• 13 Mayıs 2019, Pazartesi 23:05
YılmazKaya Aylanç

Yılmaz Kaya Aylanç

Kara günlerden mavi günlere mi?

6 Mayıs 2019 sadece bizim tarihimizde değil, demokrasinin kara günlerine örnek olarak, sanırım bütün dünyada tabii demokrasi olan bütün ülkelerde gösterilecektir.

Çoğunluğu Müslüman olan diye hep tekrarladıkları bir ifade de üstelik Ramazan ayının ilk iftar saatlerinde kul hakkı yiyerek oruçlarını açtılar.

Bu bana hemen şunu anımsattı, “başı secdeye gelenlerden zarar gelmez” diyenleri de çok dinledik. Tabii sonuçta bu ülkeye en büyük zararı onlar verdi.

36 gün sonra İstanbul seçimleri iptal edildi!

Neye dayanarak, hiç! Talimat ile.

Öyle denmemiş miydi: “Bu seçimler iptal edilerek YSK kendini aklamalıdır.”

YSK üyelerinin bir kısmı (sanırım) aldıkları talimat ile ellerinde hiçbir yasal dayanak olmadan, maddi ve ispatlanmış hiçbir kanıt olmadan ve önceki içtihatlarının tersine, talimat doğrultusunda oylarını vererek, demokrasi adına kara bir güne imza attılar.

36 günde en az yirmi dolayında ülkenin en iyi hukukçularını İsmail Küçükkaya’nın programında izledik dinledik. Hemen herkes seçim kanununu neredeyse ezberledi. Yukardan baktık iptal olmaz, alttan baktık iptal olmaz, sağdan soldan yine olmuyor ve ‘iptal edemezler’ fikri genel kanaat oldu.

Ancak gel gör ki kör kurşun gibi sıktılar demokrasiye, kana boyadılar gözümüz gibi baktığımız adaleti.

Şimdi daha iyi anlaşılıyor, neden görev süreleri bir yıl uzatılmıştı. Görev tamamlandı.

Kaybeden AKP adayı olduğu için seçim-sandık darbesi YSK eliyle yapılmış oldu.

Oysa tüm hukukçular söz birliği etmişçesine “bu seçimler bu nedenlerle iptal edilemez” demişlerdi. Böyle bir seçim sonucunu iptal ettirebiliyorsanız bundan sonraki seçimlere olan güven bir yerde, geçmiş son yıllardaki tüm seçimlerde artık bir şaibenin izini taşımakta. Bu izi silmek zor, neredeyse imkansız.

Her şey o kadar açık, kanunlar üzerinden gidildiğinde sorun yok, içtihatlar hem de çok yakında verilen emsal kararlar hepimizin gözü önünde ve çok taze olduğu halde YSK ne diyor, “Sandık kurullarının oluşumunda usulsüzlük yapıldı o nedenle seçimlerin iptali gerekir”.

Hangi seçimlerin iptali?

Aynı sandıklardaki muhtar seçimi mi? Hayır!

Aynı sandıklardaki belediye meclis üyesi seçimleri mi? Hayır!

Aynı sandıklardaki ilçe belediye başkanı seçimleri mi? Hayır!

Aynı sandıklardaki büyükşehir belediye başkanı seçimi mi? Evet!

Neden?

Yanıt yok!

Çünkü tek adam öyle istiyor.

Bu, milli iradenin gaspı değil midir?

Bu, demokrasiye vurulmuş bir darbe değil midir?

Halkın elinde kalan ve inanmaya devam ettiği son hukuk ve adalet kalesi olan seçimlerin tarafsızlığı ve adaleti de artık yok olmuştur. Son güvenilen kale de iktidarın kuklası mı olmuştur?

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptali için verilen karar mantıksız ve dayanaksız olmasının yanında, kendi gerçeğinde de birçok tutarsızlığı içinde barındırmakta. Aynı sandık kurullarının yönettiği seçimde diğer üç pusula iptal edilmeyerek geçerli sayılırken sadece büyükşehir seçiminin iptal edilmesinin izahı bulunamamakta. Madem iptal ediyorsunuz, en azından kendi içindeki çelişkiyi ortadan kaldırmak için tüm seçimlerin iptal edilerek yenilenmesi çok daha doğru olacaktı.

Ayrıca 16 Nisan referandumu ve sonrasında yapılan Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlerinde aynı sandık kurulları ile yapıldığı unutulmamalıdır. İstanbul seçimi iptal ediliyorsa, aynı gerekçeye uygun olarak iki seçiminde yenilenmesi yerinde olacaktır.

Adaletin ve güvenin bittiği bir ülkede geleceğe dair neyin yapılacağı artık soru işaretidir. Burada bir kentin belediye seçimleri ve o kentin yaşayanlarının tercihlerini yok saymaktan çok daha derin ve önemli etkilere gebe bir operasyon yapılmıştır ve bundan tüm ülke ve yaşayanlar zarar görecektir.

Sandık yenilgisinin hazmedilemeyişi sonucu tüm ülkeyi ateşe atmaktan tereddüt etmeyen bir anlayış ile karşı karşıyayız. Bu anlayıştan ne ülkeye ne de halka fayda gelmez. Her icraatları, her uygulamaları ile iktidarda biraz daha kalmak uğruna her şeyi yapabilir bir duruma geldiler. Bu da bir ülke için felaket demektir.

Ancak şunu da unutmayalım, aydınlığa en yakın an karanlığın en koyu olduğu andır.

Demokrasimize yaşatılan bu kara günün, gerçek bir demokrasiye giden yolun açılmasına neden olabileceğini unutmayalım. Bu yolun önünde hiçbir engelin duramayacağı bir rüzgar esebilir. Buda bizi özlediğimiz, hukukun üstünlüğünü gözeten, her bireyin adalet konusuna endişe duymadığı, yönetenlerin israf, lüks ve şatafat içinde olmadığı, ‘önce ülkem, halkım’ diyen iktidarların olduğu şeffaf, vatandaşını her konuda eşit bireyler olarak gören ve onları gözeten, her birine iş bulabilen, özgürlüklerin korkmadan yaşanabildiği bir demokrasiye de götürebilir.

Ben böyle olacağını düşünenlerdenim. Çünkü mevcut iktidarın ne yeni bir hikayesi ne de yeni bir çözüm önerisi bulunmamaktadır. Battıkça batan ve batarken de birçok şeyi beraberinde batıran bir durumdadır. Hayırlı olan bir an önce iktidarı bırakmasıdır. Buna neden olacak olanda sosyal demokrat belediyelerin göstereceği performans olacaktır.

Bu iktidar 2023’e kadar sürmez.

6 Mayıs karanlık bir gündü, 23 Haziran demokrasiye ve aydınlığa giden yolun başı olacaktır.

Gönüllerimiz 23 Haziran’da İstanbul’da buluşmak üzere.

Her şey çok güzel olacak! (06.05.2019)


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık