• 17 Nisan 2022, Pazar 11:17
GülçinErşen

Gülçin Erşen

Kötülükle savaşıyoruz

Leyla, yazgısı kara yüzlerce kızımızdan birinin çileli anası… Onu nasıl tanıdım, yaşadıklarını nasıl öğrendim özetleyeyim: 2020 sonbaharında bir gece, Muğla’da yaşayan Diyarbakırlı bir kadın arkadaşım, Diyarbakır’daki teyzesinin kızının yıllardır yaşadığı trajediyi dinleyip, çözüm üretememenin sıkıntısıyla beni aradı. “Aklıma başka kimse gelmedi. Siz gazetecisiniz, ben biliyorum Leyla’ya siz yardım edebilirsiniz…” diyerek söze başladı ve anlattı. Arkadaşımın acılı kuzeni Leyla Hanım’ı hemen aradım, onunla da konuştuktan sonra, Av. Şenal Sarıhan’a telefon edip, danıştım. Leyla Hanım’ın da onunla konuşmasına aracı oldum. Diyarbakır’da daha önce tuttuğu avukattan muzdarip Leyla Hanım, önerimize uyup, Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Komisyonu ile görüştü. Başka bir avukat tuttular. Benim yazıp, yerel ve ulusal basına ilettiğim konuyla ilgili yazı, sosyal medyanın yanı sıra, o sıralar çalıştığım Milas Önder Gazetesi’nde, çeşitli sitelerde yayımlandı, yerel, ulusal ve uluslar arası (BBC) basında bu konuda çıkan haberlere kaynaklık etti…

İlk tanıştığımızda, “Pelda’nın anlamı ne?” diye anası Leyla Hanım’a sormuştum; “Bir dalın yaprak yeşermesi” anlamındaymış. Pelda, henüz yaşamının baharında yaprağı yolunan, kırılan taptaze bir dal… Televizyon dizilerinde, basında çıkan haberlerde, gündüz kadın programlarında görmeye alışkın olduğumuz bir trajedinin öznesi… Yaşadıklarını, birebir annesinden ayrıntısıyla dinleyince, yüreğinize oturuyor, gözleriniz doluyor, boğazınıza bir şeyler düğümleniyor ve başınız ağrıyor, ağlayamadığınız ve öfkenizi dizginlemek zorunda kaldığınız için… Leyla Hanım’ın, dünyalar güzeli kızı Pelda, henüz 12 yaşında bir çocukken, öz dayısı (yani Leyla Hanım’ın ağabeyi ) tarafından, onun oğluyla evlendirilmek üzere kaçırılır. Dayının (Haşim Oruç) ve o sıralar 19 yaşındaki oğlu Hüseyin’in (ağabeyinin ve erkek kardeşinin) çeşitli suçlardan sabıkası vardır. Leyla Hanım’ın eşi tır şoförü olduğundan uzaklardadır. Sürekli ağabeyi tarafından tehdit edilen Leyla Hanım, korkusundan bir süreliğine Osmaniye’ye taşınmıştır. Ancak, orada da rahat bulamazlar. Akrabaları aracılığıyla onları bulan Haşim, karnında bebeği ile anasına sığınan Pelda’yı gene zorla alır götürür. O sıralar 14 yaşında olan Pelda’nın önce oğlu, iki yıl sonra kızı doğar. Yaşı küçük olduğundan oğlanın velayetini daha önce Leyla Hanım almıştır. İkinci çocuk daha bir yaşındayken, Pelda, eşi ve kayınbiraderi tarafından dövülerek, işkence edilerek ve kalbine bir kurşun sıkılarak yaşamdan tamamen koparılır. Henüz 17 yaşında, iki çocuk anası gencecik bir kadıncık, öz dayısının azmettirdiği eşi ve eşinin ağabeyi tarafından öldürülür.

 

Bu nasıl dayı?

 

Genelde her gün kızıyla, hiç değilse telefonda görüşebilen Leyla Hanım, o sıralar 2 gün üst üste kızından haber alamaz. Çünkü, işkence edilen kızının telefonu elinden alınmıştır. Ölümünden bir gün önce, çocuklar yenge Zeytun Oruç (Haşim Oruç’un eşi) tarafından evden uzaklaştırılmış. Yani, aslında planlı bir cinayet söz konusudur. Kızının cenazesini yıkayan akraba ve tanıdık kadınların Leyla Hanım’a anlattığına göre; Pelda’nın bacaklarında bıçak yaraları, vücudunun çeşitli yerlerinde yeni ve eskiden kalma morluklar, yaralar, çürükler vardır. (Zaten, önceden annesinin yanına kaçıp geldiği zamanlarda, ateşte kızdırdıkları bıçağı vücuduna bastırarak kendisine işkence yaptıklarını anlatmıştır.) Ne yazık ki; otopsi yapılmadığı gibi, kadınlar ifade vermeye çekinmiştir.

Leyla Hanım, daha önce kızını kurtarabilmek için, Pelda’yı zorla kaçıran ağabeyine dava açtığında; mahkeme, 13 yaşındaki kızın kemik yaşının hesaplanmasını istediğinde, ne hikmetse, kızın kemik yaşı 18 çıkmıştır. Leyla Hanım’a göre Haşim Oruç, tehdit ya da rüşvetle sahte rapor hazırlatmıştır.

“Ben eşime kaçarak evlendim. Ağabeyim, kızımı kaçırarak bunun intikamını aldı. Sonra, onu oğullarına öldürttü.” diyor Leyla Hanım. Böyle bir şey, bunca acımasızlığa gerekçe olabilir mi?

Bütün bu yaşananlar, özellikle hukuksal süreç, kadınlarımızın ne kadar savunmasız, çaresiz, korunmasız bırakıldığının, uğradıkları haksızlıkların boyutlarını anlamamıza yetiyor.

Ben Leyla Hanım ile tanışıp, konuyu ilk kez haber yaptığımda; Pelda’nın katili Hüseyin Oruç ve suç ortağı ağabeyi cezaevindeydiler. Hüseyin Oruç, 18 yıl ceza almış, ama dava istinaf mahkemesindeydi. Leyla Hanım, müebbet hapis beklerken bu cezanın hafif kaldığını ve azmettirici dayı Haşim Oruç’un da ceza alması gerektiğini belirtiyor. Haklı olarak da kızının katilinin babası ve anasıyla kalan torunları için endişeleniyordu. Haşim, kendisiyle de akraba olan Leyla’nın önceki avukatı aracılığıyla bir oyun çevirip, o sıralar 6 ve 4 yaşlarındaki çocukların velayetini bir şekilde almayı başarmış. Haşim Oruç, sosyal medya hesabında 6 yaşındaki erkek torununa PKK’lı üniforması ve poşu ile, 4 yaşındaki kız torununa da gelinlik benzeri bir giysiyle, birlikte zafer işareti yaptırarak poz verdiriyor. Zaten kendisi de PKK bayrakları ve APO /Abdullah Öcalan posterleriyle çektirdiği fotoğrafları gururla sergiliyor. Durum böyleyken, pek çok sabıkası bulunan ve üç oğlu da ağır suçlarla (küçük oğlu da müebbet hapismiş) hüküm giymiş, katil çocuklar yetiştirmiş, öz yeğenine işkence yapılmasına göz yummuş, hatta bunu teşvik etmiş, terör örgütü yandaşı birine iki çocuk nasıl emanet edilir?!

 

Süren davalar

 

Ben bu olayı öğrendim, Leyla Hanım’ı tanıdım, Pelda’yı da onun yüreğinden gelip ağzından çıkan sözlerle dinledim ya; artık, bir kadın, bir ana, bir aydın, bir insan ve bir gazeteci olarak elimden geleni yapacağıma söz verdim. O günden bu güne, Leyla ile gece gündüz demeden, defalarca telefonda konuştuk, mesajlaştık, dost olduk… Bazen beni bilgilendirmek, müjde vermek, bazen de dertleşmek için gelişmeleri bana bildirdi Leyla Hanım. Ben de size aktarayım:

İstinaf mahkemesi yaklaşık bir yıl önce sonuçlandı… Pelda’nın katil kocası müebbet hapis cezası aldı. Ancak, suç ortağı ağabeyi, pek çok suçtan sabıkası olduğu ve defalarca hapse girip çıktığı halde, dışarıda!.. Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Komisyonu’nun karara itiraz dilekçesi nedeniyle, onun davası da Yargıtay’da sürüyormuş.

Yaklaşık 4 ay önce de Pelda’nın dayısı ve kayınpederi ve de katilinin babası Haşim Oruç, evrakta sahtecilik suçundan, devlete ödemesi gereken para cezasını ödemediği için (Zaten hakkında 32 ayrı dosya varmış.) tutuklanmış.

Bundan sonra benim de üzerinde durduğum en önemli ve gerekli aşama; Leyla Hanım’ın torunlarını, o sağlıksız ortamdan, Pelda’nın katillerinin evinden kurtarmaktı. Bununla ilgili müjdeli haber de geçen sonbaharda geldi. Leyla’nın “Çocuklarla Kişisel İlişki Kurulması” isteğiyle açtığı dava sonuçlandı: Mahkeme anneannenin, torunları ile her ayın 2. ve 4. Cumartesi günleri sabah 10.00’dan, aynı gün akşam 18.00’e kadar “Şahsi İlişki Tesisi”ne hükmetmiş. Leyla Hanım, bana bu güzel haberi, küçük torunuyla aynı yaştaki en küçük çocuğu ve torunlarıyla oyun parkında çekilmiş fotoğrafları da ileterek paylaştı. Sevinçten gözlerimin dolduğunu anımsıyorum. Sürmekte olan “Vesayet Davası” nın da lehte sonuçlanacağına inanıyorum.

Güzeller güzeli Pelda, bir simgedir. Bu olay bağlamında yaşananlar, sistemdeki ve toplumsal yapıdaki bozulmanın boyutlarını ortaya koymaktadır. Suçu, kadına yönelik her türlü şiddeti adeta özendiren, suçluları kolayla aklayan, kadınları ve çocukları yeterince koruyamayan sistemleşmiş yozlaşma ile savaşmak, kötülükle savaşmaktır. Kötülüğü iyilikle, karanlığı aydınlıkla, haksızlığı adaletle, nefreti sevgiyle yeneceğiz. Kadınlara ve analara yakışan budur. Belki o zaman “Peldalar” ın ruhu huzur, anaların yüreği şifa bulur.

Gülçin ERŞEN – 13 Mart 2022 / İzmir

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Site en altı
yukarı çık