• 25 Şubat 2019, Pazartesi 16:26
GülçinErşen

Gülçin Erşen

Yıllar sonra “Ruhlarımızı tokuşturmak”

Makine Mühendisleri Odası (MMO) Ankara Şubesi’nde Basın Danışmanlığı yaptığım dönemde (1996-1997), o sıralar Edebiyatçılar Derneği Genel Sekreteri olan arkadaşım Mehmet Mahzun Doğan aracılığıyla, “Şiir Akşamları” etkinliği düzenlemiştik. Ankara’da yaşayan birçok şair etkinliğimize katılmış, sonra MMO bu etkinliği; söyleşileri, okunan şiirleri kitap olarak bastırmıştı. O dönem ben de şiire pek meraklıydım. Şiir kitabım (Mavi Kedi) ve bazı şiirlerim birkaç dergide, gazetelerin kültür-sanat sayfalarında yayımlanmıştı…

Bana o zamanları anımsatan ise, geçen hafta Şair Şükrü Erbaş’ın gündüz Özge Koleji ve akşamüzeri Kafkafe’de katıldığı etkinlik oldu. Seyhun Melda Haktanır’ın çağrısı üzerine, okuldaki söyleşiye katılmayı tercih ettim. Çünkü, yaklaşık 22 yıl önce Ankara’da, Şükrü Erbaş’ın Devlet Opera ve Balesi Sanatçısı Ufuk Karakoç’un bağlaması eşliğindeki söyleşilerini dinlemiştim; ama, çocuklarla olanı daha ilginç bulacağım kesindi. Söyleşiyi arkama yaslanıp, not tutmadan dinlemeye karar vermiştim. Ama, gazetecilik iliklerime işlemiş bir kere! Dayanamadım, not tutmaya başladım.

En önde, ozanın tam karşısında oturup onu dikkatle dinlerken, ara sıra başımı kaldırıp da yüzüne baktığımda; sanki yıllar sonra bir dost ile “ruhlarımızı tokuşturuyormuşuz” duygusuna kapıldım. Benim de söylemek istediklerimi söylüyor, sormak istediklerimi yanıtlıyor gibiydi hep…

Sanatın “iyileştirici” gücünden söz eden Erbaş, önce çocuk yaşlarda nasıl yazmaya başladığını anlattı:

“Benim sıkıntılı geçen çocukluğum beni kitaba, okumaya, bugüne taşıdı… Şair, yazar olmak şart değil. Hangi işle uğraşırsanız uğraşın, okumaktan, kitaptan vazgeçmeyin. Okudukça, büyür, çoğalırız, yalnızlıktan kurtuluruz…

Şiir, öykü, roman, resim, müzik, heykel gibi sanat dallarıyla uğraşmak, sizleri iyileştirecektir… Konfüçyus ‘Çocuklara en büyük saygı gösterilmelidir. Çünkü, onlar potansiyel İYİ’dir’ demiş. Hepimizin romancı, öyküçü, şair olmamıza gerek yok. İyi bir okur, okuduğunu yeniden yazar. Herhangi bir sanat eserini okuyup, incelediğimizde, sanatçının yaratıcı dehası içinde geziyoruz demektir.”

“Şiir yazarak insan olmaya çalışıyorum”

Derken, çekingenliklerini üzerilerinden atan çocukların birbirinden ilginç soruları gelmeye başladı:

- Yazdığınız şiirlerden pişmanlık duydunuz mu?

- Şiirlerinizde Ömür Hanım, Hatice adı geçiyor? Bunlar kim? (Gerçek kişiler mi?)

- Daha çok hangi konuda şiirler yazıyorsunuz?

- Şiir yazmak zor mu?

Şairin verdiği yanıtları şöyle özetleyebilirim:

“Evet, daha iyi yazabilirdim dediğim şiirler var. Ama, o şiirler yazı tarihimde bir yerde kalmıştır…

İnsan ana rahmine ölümle birlikte düşer… Ömür Hanım, şiirlerimde benim karşılıklı iç konuşmalarımı yaptığım kişi… (Simgesel bir şiir kişisi olduğunu tahmin ettiğimiz Ömür Hanım’ın, Erbaş’ın eşi Hatice Hanım’ın yaklaşık üç yıl önce sonsuzluğa göçmesiyle, yerini ona bıraktığını ve zamanla Ömür, Hayal ve Hatice Hanım’ın iç içe geçtiğini anlıyoruz.) Erbaş, hem eşinin ölümü sonrasını ve belki de genelde yaşamını kastederek, “Yazmasaydım delirirdim.” Diyor. Bana çok tanıdık gelen bir tümce daha…

Erbaş’ın yanıtlarının içerdiği tümceler başlı başına sav söz gibi ya da düşünürlerin ünlü sözlerini içeriyor:

“ ‘İnsana dair hiçbir şey bana yabancı değil.’ Hiçbirimizin hayatı yalnız bize ait değildir. Ayrıca, dokunduğumuz her şey bize de ait olur… İnsanların yaşadığı bütün duygulara dair şiirler yazmaya çalışıyorum. ‘Şiir yazarak biraz insan olmaya çalışıyorum.’

Yazmak kadar, okumak da önemli. Yazmak zorlu bir uğraş. Yazı ancak yazarak öğrenilir. Yazının doğrusuna, yanlışlar götürür…”

Bu da bana; benim yıllar öncesinden, insan ömrüne ilişkin söylediğim; “Doğruya giden yol yanlış duraklardan geçer.” Sözünü çağrıştırdı.

Yaşam yolunuzda, hep sanat olsun; yaşanmaya değer, daha güzel bir ömür için…

Yıllar sonra yolumun kesiştiği Şükrü Erbaş’ı heves, heyecan ve keyifle dinledim. Son şiir kitabını (Otların Uğultusu Altında) alıp, imzalattım. Ozanımızın konuk olduğu etkinliği düzenleyenlere ve beni de çağırdığı için Melda Hanım’a teşekkürler.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Site en altı
yukarı çık