• 13 Aralık 2019, Cuma 9:38
YılmazKaya Aylanç

Yılmaz Kaya Aylanç

BİZİ DUYAN VAR MI!?

 Bıktım artık, kaybedilmiş bir canın arkasından “acımız büyük, kaybettiğimiz kızımız için acımız çok büyük” türünden açıklamalar yapan devlet yetkililerinden.
Kardeşim, adam katil, ancak kapalı cezaevinden açık cezaevine alıyorsunuz. O da yetmiyor iyi bir iş yapmış da gelmiş gibi ödül olarak çarşı iznine gönderiyorsunuz. O da, hazır çıkmışken genç bir kızımızın canını hunharca, canice, en aşağılık duygular içinde bir geleceği, umudu, hayalleri, canı, bıçağıyla yok ediyor. 
Sonra beyefendiler, ‘devlet gereğini yapıyor’ türünden üzüntülü açıklamalar yaparak görevlerini yaptıklarını sanıyorlar. 
Sayın beyefendiler, on bir ayda dört yüz otuz kadın öldürüldü, haberiniz var mı?  Ve siz hepsinin arkasından bu ve benzeri nutukları attınız. Ne oldu, sorunun çözümüne en ufak bir katkınız oldu mu? Cinayetler son buldu mu? İnsanların korkarak sokaklarda dolaşmalarını önleyecek bir önlem alabildiniz mi?
Ne yaptınız biliyor musunuz? Bu durumu kınayan kadınların protestosunda onlara biber gazı sıktınız, “orantılı güç” (!) uyguladınız ... Sayın bakan böyle diyor ... 
Ancak kadınlarımız ölmeye devam ediyor!
Tüm bu olanlara rağmen, suç işlemiş insanların suçlarının karşılığında almış oldukları cezayı nasıl azaltırım da, onları bir an önce salıverip hapishaneleri boşaltırım arayışı içinde olan bir iktidar görüyoruz karşımızda. Bunu anlamak mümkün değil!
Öyle bir insan yaratıyoruz ki, işlediği suçtan sonra cezasını çekerken içinde bulunduğu rahatlık ve ortam, onu yeni bir suç işleme özgürlüğüne götürüyor. Öyle bir insan yaratıyoruz ki, bu insan önceki suçunun cezasını çekerken kendisine sunulan olanaklar sayesinde elini kolunu sallayarak sokaklarda dolaşabiliyor ve gözüne kestirdiği genç bir kızı hiç düşünmeden, sorgulamadan onu hayattan koparıp alıyor. Suçlu, öldürdüğü insanı tanımıyor, onunla hiçbir sorunu yok, bir problemi yok sırf öldürmek için öldürüyor. 
Bu ve benzeri olayları yaşamaktan gerçekten bıktık. Gün geçmiyor ki bu konuda bir haber okumayalım. Ancak olayın devamında ne oluyor biliyor musunuz? Konu adliyeye yansıyor ve bazen adli kontrol şartı ile salıverme, bazen yargılamada iyi hal indirimi ile orantısız ve vicdanları rahatsız eden bir karar. 
Adalet, eğer vicdanlara su serpmiyorsa adalet değildir. Bunu uzunca bir süredir bu ülke yaşamaktadır.
Ona bu fırsatı kim veriyor, sistem. Sistem kimin eseri? İktidarın …
Artık öyle bir noktaya geldik ki, Adalet Bakanı adaletten şikayetçi. İktidar birçok konuda olduğu gibi ülkeyi bu konuda da yönetemediğini, sorunların üstesinden gelemediğini bize gösterdi. Halkın parasını hesapsızca, lüks içinde harcamakla olmuyor. 
Bir kadın yirmi dokuz kez devletten yardım istedim diyor ve öldürülüyor.
Tabii bu sorunun kaynağında oturan iktidarın bu konuda yıllarca ne yaptığını-yapmadığını hep birlikte kurbanlar vererek izlemekteyiz. Her olayın arkasından atılan nutuklardan sonra eski tas eski hamam hayat devam etmekte. 
Ancak gözden kaçmaması gereken bir konu var ki, daha önceki iktidarlarda olmadığı kadar kadın cinayetlerini bu iktidar zamanında yaşamaktayız. Bunun da iktidarın kadına bakışı, kadını toplum içinde koyduğu ve en önemlisi okullardaki eğitim ile toplumu taşımak istediği yerle ilgili olduğunu düşünüyorum.
Toplumun yönetilmesinde odağın, insan yerine din olması anlayışının da bizi götürmekte olduğu yere dair  endişelerimiz her geçen gün artmakta.
Kadınlarımız ve toplumumuz bağırıyor:
“Ölüyoruz sayın iktidar, orada bizi duyan var mı?”
 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık