• 20 Nisan 2020, Pazartesi 9:36
GülçinErşen

Gülçin Erşen

Korona herkesi eşitledi mi?

Haftalardır internette dolaşan, paylaşılan iletilerin birçoğunda aynı tema işleniyor: Korona, Kovit 19, Karantinanın , herkesi eve hapsederek, yakınlarıyla zaman geçirmeye, doğaya saygılı, tutumlu ve sabırlı olmaya sevkederek, yaşamı sorgulatarak bir sınava tabii tuttuğu gibi; parası, arabası, özel uçağı olsa bile yolculuk yapılmasını, ülke giriş çıkışlarını, dışarılarda dolaşmayı yasakladığı, herkese bulaşma riski taşıdığı için, koşulları eşitlediğinden söz ediliyor. Gerçekten böyle mi?

Türkiye Cumhurbaşkanı’nın 2020 yılı aylığı 81 bin 250 liraymış. Salgın kampanyasına 7 aylık maaşını yani, 568 bin 750 lira bağışladığını açıklamıştı. (Cumhurbaşkanının yalnızca bir aylık maaşını herhangi bir yurttaşa yıl boyunca 12 aya böylerek ödeseniz; ayda 6 bin 770 lira eder ki; Türkiye koşullarında bu parayla krallar gibi yaşanır… Neyse…) Sonra düşündüm; o zaman sarayın elektrik, su faturalarını, yüzlerce çalışanın maaşını kim ödeyecek, Cumhurbaşkanı ve eşi ne yiyip içecek (yeterli stokları var mıdır sarayda) ?... Sonra 2019 yılındaki gazete haberlerine baktığımda; Cumhurbaşkanlığı’nın yıl içinde 1 milyar 648 milyon 678 bin lira bütçe kullandığını; aylık harcamasının 137 milyon, günlük harcamanın ise 4,5 milyon lira olduğunu öğrendim. Kurumun yıllık personel gideri bile geçen yıl 106 milyon liradan 181 milyon liraya yükseltilmiş. Buna ek olarak, sözleşmeli personel gideri de geçen yıl 107 milyon lira olmuş. Yani, tüm bunların devletin kesesinden ödendiğini anımsayınca, rahatladım! Cumhurbaşkanımız, karantinada sıkıntı çekmeyecek. Zaten, yurtiçi ve yurtdışı seyahatleri en az düzeye indiğinden, uçak ve makam aracı akaryakıt gideri de büyük ölçüde düşmüştür. Belki, sarayın personel sayısında biraz azaltma olur.

No Way Out!

“Çıkış / Kaçış Yok” diye Türkçe’ye çevireceğimiz; “No Way Out” sözcüğü ( Roger Donaldson’un yönettiği, başrollerini Kevin Costner, Gene Hackman, Will Patton, Sean Young’ın oynadığı, üniversite yıllarında seyrettiğim bir film adı), hiç bu kadar anlam kazanmamıştı.

Tabii bu arada yıldız sanatçıların ev hallerini, evde verdikleri online konserleri seyrederken; sosyal medyada izlediğimiz ya da yakından tanıdığımız kişilerin benzer hallerini, sıkıntılarını öğrenirken; haber bültenlerinde dünyanın diğer ülkelerindeki durumu izlerken; insanlığın gerçekten tam anlamıyla “Küresel” diye nitelendirilebilecek bir süreçten geçtiğini gözlemliyoruz.

Ama, yine de ülke sınırları içinde bile toplumun çeşitli kesimleri arasında uçurumlar olduğuna tanıklık ediyoruz. Zaten ülkede asgari ücret, bırakın yoksulluk sınırını, açlık sınırının altındayken, işsizlik oranı iki haneli sayılarla gösteriliyorken, şimdi daha çok insan işsizlik maaşına ya da asgari ücretin yarısına yakın aylıkla geçinmeye mahkum ediliyor. Sanırım bu dönemde en tuzu kuru olanlar, devlet memurları ve yüksek yaşlılık aylığı (emekli maaşı) olan bir azınlık. Onlar arasında da karantina döneminde işe gitmeyen, seyrek giden ve gece gündüz demeden canla başla çalışanlar arasında bir eşitsizlik var. Öte yandan; bazılarına hastalık belirtileri taşıdığı halde test yapılamazken, yapılan testler doğru sonuç vermezken; birileri evde yaptıkları test görüntülerini sosyal medyada paylaşabiliyor. Birileri sokakta yürürken, güvenlik güçlerince uyarılırken; başkaları arabalarına atlayıp atlayıp dolaşıp duruyor… Toplanan yardım paralarının, hatta 5 adet kıytırık maskenin bile adil dağıtımı yapılamıyor.

Söylenecek , yazılacak söz pek fazla… Bu dönemi bile fırsata çeviren kurnazlara, virüsün kendilerine de bulaşabileceğini, karantina sürecini atlatsalar da, trafik kazası, kalp krizi, beyin kanaması nedeniyle ölümlerin artış hızını pek yitirmediğini anımsatarak yazımı bitireyim. Yani ne karantina öncesi yapılan stokların, açgözlülükle yiyilen haramların ne de karantina sırasında vurulan volelerin, sonradan o kişilere ya da yakınlarına yarayacağı kuşkulu. İşte gerçekten emin olabileceğimiz tek şey ölümün varlığı. O yüzden yaşamın değerini; yaşamını gerçekten değerli kılan şeylerin (doğa, sevgi, sağlık, yardımlaşma, paylaşma, umut, sevinç, barış, aile, dostlar…) değerini ,yitirmeden bilelim.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Site en altı
yukarı çık