• 26 Nisan 2021, Pazartesi 9:23
GülçinErşen

Gülçin Erşen

Bir çocuğun ağzından Atatürk’ün yurt ve çocuk sevgisi

            Sevgili Çocuklar,

            Ne mutlu bize ki; dünyanın ilk çocuk bayramı olan 23 Nisan’ı Cumhuriyet’imizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk bizlere armağan etti. Çocuklara her zaman büyük önem veren Atatürk, geleceğin Türkiye’sini şekillendirecek olan bizlerin, çağdaş bir Cumhuriyet çocuğu olarak yetişmemize büyük önem vermiştir. Özellikle tarihimizi doğru olarak öğrenmemiz ve bu bilinçle yetişmeniz en önemli hedeflerinden biriydi.

 

23 Nisan niçin Önemli?

 

            Birinci Dünya Savaşı sonrasında İtilaf Devletleri 16 Mart 1920’de İstanbul’u resmen işgal edip de son Osmanlı Mebusan Meclisi dağılınca, Mustafa Kemal, önemli bir karar alıp, bunu 19 Mart’ta tüm yurda duyurdu: Anadolu’nun kalbi Ankara’da bir meclis toplanacaktı… Tüm engellemelere rağmen Büyük Millet Meclisi 23 Nisan 1920 tarihinde toplandı. 24 Nisan’da Meclis başkanlığına Mustafa Kemal seçildi. Artık “Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir.” Aslında Millet Meclisi’nin açılışı, adı konulmamış bir Cumhuriyet’in kuruluşuydu.

            Arkadaşlar,

            Kurtuluş Savaşı kolay kazanılmadı, Türkiye Cumhuriyeti Devleti kolay kurulmadı. Bunun için ülkedeki tüm yurtseverlerin, kadın erkek, genç yaşlı, asker sivil demeden, ne büyük zorluklara katlandıkları, ne kadar özverili davrandıkları, ne çok çalıştıkları, kahramanlıkları, destanlara konu olur...

            Büyük Millet Meclisi’ne yurdun değişik yerlerinden katılan vekillerin nasıl geldiklerine ve hangi koşullarda çalıştıklarına bir bakalım:

            “Meclis üyelerinin her biri eşsiz fedakarlık örneğiydi. Batum Milletvekili Ahmet Fevzi, Şavşat halkından toplayabildiği 75 lira ile yola çıkmış, Samsun’a sekiz günde gelebilmişti. Buradan dört milletvekili ile at arabası kiralayıp, Ankara’ya ulaşabilmişlerdi. Ankara’da yatacak yer bulamayanlar çoktu. Meclis’te ışık yoktu. Bir süre mum, gaz lambası ışığında çalışmak zorunda kalmışlardı. Türkiye Büyük Millet Meclisi kurulduğu dönemde, 8 ay maaş alamayan milletvekilleri, bir yıl sonra 100 Lira olan maaşlarının yüzde yirmisini bütçe açığını kapatmak için yine devlete iade etmişlerdi...”

            Hepimizin bildiği gibi; 26 Ağustos 1922 sabahı Afyon Kocatepe’de başlayan Büyük Taaruz, 30 Ağustos 1922’de Dumlupınar’da Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’nın ateş hattında yönettiği “Başkomutanlık Meydan Muharebesi” ile tamamlandı. Türk Ordusunun düşman ordusunu büyük bir yenilgiye uğrattığı bu savaş, askeri alanda kesin zafer demekti.

 

            Çocuk sevgisi          

 

            Atamız, Büyük Taaruz sonrasında İzmir’deyken, Bursa’dan gelen bir heyet, onu Bursa’ya davet etmişti. Gazi Mustafa Kemal, Bursalılara verdiği sözü tutarak, 16 Ekim 1922’de Bursa’ya gitti. Bursa’ya ayak bastığında, Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gazi’nin türbesinin bulunduğu alanda top atışlarıyla karşılandı. Atatürk’ü karşılayan çocuklardan birisi ona çiçek buketi sundu. Atatürk bu çocuğu bağrına bastı ve diğer çocuklara da seslenerek şunları söyledi:

            “Küçük Hanımlar, Küçük Beyler!

            Sizler hepiniz, geleceğin bir gülü, yıldızı, bir mutluluk pırıltısısınız! Memleketi asıl aydınlığa boğacak sizsiniz.

            Kendinizin ne kadar mühim, kıymetli olduğunu düşünerek ona göre çalışınız.

            Sizlerden çok şeyler bekliyoruz…”

 

            Türkiye Cumhuriyeti’nin temelinin atıldığı, Büyük Millet Meclisi’nin açılış tarihi 23 Nisan, İlk ulusal bayramımızdır. 23 Nisan’ın aynı zamanda “Çocuk Bayramı” olarak kutlanması, Atatürk’ün çocuklara verdiği değerden kaynaklanır. Çünkü, “Ulusal Egemenlik” hedefinin, ulusun geleceğini temsil eden çocuklarla özdeşleşmesi, ilk kez Atatürk Türkiye’sinde gerçekleşmiştir. Bu dünyada ilk çocuk bayramıdır.

            23 Nisan Çocuk Bayramı, ilk olarak Ankara’da bir grup öğretmenin öncülüğünde, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışından bir yıl sonra, 23 Nisan 1921’de kutlanmıştır. Yani, Kurtuluş Savaşı’mız sürerken... Bu kutlamaya o gün Gazi Mustafa Kemal de katılmış ve bayramın adını “Hakimiyet-i Milliye ve Çocuk Bayramı” koymuştur.

            Kurtuluş Savaşı yıllarında babasını, anasını, ailesini savaşlarda kaybetmiş yetim, öksüz çocuklara sahip çıkan Atatürk, Çocuk Esirgeme Kurumu’nu 1921 yılında (Himaye-i Etfal Cemiyeti adıyla) kurmuş ve kurumun koruyuculuğunu yapmıştır. Atatürk, çocukları toplumun en değerli varlığı olarak görmüş ve her zaman çocuklara gerekli özenin gösterilmesini istemiştir. Bu doğrultuda, halkın Çocuk Esirgeme Kurumu’na yardım yapması gerekliliğini şöyle belirtmiştir:

            “Vatandaş, memleket çocuklarını korumayı üzerine alan Çocuk Esirgeme Kurumu’na yardım etmeye mecburdur.”

            Çocuk Esirgeme Kurumu da kimsesiz çocuklarla ilgilenmiş ve kuruluşundan başlayarak, birçok etkinlikte bulunmuştur. 23 Nisan Çocuk Bayramı’nın ülke genelinde coşkuyla kutlanmasına öncülük etmiştir.

            1921’den itibaren bir gün olarak kutlanan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, 1929’dan itibaren bir hafta süreyle kutlanmaya başlanmış ve Çocuk Haftası’na dönüştürülmüştür.

 

            Çocukların Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden istekleri:

            İstanbullu çocuklar, 23 Nisan 1929’da – Günümüzden 92 yıl önce – Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne iletilmek üzere şu isteklerini bildirmişlerdir:

            “Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na;

            Büyük Türk Milleti’nin Muhterem Milletvekilleri,

            Biz Çocuk Bayramı’nı kutlayan dört bin çocuk, aşağıdaki ihtiyaçlarımızın kabulü için milletin büyük vekillerine müracaat ediyoruz.

  1. Her çocuğa eşit gıda, sağlık ve hayat isteriz.
  2. Çocukların dilenmesini yasaklayan kanunların şiddetle tatbik edilmesini isteriz.
  3. Çocukları evlerde, okullarda, sokaklarda, her yerde dövenlere karşı tarafsız davranmanızı, çocuklara işkenceyi yasaklayacak ve cezalandıracak bir kanun çıkarmanızı isteriz.
  4. Küçük çocukların hamallığına, yük taşımasına mani olmanızı isteriz.
  5. Çocuk sinemaları isteriz.
  6. Fakir, zengin her çocuk için izci teşkilatı isteriz.
  7. Her çocuğa okul isteriz.
  8. Sokaklara yatan çocuklara çatı isteriz.
  9. Fakir çocukları koruma için Çocuk Esirgeme Kurumunun her tarafa yayılmasını ve kuvvetlendirilmesini isteriz.

Türk çocuklarının bu isteklerinin, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne yaptığımız bu ilk müracaatımızın geri çevrilmemesini rica eder, hepinize hürmetlerimizi bildiririz.

Dört bin çocuk adına; Kâtip Sevim – Reis Burhanettin”

 

Çocuklardan Atatürk’e mektuplar

 

            Atatürk, çocukların düzenlediği etkinliklere katılmaktan büyük mutluluk duyardı. Yurt gezilerinde çocuklardan gelen davetleri hiç geri çevirmezdi. 1934 yılının Nisan ayında İzmir’i ziyaret ettiğinde, İzmir Hakimiyeti Milliye İlkokulu’nun Fakir Çocukları Koruma Heyeti’nin 12 Nisan’da İzmir Palas’ta düzenlediği baloya katılmış ve çocukların iki saat süren gösterilerini neşe içerisinde izlemişti. O günü yaşayan ve minicik kalplerindeki heyecanı satırlara döken iki çocuğun Atatürk için yazdıklarını okuyalım:

            “Mini mini kalplerimizi sevindiren Gazi Babamız,

            Müsameremizi Sevgili Gazi’miz neşelendirmişti. Balomuzda Gazi’mizin bulunmaları bizler için pek büyük bir kısmet, değil mi arkadaşlar? Düşündüm bu balo olmasa idi, bu Sevgili Babamız’ı ancak otomobil içinde bir saniye görebilirdim. Şimdi ne kadar mutluyum. Benim için o gece bir bayram gecesi idi. Gazi’yi karşımda görürken, kalbim sevinçten titriyordu. Gözlerim hep bu sevimli adama bakıyordu. O kadar baktığım halde doyamıyordum. Ağladım, ona sarıldım ve öptüm, sevinç gözyaşları döktüm, gene doyamadım. Siz de benim gibi doyamadınız mı? Hele Gazimizin bize bakarken kalbimdeki sevinci ömrümde unutmayacağım.

                                                                                                                        Sınıf 4 – Mehmet”

 

            “Unutulmayacak Bir Hatıra

            12 Nisan Perşembe günü mektebimizin (Okulumuzun) Fakir Çocuklarını Himaye (Koruma) Heyeti tarafından İzmir Palas Salonlarında verilen baloya ben de gittim. Muallimimizin (Öğretmenimizin) o gün bize müjdelediği havadis (Haber) hakikat (Gerçek) olmuş, Sevgili Gazi Babamız baloyu şereflendirmişlerdir. Gazimizin kapıdan girmesini büyük bir alkış tufanı takip etti.

            Sevimli adımlarla yavaş yavaş talebelerin (Öğrencilerin) oynadıkları sahnenin bir tarafına oturdular. Herkesin kalbinin en derin köşesinden gelen bir sevinç kaplamıştı. Büyük küçük herkes, mübarek Gazimizin ellerini, yüzünü öpmek için adeta birbirleriyle rekabet ediyorlardı. Ben de bir şeyin Gazi’ye doğru çekildiğini hissettim. Dünyanın en büyük adamı karşımda bulunuyordu. Nihayet şimdiye kadar kavuşamadığım emelime bu akşam hasıl olmuştum (Kavuşmuştum). İçimizde zaptı kabil olmayan bir heyecan ve helecan vardı. Gözlerimizi ondan ayıramıyorduk. Bu tatlı geçen bir saat, bir dakika bile sürmedi. Bizi helecan ve heyecan içinde bırakan Gazimiz, İzmir Palas salonlarını terk ettiği zaman, adeta herkesi bir hüzün istila etmişti (Kaplamıştı).

            12 Nisan 1934 gecesi hiç unutulmayacak , ebedi bir hatıra olarak kalbimizde kalacaktır.

                                                                                                                        Dilaver Kemal”

 

            Şimdiki çocukların da Atatürk’e sevgisi sürüyor. Bizler de ona olan sevgimizi, duygularımızı birer mektupla, şiirle, resimle anlatabiliriz.

            Ama, daha önemli ve gerekli olan şu: O’nun geleceği emanet ettiği bizler, O’nu, yaptıklarını, yapmak istediklerini anlayarak; “Fikri, Vicdanı ve İrfanı Hür” bireyler olarak, ülkemizi ve dünyamızı daha güzel geleceğe taşımalıyız. Büyüklerimiz bizlere örnek olamazsa, biz onlara örnek olalım. Ve içimizdeki çocuğu, sevgimizi, sevincimizi, umudumuzu hep diri tutalım.

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık