• 16 Nisan 2020, Perşembe 9:57
YılmazKaya Aylanç

Yılmaz Kaya Aylanç

Sizce …?

Modern dünya, ilk kez karşılaştığı salgın nedeniyle, bildiği bütün ezberleri bozmaya hazır gibi duruyor. Hiçbir ülkenin öngörüsünde böyle bir şey olmadığından hazırlıksız yakalanıldı.

Şimdi salgını atlatmaya, ama şimdiden ve hemen sonrasında, “sonra ne olacak’a”, kafalar bu konuya ağırlık vermeye başlayacaktır.

Yeni trendler ne olacak? Moda tabir ile ne in, ne out, yani neleri unutacağız veya gözden düşecek, yerine neler daha değerli olacak?

Bu salgının öğrettiği en önemli konuların başında, temel ihtiyaçlar ve temel haklar gelecektir.

Temel ihtiyaçlar olarak sağlık, barınma, yeme-içme, enerji, haberleşme ve su.

Temel haklar ise yaşam hakkı. Ne olursa olsun bunun için sağlıklı ortamın ve sağlık ihtiyaçlarının karşılanması.

Uzun süredir değişime uğramış, değeri eskisi gibi olmayan ve hatta göz ardı edilmeye başlanan devlet kavramı ve onun en önemli referanslarından biri olan “sosyal devlet” anlayışı da yeniden kendini tarif ettirme noktasına gelecektir.

Yüzyılımızın biraz daha gerisinden başlayan ve kapitalin ana eksen olduğu yaşam düzenini belirleme hakkı bir anda yerle bir olabildi.

Buradan şunu çıkarmıyorum, “evet  kapitalizm bitti”!

Hayır insanoğlu değişimin, kendini yaşatan en önemli kaynak olduğunu biliyor. Değişimi, ne daha önde ve ulaşılabilir kılıyor ise yaşam devamlılığında hep bir adım önde olacaktır zaten.

Ancak unutulmamalı ki insanlar, kendi gelecekleri için yaşamı belirleme hakkını, kullandıkları oylar ile yönetim hakkını devrettikleri partilere veya kişilere bırakmaktalar. Belli bir süre için verilmiş bu yetki yine belli süre sonra yapılan seçim ile el değiştirebiliyor veya devam ediyor.

Ancak unutulmamalı ki, çok uzun bir süredir insanlar yaşamadıkları bir sorun ile karşı karşıya geldiler. Bu noktada neyin daha önemli olduğu yeniden sıralanmış olabilir ki şimdilik en azından öyle olduğunu düşünüyorum.

Demem odur ki, bu aşamada hangimiz yeni bir ev almak kaygısını yaşam kaygımızın önüne getirdik. Hatta hangi değere sahip olursanız olun paranız olduğu halde satın alamadığınız bir adet maske bile size içinde bulunduğunuz çaresizliği göstermedi mi?

İşte bu nedenle faizler,  binalar, altın, döviz, türev piyasalar ve borsalar bir anda ilgi alanından bir süre de olsa çıktılar.  

Onun yerine yiyecekler, ilaçlar, sağlık enstrümanları gibi en temel ihtiyaçlar gündemimize hiç olmadığı kadar giriverdi. Bu konuda çaresizlikleri yaşayanlar olduğu gibi, insanların birbirine yapacakları en önemli katkı “sesim duyuluyor mu?”ya verilecek bir “evet” oldu.

Şimdi dünya yeniden düşünecek ve bir süredir unuttuğu insani konuları hatırlayacak ve yeni düzende bunlara belki de hak ettiği yeri bulmasını sağlamaya çalışacaktır.

En azından bu durumun yarattığı temel haklar ve temel ihtiyaçlar konusu her yönetim talibinin, tutarlı bir yanıtı ve buna uygun politikaları ile stratejileri halka anlatması ve onaylatması gerekebilecektir.

Yönetime talip olanlar halka daha önce vaat ettiklerinden daha farklı konuları gündeme getirmek zorunda kalabilecektir.

Her vatandaşa eşit ve bedelsiz eğitim hakkı,

Her vatandaşa iş hakkı,

Her vatandaşa barınma hakkı,

Her vatandaşa temel ihtiyaçların karşılanması noktasında gelir hakkı,

Her yaşlıya, kimseye muhtaç olmadan yaşama hakkı,

Her vatandaşa ülke kaynaklarından daha adil bir paylaşım hakkı,

Her vatandaşa parasız sağlık hakkı, gibi devletin gerçek anlamda sosyal devlet olma yolunda kendini daha iyi hissettirdiği konular daha ön planda olacaktır.

Burada, yeni düzende sıkça konuşmak durumunda olacağımız tarım konusundan da bahsetmek istiyorum.

Sırası geldiğinde herkesin önce kendi karnını doyuracağını unutmamak gerek. O nedenle temel ihtiyaçların ülke içinde yeterli miktarda üretimi öne çıkacaktır.

Üretmek, yeniden özel öneme sahip bir fark olarak kendini dünden daha çok hissettirecektir.

Özellikle gıda üretimi.

Bir gecede şirket hisselerinin yerle bir olduğu mevcut dünya düzeninde, elinde yeterli parası olanın o hisselere sahip olarak şirketlerin yeni sahipleri olmasını kim içine sindirecektir.

Veya bu el değişikliği gelecekte barış içinde yaşanacak/yaşanmalı bir dünya için çok büyük bir engel olmayacak mıdır?

Bütün bunları yeniden oturup düşünmesi gerekecektir insanlığın.

Doğru çözümleri üretmek elimizde, ancak buna izin verecek/vermeyecek güçler de yine yanı başımızda. Dün olduğu kadar bugün de dünyayı pastaya benzeten ve bu pastadan en büyük dilimi koparma çabası içinde insanı, yaşamı ve doğayı görmezden gelen anlayışın bizi nereye getirdiği yaşanmışken, yine aynı duygu ve düşünceler içinde olmalarını kim önleyecek.

Kendilerine yetki veren halklar ve kaderlerini emanet ettikleri yönetimler artık bu yaşadıklarımızı yok saymamalı.

Daha önce yaşanmış olan felaketlerin hiçbirine benzemeyen, her devleti ve kişiyi pençesine alabilen bu salgının, bir şeyleri hatırlamamız ve doğruyu bulmamızda bize yardımcı olacağını düşünmek istiyorum.

Yüzlerce yılın en büyük sınavı olan bu durum, telafisi mümkün olmayan iklim değişikliği gibi insanlığın ortak sorunları karşısında ortak kararlar alınmasına ve ortak çözümler ile tüm insanlığın daha adil bir yaşamı paylaşmasına vesile olması en büyük dileğimdir.

Bu kendiliğinden tabii ki olmayacak.

Pasta ortada ve yüzlerce yıldır bunu sömürme peşinde alışkanlık edinmişler yine aynı çizgide faaliyete geçecekler ve hatta bu durumu pastayı büyütmek için kullanacaklardır.

Burada ortak akıl, ilerici aydınlar, örgütlü sivil toplum kendilerini daha fazla riske ederek bu düzenin değişmesine katkıda bulunmalılar.

Salgın sonrası hiçbir şey olmamış gibi devam edemeyiz.

Soruyorum size, arkadaşlarınıza, büyüklerinize ve belki uzaklardan gelen çocuklarınıza eskisi gibi ne zaman sarılacaksınız?

Korkmadan, çekinmeden, araya mesafe koymadan diğer insanlar ile bir araya ne zaman geleceksiniz?

Yeni eğitim modelleri, yeni çalışma etkinlikleri ve birbirini farklı açılardan görme olanağı sağlayan bu yeni durum her şeyiyle bize yeni bir yaşam biçimini dikte ettirecek midir?

Bu durumun neden olduğu yalnızlaşma ve bireysellik daha mı öne çıkacak, aynı zamanda makinelere özellikle haberleşme alanında daha mı bağımlı hale gelinecek? Ki haberleşme üzerinden çok daha kolay mı yönetilir olacağız?

Bütün bu soruların yanıtları, önümüzdeki günlerde birlikte çözümlerini bulacağımız/bulduğumuz konular olacak.

Bu çözümlerin içinde bireyler artık daha çok olacak kanaatindeyim. Çünkü kendi yaşam hakları ve yaşam güvenceleri artık dünden daha önemli hale gelmiştir. Bu hakkı başkasına devrederken daha dikkatli ve özenli olacaktır veya öyle olacağını umuyorum.

Bu sırada unuttuğunuz komşuları hatırladığınızı unutmayınız, bir başka insana yardım etmek için can atan gençleri yine görür olduk, toplumun pek çok kesimi kendi üzerine düşeni yapmak için otoriteden ayrı olarak bir şeyler yapma çabası içinde olmaktalar. Herkesin herkes için ‘ne yapabilirim’i yeniden keşfettiği bir dönemde yaşandığını görmekteyiz. Bakarsınız yeni düzende de bunun daha kalıcı yolları bulunabilir.

Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Belki de bireyler kendi gelecekleri için karar noktasında ağırlıklarını koyma fırsatını yakalamış olabilirler.

Bu temel haklar ve temel ihtiyaçların karşılanması ve adilce bölüşülmesi açısından kaçırılmayacak bir fırsat olabilir.

Sizce …?

(30.03.2020)


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık