• 02 Kasım 2021, Salı 11:27
GülçinErşen

Gülçin Erşen

Parmaklarıyla okuyup, can kulağıyla dinleyenlere engel yok!

Bu çok amaçlı yazılmış bir yazı: Hem yakın dostlarla özlem giderilen bir anıyı paylaşmak, hem örnek bir kişinin örnek kuruluşunu tanıtmak, hem de İzmir’de bir demokratik kitle örgütü çatısı altında yararlı çalışmalar yapmak isteyenlere öneride bulunmak…

Güneş Gürson Ilıcak, üniversiteden sınıf arkadaşım. (Ankara Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu’nda ben Radyo Televizyon Bölümü’nde, o da Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Bölümü’nde aynı dönemlerde okuduk.) Geçen hafta, babası Gürtekin Bey ile İzmir’de Türkiye Görme Özürlüler Kitaplığı’nda (TÜRGÖK) bir işleri olduğunu belirttiği için, orada buluştuk. Bir taşla birçok kuş vurmuş olduk. (Sözün gelişi öyle… Kuşlar yaşasınlar ve cıvıldasınlar hep…)

Güneş ve babası, Karşıyaka Bostanlı’dan Göztepe tarafına, Güneş’in dayısı, bizlerin meslekte örnek aldığımız, rahmetli ve duayen gazeteci UĞUR MUMCU’nun adını taşıyan feribotla gelmişler. Bunu özellikle planladıklarını biliyordum. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin İZDENİZ filosuna 2020’de kattığı Uğur Mumcu feribotu, engellilere yönelik kolaylaştırıcı düzenlemelerin yanı sıra bir kütüphaneyi de bünyesinde barındırıyor. Güneş ve Gürtekin Bey, feribotun kaptanı ve kütüphane görevlisi ile tanışıp, söyleşmişler. Güneş’in dediği gibi; keşke gemilerde kitaplık uygulaması yaygınlaşsa… Feribottaki kütüphaneden ödünç kitap alanlar olduğu gibi, kitap getirenler de varmış.

Örnek kişi ve kuruluş

Görme engelli bir kişi düşünün; Hukuk Fakültesini bitirmiş, birkaç yabancı dil biliyor, kitap çevirileri yapıyor, yazar, bazı kitapları üniversitelerde ders kitabı olarak okutuluyor… (Öz yaşamöyküsü) Kör Uçuş kitabı yayımlandıktan sonra Doğan Cüceloğlu kendisiyle tanışmak istemiş ve Yazgan çifti için “Onlar benim kahramanım” demiş. Av. Gültekin Yazgan, Güneş’in annesi Av. Beyhan Gürson’un hukuk fakültesinde arkadaşıymış ve o sıralar 17 yaşında olan Uğur Mumcu’ya da İngilizce çalıştırıyormuş. (Hepsini saygı ve rahmetle anıyorum.) Daha o yıllarda, yani 1940’larda Yaşar Kemal’in kitapları İngilizce’ye çevrilip, görme engelliler için basılıyormuş yurt dışında ve Gültekin Yazgan, yurtdışından pek çok kitap getirtebilme şansına sahipmiş.

Görme engellilerin okur yazarlığı için “Kabartma Yazı”nın (Braille) şart olduğunu bilen ve vurgulayan Yazganlar, 2004 yılında Av. Gültekin Yazgan başkanlığında İzmir’de Türkiye Görme Özürlüler Kitaplığı’nı kurmuşlar. Türkiye’nin ilk ve tek körler kitaplığı olarak hizmet veren TÜRGÖK, 2011’den bu yana ürettiği sesli ve Braille baskılı kitapları yurtiçi ve dışındaki üyelerine ücretsiz gönderiyor. Kitaplıkta az sayıda çalışan ve çok sayıda gönüllü ile yapılanlar öyle çok ki… Edebi kitaplar, Kişisel Gelişim kitapları, çocuk kitapları, yemek kitapları, her seviyedeki öğrenci için ders kitapları, lise ve üniversite giriş ve KPSS sınavları için yardımcı kitaplar, İngilizce öğrenme kitapları, yetişkinler için aylık sesli dergi, çocuklar için Braille baskı iki değişik aylık dergi üretiliyor. Ayrıca, kitaplık üyeleri arasında her yıl Öykü Yarışması; çeşitli kurslar (Görme özürlü üyeler ve gönüllü çalışanlar için kabartma yazı, bilgisayar kullanımı, matematik, kabartma nota), görme özürlüler için çeşitli atölye çalışmaları (Seramik, yemek pişirme, sofra düzeni ve kuralları) düzenleniyor.

Değirmenin suyu hep aksın

TÜRGÖK’te bizi rahmetli Gültekin Yazgan’ın eşi Tülay Hanım, ağırladı, bilgilendirdi. Anıları Rahmetli Uğur Mumcu’nın anne ve babasıyla Ankara’da başlayan dostluklarına dek uzanıyor… Çocukları Yankı ve Çağrı doğduktan sonra, İzmir’e gelip öğretmenlik yapmaya başlamış. Eşinin her zaman yanında ve her çalışmasına ona destek vermeye alışkın Tülay Hanım, TÜRGÖK’ün yönetimini üstlenmiş. Bize yaptıkları çalışmaların ne derece önemli ve gerekli olduğunu daha iyi anlamamı sağlayan bilgiler aktardı:

“Kabartma yazı çok önemli. Görme engelliler için okuryazarlık kabartma yazıdan geçer. Türkiye’de 12 görme engelli okulu var. Oradakiler öğreniyor, ama kaynaştırmadaki çocukların öğrenme şansı az. Parmakla okumak, gözle okumaya eşdeğer görme engelliler için. Kulaktan dolma bilgi her zaman kalıcı olmuyor… Kitaplar konusunda seçici davranıyoruz. Her kitabı basmıyoruz. Kitaplar önce taranıyor ve gönüllüler tarafından metin en az iki kez incelenerek düzeltiliyor. Düzeltilmiş haliyle bilgisayara yüklenerek, printerda basılıyor. Kitapları adrese teslim, kargo ya da posta ile gönderiyoruz. Ödünç alınıp veriliyor. Ödünç alınan kitabın bir ay içinde geri getirilmesi lazım. Hasarlı kitapları onarıyor, gerekirse yeniden basıyoruz. Arkadaş Dergimizin 181’inci sayısı basıldı. Web sitesinden indirilebiliyor, CD’de de var. Ama, günümüzde bile kırsalda internet ve CD çalar bulmak sorun.”

‘Nereden geliyor bu değirmenin suyu?’ derler ya… Ben de hem kişisel merakımdan hem de gazetecilik gereği; İzmir’de böyle güzel bir yerde, bu kadar çok şey yapabilmenin ve üyelere ücretsiz hizmet sunmanın bedelini nasıl karşılayabildiklerini sordum. TÜRGÖK’ün bulunduğu mülk, fizik mühendisi Alman bir çift (karı-koca) tarafından satın alınıp, derneğe bağışlanmış. Kitap satışlarından biraz gelir elde etmekle birlikte, asıl bağışlar ve çeşitli kuruluşlarla yürüttükleri projeler sayesinde çalışmalarını sürdürüyorlarmış. Tülay Hanım, “Aylık bağış yapanlar var. Sabancı Vakfı ile ortak projemiz katkı sağladı. Görmeyen öğretmenler, yine görmeyen çocuklara İngilizce kursu veriyor ve kursun kitaplarını da biz basıyoruz… Sevdiklerinizin anısına, lokma döktürür, bir hayır işler gibi, bağış karşılığı kitap bastırabilirsiniz” diyor. İşte onun bu sözlerini aylar öncesinden duyan Güneş Ilıcak da, annesi Av. Beyhan Gürson’un anısına, dayısı Uğur Mumcu’nun (“Sakıncalı Piyade”, “Tarikat, Siyaset, Ticaret”) ve yengesi Güldal Mumcu’nun (“İçimden Geçen Zaman”) kitaplarını TÜRGÖK’de bastırmış.

Ben de gönüllü olacağım

TÜRGÖK’ün 6 bin üyesi, 100’e yakın etkin gönüllüsü var. Onlardan biri olan Aylin Ege, kısa söyleşimiz sırasında sorularımı şöyle yanıtladı:

“Arkas’tan emekli oldum. Bir gazete haberi ile 2008’de başladım. 13 yıldır buradayım. Bir kitabın word dosyası olarak düzeltisinin yapılması, yayıma hazırlanması, ilgili yerlere gönderilmesi gibi görevler üstlendim. Günde 4-5 saat olmak üzere, haftada iki günümü buraya ayırıyorum. Evde de 4-5 saat çalışmam gerekiyor. Tam bir gönüllülük işi. Birilerine dokunmak, bir faydam olduğunu bilmek , bir pul yapıştırırken bile o kitabın gittiği adreste yararlı olacağını bilmek güzel. Oğlum diş hekimi, ona da muayenehanesinde 5-6 yıl destek oldum. O zaman bile burayı ihmal etmedim…”

Biz oradayken 2 -3 gönüllü daha çalışmaya geldi. Ben de kitap seslendirilen kabinlerden birine girip deneme yaptım. Spikerlik eğitimi almış ve kitap okumayı seven biri olarak, öncelikle bu işte ve de yardımcı olabileceğim başka konularda çalışmak için haftada hiç değilse bir gün TÜRGÖK’e gitmeye karar verdim.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Site en altı
yukarı çık