdi.

Şimdi hep birlikte ülkemizi yöneten iktidarın bazı yapıp ettiklerine bakalım.

Tercihiniz doğadan yana değilse, Kazdağları’nı da, İkizdere’yi de ezer geçer yok edersiniz. Taş ocaklarının, ormanların böğründe olur olmaz her yerde faaliyetlerine izin verirsiniz. Hazine var diye binlerce yıllık dünya mirası gölleri kurutursunuz. Birçok faaliyetin ÇED raporu istemeden yapılmasına izin verirsiniz. 

Tercihiniz bilimden yana değilse, okullarda sosyoloji ve felsefe gibi dersleri kaldırır, matematik ve fen gibi dersleri azaltır, din derslerini çoğaltırsınız. Evrim teorisini önemsizleştirirsiniz. Okulların öğretmene ihtiyacı varken bütçe gibi mazeretlerle atamaları yapmazsınız. Köy okullarını kapatarak köy çocuklarının ve köy halkının geleceğine set çekersiniz.

Tercihiniz laik devletten yana değilse, diyanet işleri başkanlığını büyütür, bütçesini artırır, imam sayısını çoğaltır ve her konuda fetva vermesine zemin hazırlarsınız. Haftalık basın açıklamalarını da Cuma namazı sonrasında cami çıkışında yaparsınız.

Tercihiniz bağımsız ve sorgulayan çağdaş bireyler değilse, onların ekonomik olarak kendilerine yeterli olmalarına fırsat vermez, ihtiyaçlarını siz karşılayarak onların size bağımlı olmalarını sağlarsınız. Sonra da halka ne kadar yardım yapıyorum diyerek, sanki halka iyilik ettiğinizi anlatırsınız.

Tercihiniz bağımsız ve kendine yeterli bir devlet değilse, tarımda kendi tohumunuzu kullanmayı yasaklar, tarım ürünlerini ithal ederek ihtiyacı karşılamaya çalışırsınız. Köylüye finansal destek verecek mekanizmaları başka işlere destek vermek için kullanır, köylünün tarım yapamaz hale gelmesine yo açarsınız. Daha az ekim, daha yüksek girdi fiyatıyla hem tarımı bitirir hem halka daha pahalı gıda sunarsınız.

Tercihiniz halkın refahı ve mutluluğu değilse, tüm kaynakları yandaşa kaydırarak kimine beş on maaş birden verir zenginleştirirsiniz, kimi müteahhitlere ise devletin tüm büyük yatırımlarını ihale ederek onların anormal zengin olmalarını sağlarsınız.

Tercihiniz, yarattığınız ekonomik sıkıntının altında ezilenleri desteklemek değilse, herkese tasarruf edin, porsiyonlarınızı küçültün der, yazlık saraya altı yüz elli milyon harcayıp “saraydan ve itibardan tasarruf olmaz” deyip harcamaya devam edersiniz.

Tercihiniz hak, hukuk, adalet ve bağımsız yargı değilse, yargıya hükmetmek ve yargının kendi amaçlarınıza uygun hareket etmesi için gerekenleri yapar, bağımsız ve adil bir yargı istemezsiniz.

Tercihiniz üreten, kendine yeten, dünya ile barışık, halkının refah ve mutluluk içinde olduğu, çağdaş ve bilimden yana, sorgulayan bireylerin oluşturduğu, kimsenin yaşam biçimi dayatması ile karşılaşmadığı, çağdaş eğitimin yapıldığı, özerk üniversitelerin bilim ürettiği, adalete güvenin tam olduğu, ekonomik olarak vatandaşların sıkıntıda olmadığı, gençlerinin işsizlikten bunalıma girmediği, üniversite mezunlarının yurt dışına gitmek için birbiri ile yarışmadığı, dinin günlük yaşama ve devlet yönetimine referans alınmadığı, tarikatların devlet kurumlarına kadar girmediği bir ülkeden yana değilseniz, bugün yaşananlardan rahatsız olmaz, hatta ‘Uçan Türkiye’ diyebilirsiniz.

Tercihiniz Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulan Cumhuriyet’ten yana değilse, Anıtkabir’e gitmeyen devlet başkanlarının kaldığı otelde ayaklarına gider, yapılmış tüm devlet yatırımlarını satar veya kapatırsınız.

Tercihiniz, devletimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten yana değilse, iki ayyaş diye hitap edebilir, cami imamının yaptığı hakarete ses çıkarmaz ve her fırsatta O’nu küçültmeye çalışırsınız.

Ancak siz böyle yaptıkça Atatürk’ün, ulusunun gönlünde daha da büyüdüğü unutmayın.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık