• 28 Ocak 2021, Perşembe 9:56
GülçinErşen

Gülçin Erşen

Covit 19 Aşısı hakkında akla gelen sorulara yanıtlar

Corona Virüs’den kaynaklanan salgının küreselliği ve Türkiye’de de yayıldığı kabul edileli yaklaşık bir yıl olmuşken, bazı ülkelerden aşı müjdesi geldi. Ancak, sosyal medyadan ve bazı resmi açıklamaların tutarsızlığından kaynaklanan bilgi kirliliği benim ve birçok kişinin kafasında yeni sorular ortaya çıkardı. Şimdi çoğu kişi, aşılama önceliği, aşı türü, sayısı hakkındaki haksızlıklardan yakınırken; birçok kişi de aşılanmamaktan yana… Aşılar gerçekten güvenilir mi? Mutasyona uğrayan virüs üzerinde de etkili olabilecek mi aşılar?

Hafta sonu özellikle Tele1’de ve Halk TV’de aşılar konusunda yayımlanan programları dikkatle izledim. Yine de kafamdaki bazı sorular yanıtsız kaldığı için; aşı üzerinde Ekim ayından beri çalışılan tıp fakültelerinden birinde görev yapmakta olan Profesör arkadaşım başta olmak üzere, birkaç hekim arkadaşıma danıştım. Ayrıca, yıllardır Çin’de yaşayan yabancı arkadaşlarımla görüşerek; oradaki durum hakkında da bilgi aldım. Onlardan ve basından edindiğim bilgileri harmanlayarak, bir gazeteci olarak sizleri aydınlatmaya çalışayım:

Ben geçen yıl Ocak ayı sonlarında hastalığı, 15 gün boyunca boğazımda acı, ses kısıklığı, hafif ateş ve öksürük ile ayaküstü geçirdiğime inanıyorum. Benim gibi, düşünen başkaları da var. Hastalığı geçiren doğal olarak aşılanmış sayılmaz mıydı? Öncelikle bunu sordum. Bir hekim arkadaşım, şüpheli bir durum varsa, antikor baktırabileceğimi söyledi. Profesör arkadaşım ise, herkese antikor baktırıp, ona göre aşılamanın maliyetli olduğunu, bu nedenle sırası gelen herkesin aşılandığını bildirdi. Ayrıca, 18 yaşından küçüklere ve diyabetlilere aşı yapılmıyormuş. Amerika Birleşik Devletleri ve Çin’de de 18 yaş altındakiler aşılama programı dışında bırakılmakla birlikte; sağlık çalışanlarından sonra; hava alanları, tren istasyonları, limanlar gibi yerlerde, okullarda çalışanlara da öncelik verilmiş. Sözde bizde de sağlık çalışanlarından sonra öğretmenler ve okul çalışanları aşılanacaktı. Ancak, daha sıra onlara gelmeden, “Destekleme ve Yetiştirme Kursları” adı altında yüz yüze derslere başlandı. Oysa, birinci dönem Milas’ta da okul yöneticisi ve öğretmenlerden hastalığa yakalananlar azımsanmayacak ölçüdeydi. Veliler 15 Şubat’ta çocuklarını okula göndermekte kararsızlık çekerken, yüz yüze kursları başlatmanın mantığı nedir? Çin’de de yaklaşık bir ay süren “Yeni Yıl Tatili” başlamış. Normalde bu tatilde Çin genelinde milyonlarca insan ülkenin çeşitli yerlerine gider gelir. (Geçen yıl bu dönemde, Covit 19 Çin’de hızla yayılmıştı.) Ama, bu yıl seyahat yasağı gelmiş. Ayrıca, okullar tatil süresince kapalıymış.

Hangi aşı daha iyi?

Bilgilendirmeye, profesör arkadaşımın söylediklerini aktararak devam edeyim: “Sağlık personelinin hemen hemen hepsi aşılandı. Başta son 3 ay içerisinde hastalığı geçirenlerin aşılanmasına gerek yok denmişti. Herkese antikor baktırıp aşı yapmak maliyeti artırdığından, herkes aşılandı. Ben bizim hastanede Ekim ayında başlayan aşı çalışmasına gönüllü olarak katılıp, aşı yaptırdım. Daha sonra eşim (Eczacılık Fakültesi’nde Doçent) ve büyük oğlum da bu çalışmaya katıldı. Bize yapılan aşı, şu an Türkiye’ye gelen inaktif Çin aşısı. Önemli bir yan etkisi yok. Almanya’da ve Amerika’da geliştirilen mRNA aşıları ile ölüm vakaları bildirilmeye başlandı. mRNA aşıları daha koruyucu gibi gözükmekle beraber, bu aşıların uzun vadede yaratacağı sorunlarla ilgili bilgimiz yok. Hem inaktif aşılar hem mRNA aşıları ile ilgili diğer bir sorun; aşı yapılan kişinin, kendisini koruduğu halde, virüsü taşıyıp, bulaştırabilme riski var. Bu açıdan belki en iyi aşılar vektör aşılar olacak. Vektör aşılarda, bir taşıyıcı virüs ile Coronavirüs antijenleri birleştirilerek veriliyor. Aşı sonrası ateş gibi yan etkiler daha fazla olmakla birlikte, kişinin kendisini koruduğu gibi, virüsü taşıma ve çevreye bulaştırma riski yok. Vektör aşılar, Rusların, Çin’in bazı firmalarının ve Amerika’da bazı firmaların ürettiği aşılar. Basında Rus aşısının Türkiye’de üretileceği ile ilgili güzel bir haber vardı… Şu an pandeminin kontrol altına alınabilmesi için, en kolay ulaşılabilir ve klasik aşı üretim teknikleri ile üretilen Sinovac aşısı. Dolayısıyla, en kısa sürede toplumun önemli bir kesimini aşılamak gerekiyor.”

Mutasyonlu virüs üzerinde etkili mi?

İngiltere’de mutasyon geçirdiği açıklanan virüsün, Türkiye dahil, başka ülkelerde de görülmesi, dünyanın çeşitli ülkelerinde değişik mutasyonların ortaya çıkması, aşılar hepsinde etkili olabilecek mi, sorusunu akla getirdi.

BioNTECH aşısının mimarlarından Prof. Dr. Uğur Şahin, ABD’li Pfizer şirketi ile geliştirdikleri aşının İngiltere’de mutasyona uğrayan yeni tür koronavirüse karşı koruma sağlayacağına inandıklarını, testleri devam ettikten iki hafta sonra bunu net olarak görebileceklerini belirtmiş. Bazı haber kaynaklarında ise; mutasyona uğrayan virüsün Avrupa (İngiltere) ve Güney Afrika’daki türlerinin farklı olduğu, dolayısıyla aşının birinde etkisini korurken, diğerinde korumayacağı yazıyor. DW’nin haber sitesinde yer alan bir haberde ise; enfeksiyon geçirip iyileşmiş ya da aşı olmuş kişilere de mutasyon nedeniyle yeniden virüs bulaşabileceği belirtiliyor. Profesör arkadaşım ise bununla ilgili şöyle diyor: “Koronavirüs’ün şu ana kadar saptanan mutasyonlarından hiçbiri, geliştirilen aşıların hiçbirini etkilemiyor. Muhtemelen İnfluenza virüsü gibi, ileride gelişecek mutasyonlar, her sene yeni aşı geliştirilmesini zorunlu kılacak gibi…”

Kanımca, Covit19 salgınına yol açan Coronavirüs’ün laboratuar ortamında geliştirildiği yönündeki görüşlerine katılmamak mümkün değil. Aşılar, ilaç sanayisine her yıl çok büyük ve kesintisiz kazanç sağlayacak. Atatürk zamanında kurulan Hıfzısıhha Enstitüsü’nün 1990’lı yıllarda aşı üretimi sonlandırılıp, 2000’lerin başında kapatılmasına göz yumulmasaydı, kendi aşımızla tüm yurttaşlarımız aşılanırdı. Belki yurtdışına aşı ihraç etmeye başlamış olurduk. Bu arada yerli aşı geliştirme ve üretme çalışmaları ne aşamada acaba? Uzun süredir basında bu yönde bir habere rastlamadık.

Öte yandan; geçen Mart ayında Amerika’da yaşayan Türk karıkocanın ürettiği; bir damla kan ile 10 dakikada sonuç veren test kitinden sonra; bu yıl Ocak’ta Türk Dr. Mehmet Serhan Kurtulmuş’un koronavirüsü idrardan, 15 saniyede, yüzde 96 güvenirlikle tespit eden bir kit geliştirmesi, sevindirici haberler arasında yer aldı.

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık